Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
ureteronephrectomy
immerged
Reference state
debel
wire control
bracket
local development program
ABC analysis
text below
goodliness
polyhalite
ignition modules
Eigenfrequency
Steuercode
perbromate
taiko
polythionate
drum winch
material list
be knighted
boroglycerine
Dissertation
sampling (statistics)
same effects
Rocket
Geçmiş
Cümleler
"Rocket"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 29 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Yaygın Kullanım
1
Yaygın Kullanım
rocket
i.
roket
Genel
2
Genel
rocket
i.
frenkmenekşesi
3
Genel
rocket
i.
jülyen
4
Genel
rocket
i.
füze
5
Genel
rocket
i.
papara
6
Genel
rocket
i.
havai fişek
7
Genel
rocket
i.
azar
8
Genel
rocket
f.
roket atmak
9
Genel
rocket
f.
fırlamak
10
Genel
rocket
f.
füze fırlatmak
11
Genel
rocket
f.
birden artmak
12
Genel
rocket
f.
roketle iletmek
13
Genel
rocket
f.
öne çıkarmak
14
Genel
rocket
f.
(kuş) kabararak kızarmak
15
Genel
rocket
f.
hızlı seyahat etmek
16
Genel
rocket
f.
hızla yukarı doğru uçmak
17
Genel
rocket
f.
hızla geçmek
18
Genel
rocket
f.
(makama vb.) yükselmek
19
Genel
rocket
f.
hızla yükselmek
Teknik
20
Teknik
rocket
i.
roket
Mutfak
21
Mutfak
rocket
i.
roka
Botanik
22
Botanik
rocket
i.
roka
23
Botanik
rocket
i.
avrupa'da yetişen, genellikle tazeyken hasat edilen ve salata yapımında kullanılan tek yıllık bir bitki
24
Botanik
rocket
i.
haçlıgiller familyasından beyaz-mor güzel kokulu çiçekler açan bir bitki
Coğrafya
25
Coğrafya
rocket
i.
teksas eyaletinde şehir
Askeri
26
Askeri
rocket
i.
füze
27
Askeri
rocket
i.
roket
28
Askeri
rocket
i.
tepkili mermi
29
Askeri
rocket
i.
füze
"Rocket"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
research rocket
i.
araştırma roketi
2
Genel
submarine rocket
i.
denizaltı roketi
3
Genel
liquid fuel rocket
i.
sıvı yakıtlı roket
4
Genel
jato rocket
i.
jato roketi
5
Genel
dyer's rocket
i.
cehri
6
Genel
solid rocket fuel
i.
katı roket yakıtı
7
Genel
rocket engines
i.
roket türbinleri
8
Genel
bottle rocket
i.
(küçük/ufak) havai fişek
9
Genel
bottle rocket
i.
(küçük) işaret fişeği
10
Genel
booster rocket
i.
hız kazandırıcı roket
11
Genel
distress rocket
i.
imdat fişeği
12
Genel
rocket scientist
i.
akıllı düşünür
13
Genel
rocket scientist
i.
bilim adamı
14
Genel
rocket scientist
i.
yönetim ekibindeki en zeki kişi
15
Genel
carrier rocket
i.
taşıyıcı roket
16
Genel
get a rocket
f.
zılgıt yemek
17
Genel
get a rocket
f.
azar işitmek
18
Genel
launch a rocket
f.
roket atmak
19
Genel
get a rocket
f.
papara yemek
20
Genel
the sales rocket
f.
satış patlamak
21
Genel
a person's blood sugar level rocket up/shoot up
f.
şekeri yükselmek
22
Genel
a person's blood sugar level rocket up/shoot up
f.
şekeri fırlamak
23
Genel
a person's blood sugar level rocket up/shoot up
f.
şekeri azmak
24
Genel
rocket the satellite into space
f.
uyduyu uzaya roket ile yollamak
25
Genel
rocket-propelled
s.
roket motoruyla çalışan
Öbek Fiiller
26
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükseltmek
27
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
hızla bir şeye yükselmek
28
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükselmek
29
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir duruma) gelmek
30
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeyin/yerin) içine fırlatmak
31
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
füze gibi (bir şeye/yere) fırlamak
32
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeyin/yerin) içine füze gibi göndermek
33
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
hızla bir şey (önem, ün, başarı) kazanmak
34
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir duruma) getirmek
35
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) gelmek
36
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
bir şey yolunda hızlı bir çıkış yapmak
37
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir şeyin/yerin) içine fırlatmak
38
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
hızla bir şeye doğru tırmanmak
39
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeyin/yerin) içine fırlamak
40
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
roket gibi (bir şeye/yere) fırlatmak
41
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) getirmek
42
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
hızla bir şeyi (ünü, başarıyı) elde etmek
43
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir şey) haline getirmek
44
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükseltmek
45
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir şey) olmak
46
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir şeyin/yerin) içine girmek
47
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
bir anda bir şeyi (ünü, başarıyı) yakalamak
48
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir şeyin/yerin) içine dalmak
49
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeyin/yerin) içine roket gibi dalmak
50
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
hızla bir şeye yükselmek
51
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
hızla bir şeye doğru tırmanmak
52
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) getirmek
53
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir şeye/yere) fırlatmak
54
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir duruma) getirmek
55
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeyin/yerin) içine roket gibi göndermek
56
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
füze gibi (bir şeye/yere) fırlatmak
57
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeye/yere) fırlatmak
58
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükselmek
59
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) gelmek
60
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlatmak
61
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
hızla bir şeyin içine dalmak
62
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir şey) haline getirmek
63
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
hızla bir yere fırlamak
64
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir duruma) gelmek
65
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
hızla bir yere fırlamak
66
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeyin/yerin) içine füze gibi dalmak
67
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
gökyüzüne/uzaya fırlamak
68
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
gökyüzüne/uzaya fırlamak
69
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
bir anda bir şeyi (ünü, başarıyı) yakalamak
70
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
roket gibi (bir şeye/yere) fırlamak
71
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
hızla bir şeyin içine dalmak
72
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
hızla bir şeyi (ünü, başarıyı) elde etmek
73
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
çok hızlı bir şekilde (bir şey) olmak
74
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlamak
75
Öbek Fiiller
rocket into (something or some place)
f.
(bir şeye/yere) fırlamak
76
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
(bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlamak
77
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
bir şey yolunda bir anda bir sıçrama yapmak
78
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
bir şey yolunda bir anda bir sıçrama yapmak
79
Öbek Fiiller
rocket to (something or some place)
f.
(bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlatmak
80
Öbek Fiiller
rocket into something
f.
bir şey yolunda hızlı bir çıkış yapmak
81
Öbek Fiiller
rocket to something
f.
hızla bir şey (önem, ün, başarı) kazanmak
82
Öbek Fiiller
rocket into
f.
içine fırlatmak
83
Öbek Fiiller
rocket into
f.
bir anda bir sıçrama yapmak
84
Öbek Fiiller
rocket into
f.
içine fırlamak
85
Öbek Fiiller
rocket into
f.
hızla (bir şeyi) yakalamak/elde etmek
86
Öbek Fiiller
rocket to
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) gelmek
87
Öbek Fiiller
rocket into
f.
-e fırlatmak
88
Öbek Fiiller
rocket into
f.
içine füze gibi dalmak
89
Öbek Fiiller
rocket to
f.
-e fırlamak
90
Öbek Fiiller
rocket to
f.
-e yükselmek
91
Öbek Fiiller
rocket to
f.
hızlı bir çıkış yapmak
92
Öbek Fiiller
rocket to
f.
bir anda bir sıçrama yapmak
93
Öbek Fiiller
rocket into
f.
hızlı bir çıkış yapmak
94
Öbek Fiiller
rocket up
f.
hızla yükselmek
95
Öbek Fiiller
rocket to
f.
çok hızlı bir şekilde (bir duruma) gelmek/getirmek
96
Öbek Fiiller
rocket into
f.
hızla içine girmek
97
Öbek Fiiller
rocket into
f.
hızla (bir şeye) yükselmek
98
Öbek Fiiller
rocket to
f.
içine dalmak
99
Öbek Fiiller
rocket to
f.
hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükselmek
100
Öbek Fiiller
rocket into
f.
-e fırlamak
101
Öbek Fiiller
rocket to
f.
hızla (bir şeye) doğru tırmanmak
102
Öbek Fiiller
rocket to
f.
hızla (bir şeyi) yakalamak/elde etmek
103
Öbek Fiiller
rocket up
f.
hızla ilerlemek
104
Öbek Fiiller
rocket up
f.
hızlı bir ilerleme/yükselme kaydetmek
105
Öbek Fiiller
rocket up
f.
fırlamak
106
Öbek Fiiller
rocket into
f.
hızla (bir şeye) doğru tırmanmak
İfadeler
107
İfadeler
it is not rocket science
expr.
atla deve değil
Konuşma Dili
108
Konuşma Dili
crotch-rocket
i.
motosiklet
109
Konuşma Dili
crotch-rocket
i.
özellikle crotch-rocket tipi motosiklet
110
Konuşma Dili
rocket science
i.
matematiksel yetenek gerektiren zeka
111
Konuşma Dili
rice-rocket
i.
Japonya'dan ithal edilen hızlı ve hafif bir motosiklet
112
Konuşma Dili
rice-rocket
i.
yüksek performanslı japon spor motosikleti
113
Konuşma Dili
bolt ya rocket
expr.
yürü git
114
Konuşma Dili
bolt ya rocket
expr.
bas git
115
Konuşma Dili
bolt ya rocket
expr.
beni rahat bırak
Deyim
116
Deyim
get a rocket
f.
papara yemek
117
Deyim
get a rocket
f.
zılgıt yemek
118
Deyim
give somebody a rocket
f.
birine verip veriştirmek
119
Deyim
give somebody a rocket
f.
birini azarlamak
120
Deyim
go like a rocket
f.
sorunsuz çalışmak
121
Deyim
go like a rocket
f.
tıkır tıkır çalışmak
122
Deyim
put a rocket under somebody
f.
acele ettirmek/hızlandırmak
123
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
kısa süreli parlayıp sönmek
124
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
yıldızı bir anda parlamak (ve kısa sürede sönmek)
125
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
bir anda parlamak (ve sönmek)
126
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
hızla yükselip birden çakılmak
127
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
geçici ve hızlı bir yükseliş yaşamak
128
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
roket hızıyla yükseldiği yerden aynı hızla yere çakılmak
129
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
bir anda parlayıp sönmek
130
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
roket hızıyla yükselip aynı hızla dibe vurmak
131
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
çarpıcı biçimde yükselmek (ve aynı şekilde düşüş yaşamak)
132
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
kısa süren bir başarı elde etmek
133
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
çok hızlı bir şekilde parlayıp fıs diye sönmek
134
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
hızla yükselmek (ve birden çakılmak)
135
Deyim
rise like a rocket (and fall like a stick)
f.
roket hızında yükselmek (ve aynı hızla dibe vurmak)
136
Deyim
give (one) a rocket [uk/australia]
f.
(birini) haşlamak
137
Deyim
give (one) a rocket [uk/australia]
f.
(birinin) canına okumak
138
Deyim
give (one) a rocket [uk/australia]
f.
(birine) fırça atmak
139
Deyim
give (one) a rocket [uk/australia]
f.
(birini) azarlamak
140
Deyim
put a rocket under (someone or something) [uk]
f.
(birini/bir şeyi) harekete geçirmek/hızlandırmak
141
Deyim
put a rocket under (someone or something) [uk]
f.
(birini/bir şeyi) motive/teşvik etmek
142
Deyim
put a rocket under (someone or something) [uk]
f.
(birini/bir şeyi) dürtmek/güdülemek
143
Deyim
rise like a rocket
f.
hızla yükselmek
144
Deyim
rise like a rocket
f.
roket hızında yükselmek
145
Deyim
rise like a rocket
f.
çarpıcı biçimde yükselmek
146
Deyim
rise like a rocket
f.
bir anda parlamak
147
Deyim
rise like a rocket
f.
hızla yukarı fırlamak
148
Deyim
not a rocket science
expr.
çözümlenebilecek basit olay
149
Deyim
it is not rocket science
expr.
atla deve değil
150
Deyim
this is not rocket science
expr.
çok zor değil
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of Rocket
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy