Prize - Türkçe İngilizce Sözlük

Prize

"Prize" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 38 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
prize i. ödül
Genel
prize i. manivela
prize i. çok istenilen şey
prize i. çok istenen şey
prize i. kaldıraç
prize i. armağan
prize i. ödül
prize i. mükafat
prize i. ikramiye
prize f. kaldıraçla kaldırmak
prize f. değer biçmek
prize f. manivela ile kaldırmak
prize f. ganimet almak
prize f. takdir etmek
prize f. kanırtmak
prize f. paha biçmek
prize f. manivela ile açmak
prize f. değer vermek
prize f. -e çok değer vermek
prize f. çok değer vermek
prize f. zorlayıp açmak
prize f. kaldıraç
prize f. manivela
prize s. ödül olarak verilen
prize s. ödül kazanan
prize s. madalyalı
prize s. tam
prize s. ödüle layık
prize s. ödüllü
prize N. değerli şey
Ticaret/Ekonomi
prize i. denizde el koyma
prize i. ganimet
prize i. ikramiye
prize i. mükafat
prize i. ödül
Hukuk
prize i. ganimet
prize i. mükafat
prize f. saygı duymak

"Prize" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 137 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
booby prize i. en kötü oyuncuya verilen ödül
prize law i. savaş ganimeti hukuku
first prize i. büyük ikramiye
the smallest prize i. amorti
consolation prize i. teselli mükafatı
prize possession i. en değerli şey
prize possession i. en gözde şey
lottery prize i. ikramiye
prize-giving ceremony i. ödül töreni
prize money i. ganimet olarak verilen para
prize money i. ganimet olarak alınan para
prize money i. para ödülü
nobel peace prize i. nobel barış ödülü
prize draw i. ödül çekilişi
the nobel prize in physics i. nobel fizik ödülü
nobel physics prize i. nobel fizik ödülü
prize competition i. ödüllü yarışma
prestigious prize i. seçkin ödül
prestigious prize i. saygın ödül
prize fighter i. ödül dövüşçüsü
prize fighter i. ödül için dövüşen dövüşçü
sales prize i. satış ödülü
prize puzzle i. ödüllü bulmaca
consolation prize i. teselli ikramiyesi
grand prix (great prize) i. büyük ödül
special prize i. özel ödül
prize winner i. ödül sahibi
prize winner i. ödül kazanan kimse
prize winner i. ikramiye sahibi
cash prize i. para ödülü
the nobel prize in chemistry i. nobel kimya ödülü
gandhi peace prize i. gandhi barış ödülü
nobel prize-winning scientist i. nobel ödüllü bilim insanı
archibald prize [australia] i. yeni güney galler sanat galerisi mütevelli heyetinin 1921'den beri verdiği bir ödül
door prize i. etkinlikte verilen ödül
door prize i. çekiliş ödülü
door prize i. kura ödülü
prize question i. ödüllü soru
pulitzer prize i. her yıl düzenlenen bir edebiyat, gazetecilik ve müzik ödülü
pulitzer prize i. pulitzer ödülü
prize cow i. ödül inek
give somebody a prize f. mükafat vermek
get a prize f. mükafat almak
prize something up f. bir şeyi manivela görevini gören bir şeyle kanırtmak
win a prize f. ödül kazanmak
prize something open f. bir şeyi manivela görevini gören bir şeyle açmak
award a prize f. ödüllendirmek
win a prize f. ikramiye kazanmak
receive a prize f. ödül almak
make prize of f. ganimet almak
prize up f. kaldıraçla kaldırmak
bestow a prize f. ödül vermek
win the nobel prize f. nobel ödülü kazanmak
win the peace prize f. barış ödülü kazanmak
receive the nobel prize f. nobel ödülü almak
be awarded the prize f. ödüllendirilmek
award the prize to someone f. birine ödül vermek
award the prize to someone f. birini ödüle layık görmek
be awarded as a prize f. ödül olarak verilmek
award a prize f. ödül vermek
exhibit a prize f. adaylara ödül teklif etmek
prize-winning s. ödül kazanan
Öbek Fiiller
prize (something) from f. birine zorla söyletmek
prize (something) from f. (bir şeyi) bir şeyin içinden manivelayla çıkarmak
prize (something) from f. birinin ağzından zorla laf almak
prize (something) from f. (bir şeyi) bir şeyin içinden zorlayarak çıkarmak
prize (something) from f. birinin ağzından kerpetenle laf almak
prize someone or something above someone or something f. birini ya da bir şeyi başka birinden ya da bir şeyden üstün tutmak
prize someone or something above someone or something f. birini ya da bir şeyi başka birinden ya da bir şeyden üstüne çıkarmak
prize (someone or something) above (someone or something else) f. (birini ya da bir şeyi başka birinden ya da bir şeyden) üstüne çıkarmak
prize (someone or something) above (someone or something else) f. (birine ya da bir şeye başka birinden ya da bir şeyden) daha değer vermek
prize someone or something above someone or something f. birini ya da bir şeyi kayırmak
prize (someone or something) above (someone or something else) f. (birini ya da bir şeyi başka birinden ya da bir şeyden) üstün tutmak
prize someone or something above someone or something f. birine ya da bir şeye başka birinden ya da bir şeyden daha değer vermek
prize (someone or something) above (someone or something else) f. (birini ya da bir şeyi) kayırmak
prize above f. -den daha çok değer vermek
prize above f. -den üstün tutmak
prize above f. -i kayırmak
Atasözü
a good wife is a good prize expr. kişiyi vezir eden de karısı rezil eden de
Konuşma Dili
booby prize i. en beceriksize verilen ödül
prize out f. ağzından kerpetenle laf almak
prize out f. zorla almak
prize out f. çeke çeke çıkarmak
prize out f. zorla söyletmek
prize out f. ağzından zorla laf almak
prize out f. zorla çıkarmak
prize out f. kerpetenle sökmek
prize out f. güç uygulayarak sökmek
prize out f. kanırtarak çıkarmak
Deyim
booby prize i. sonuncuya verilen ödül
booby prize i. sonunculuk ödülü
booby prize i. alay etmek için sonuncu gelen kişiye/en başarısız kişiye verilen ödül
make prize of f. ele geçirmek
make prize of f. ödül olarak almak
keep one's eye on the prize f. sonuca odaklanmak
keep one's eyes on the prize f. sonuca odaklanmak
keep one's eyes on the prize f. amaca odaklanmak
keep one's eye on the prize f. ödüle odaklanmak
keep one's eyes on the prize f. ödüle odaklanmak
keep one's eye on the prize f. amaca odaklanmak
keep your eye on the prize expr. sonuca odaklan
keep your eyes on the prize expr. sonuca odaklan
keep your eyes on the prize expr. amaca odaklan
keep your eyes on the prize expr. ödüle odaklan
keep your eye on the prize expr. ödüle odaklan
keep your eye on the prize expr. amaca odaklan
Konuşma
the only prize they guarantee expr. sana vaat edilen tek ödül
Ticaret/Ekonomi
prize-winning bonds i. ikramiyeli istikraz
prize bond i. ikramiyeli tahvil
prize law i. piyango kanunu
third prize i. üçüncülük ödülü
grand prize i. birincilik ödülü
second prize i. ikincilik ödülü
runner-up prize i. ikincilik ödülü
consolation prize i. teselli ödülü
first prize i. birincilik ödülü
nobel prize for economics i. nobel ekonomi ödülü
Hukuk
prize goods i. deniz ganimeti
prize law i. deniz ganimeti hukuku
prize court i. ganimet mahkemesi
prize court i. gemi müsadere mahkemesi
Siyasal
ataturk international peace prize i. atatürk uluslararası barış ödülü
Bilgisayar
x prize i. x ödülü
Denizcilik
right of prize and capture i. denizde zapt ve müsadere
Medikal
nobel prize i. nobel ödülü
Matematik
fields prize i. fields ödülü
Edebiyat
nobel prize in literature i. nobel edebiyat ödülü
man booker prize i. man booker ödülü
man booker prize i. her yıl ingiltere uluslar topluluğu'na mensup ülkelerden veya irlanda'dan edebi bir kurgu esere verilen bir ödül
booker prize i. man booker ödülü'nün eski adı
Askeri
prize law i. savaş ganimeti hukuku
Silah/Atıcılık
shot off for a prize i. yarışmada finale kalmak
Spor
prize fight i. müsabaka dövüşü
the prize ring i. ödül için dövüşen dövüşçülerin içinde bulunduğu ring
Argo
prize of the poor i. ölüm cezası
keep one's eye on the prize f. sonuca odaklanmak
İngiliz Argosu
prize idiot expr. tam bir idiot