Rocket - Turco Inglés Diccionario

Rocket

Significados de "Rocket" en diccionario turco inglés : 29 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
rocket n. roket
General
rocket n. frenkmenekşesi
rocket n. jülyen
rocket n. füze
rocket n. papara
rocket n. havai fişek
rocket n. azar
rocket v. roket atmak
rocket v. fırlamak
rocket v. füze fırlatmak
rocket v. birden artmak
rocket v. roketle iletmek
rocket v. öne çıkarmak
rocket v. (kuş) kabararak kızarmak
rocket v. hızlı seyahat etmek
rocket v. hızla yukarı doğru uçmak
rocket v. hızla geçmek
rocket v. (makama vb.) yükselmek
rocket v. hızla yükselmek
Technical
rocket n. roket
Gastronomy
rocket n. roka
Botanic
rocket n. roka
rocket n. avrupa'da yetişen, genellikle tazeyken hasat edilen ve salata yapımında kullanılan tek yıllık bir bitki
rocket n. haçlıgiller familyasından beyaz-mor güzel kokulu çiçekler açan bir bitki
Geography
rocket n. teksas eyaletinde şehir
Military
rocket n. füze
rocket n. roket
rocket n. tepkili mermi
rocket n. füze

Significados de "Rocket" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
research rocket n. araştırma roketi
submarine rocket n. denizaltı roketi
liquid fuel rocket n. sıvı yakıtlı roket
jato rocket n. jato roketi
dyer's rocket n. cehri
solid rocket fuel n. katı roket yakıtı
rocket engines n. roket türbinleri
bottle rocket n. (küçük/ufak) havai fişek
bottle rocket n. (küçük) işaret fişeği
booster rocket n. hız kazandırıcı roket
distress rocket n. imdat fişeği
rocket scientist n. akıllı düşünür
rocket scientist n. bilim adamı
rocket scientist n. yönetim ekibindeki en zeki kişi
carrier rocket n. taşıyıcı roket
get a rocket v. zılgıt yemek
get a rocket v. azar işitmek
launch a rocket v. roket atmak
get a rocket v. papara yemek
the sales rocket v. satış patlamak
a person's blood sugar level rocket up/shoot up v. şekeri yükselmek
a person's blood sugar level rocket up/shoot up v. şekeri fırlamak
a person's blood sugar level rocket up/shoot up v. şekeri azmak
rocket the satellite into space v. uyduyu uzaya roket ile yollamak
rocket-propelled adj. roket motoruyla çalışan
Phrasals
rocket into (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükseltmek
rocket to something v. hızla bir şeye yükselmek
rocket to (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükselmek
rocket to (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir duruma) gelmek
rocket into (something or some place) v. (bir şeyin/yerin) içine fırlatmak
rocket into (something or some place) v. füze gibi (bir şeye/yere) fırlamak
rocket into (something or some place) v. (bir şeyin/yerin) içine füze gibi göndermek
rocket into something v. hızla bir şey (önem, ün, başarı) kazanmak
rocket into (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir duruma) getirmek
rocket to (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) gelmek
rocket to something v. bir şey yolunda hızlı bir çıkış yapmak
rocket into (something or some place) v. hızla (bir şeyin/yerin) içine fırlatmak
rocket into something v. hızla bir şeye doğru tırmanmak
rocket into (something or some place) v. (bir şeyin/yerin) içine fırlamak
rocket into (something or some place) v. roket gibi (bir şeye/yere) fırlatmak
rocket into (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) getirmek
rocket to something v. hızla bir şeyi (ünü, başarıyı) elde etmek
rocket into (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir şey) haline getirmek
rocket to (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükseltmek
rocket into (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir şey) olmak
rocket into (something or some place) v. hızla (bir şeyin/yerin) içine girmek
rocket to something v. bir anda bir şeyi (ünü, başarıyı) yakalamak
rocket into (something or some place) v. hızla (bir şeyin/yerin) içine dalmak
rocket into (something or some place) v. (bir şeyin/yerin) içine roket gibi dalmak
rocket into something v. hızla bir şeye yükselmek
rocket to something v. hızla bir şeye doğru tırmanmak
rocket to (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) getirmek
rocket into (something or some place) v. hızla (bir şeye/yere) fırlatmak
rocket to (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir duruma) getirmek
rocket into (something or some place) v. (bir şeyin/yerin) içine roket gibi göndermek
rocket into (something or some place) v. füze gibi (bir şeye/yere) fırlatmak
rocket into (something or some place) v. (bir şeye/yere) fırlatmak
rocket into (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükselmek
rocket into (something or some place) v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) gelmek
rocket into (something or some place) v. (bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlatmak
rocket to something v. hızla bir şeyin içine dalmak
rocket to (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir şey) haline getirmek
rocket to something v. hızla bir yere fırlamak
rocket into (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir duruma) gelmek
rocket into something v. hızla bir yere fırlamak
rocket into (something or some place) v. (bir şeyin/yerin) içine füze gibi dalmak
rocket to something v. gökyüzüne/uzaya fırlamak
rocket into something v. gökyüzüne/uzaya fırlamak
rocket into something v. bir anda bir şeyi (ünü, başarıyı) yakalamak
rocket into (something or some place) v. roket gibi (bir şeye/yere) fırlamak
rocket into something v. hızla bir şeyin içine dalmak
rocket into something v. hızla bir şeyi (ünü, başarıyı) elde etmek
rocket to (something or some place) v. çok hızlı bir şekilde (bir şey) olmak
rocket into (something or some place) v. (bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlamak
rocket into (something or some place) v. (bir şeye/yere) fırlamak
rocket to (something or some place) v. (bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlamak
rocket into something v. bir şey yolunda bir anda bir sıçrama yapmak
rocket to something v. bir şey yolunda bir anda bir sıçrama yapmak
rocket to (something or some place) v. (bir konuma/sıralamaya/duruma) fırlatmak
rocket into something v. bir şey yolunda hızlı bir çıkış yapmak
rocket to something v. hızla bir şey (önem, ün, başarı) kazanmak
rocket into v. içine fırlatmak
rocket into v. bir anda bir sıçrama yapmak
rocket into v. içine fırlamak
rocket into v. hızla (bir şeyi) yakalamak/elde etmek
rocket to v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) gelmek
rocket into v. -e fırlatmak
rocket into v. içine füze gibi dalmak
rocket to v. -e fırlamak
rocket to v. -e yükselmek
rocket to v. hızlı bir çıkış yapmak
rocket to v. bir anda bir sıçrama yapmak
rocket into v. hızlı bir çıkış yapmak
rocket up v. hızla yükselmek
rocket to v. çok hızlı bir şekilde (bir duruma) gelmek/getirmek
rocket into v. hızla içine girmek
rocket into v. hızla (bir şeye) yükselmek
rocket to v. içine dalmak
rocket to v. hızla (bir konuma/sıralamaya/duruma) yükselmek
rocket into v. -e fırlamak
rocket to v. hızla (bir şeye) doğru tırmanmak
rocket to v. hızla (bir şeyi) yakalamak/elde etmek
rocket up v. hızla ilerlemek
rocket up v. hızlı bir ilerleme/yükselme kaydetmek
rocket up v. fırlamak
rocket into v. hızla (bir şeye) doğru tırmanmak
Phrases
it is not rocket science expr. atla deve değil
Colloquial
crotch-rocket n. motosiklet
crotch-rocket n. özellikle crotch-rocket tipi motosiklet
rocket science n. matematiksel yetenek gerektiren zeka
rice-rocket n. Japonya'dan ithal edilen hızlı ve hafif bir motosiklet
rice-rocket n. yüksek performanslı japon spor motosikleti
bolt ya rocket expr. yürü git
bolt ya rocket expr. bas git
bolt ya rocket expr. beni rahat bırak
Idioms
get a rocket v. papara yemek
get a rocket v. zılgıt yemek
give somebody a rocket v. birine verip veriştirmek
give somebody a rocket v. birini azarlamak
go like a rocket v. sorunsuz çalışmak
go like a rocket v. tıkır tıkır çalışmak
put a rocket under somebody v. acele ettirmek/hızlandırmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. kısa süreli parlayıp sönmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. yıldızı bir anda parlamak (ve kısa sürede sönmek)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. bir anda parlamak (ve sönmek)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. hızla yükselip birden çakılmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. geçici ve hızlı bir yükseliş yaşamak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. roket hızıyla yükseldiği yerden aynı hızla yere çakılmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. bir anda parlayıp sönmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. roket hızıyla yükselip aynı hızla dibe vurmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. çarpıcı biçimde yükselmek (ve aynı şekilde düşüş yaşamak)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. kısa süren bir başarı elde etmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. çok hızlı bir şekilde parlayıp fıs diye sönmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. hızla yükselmek (ve birden çakılmak)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. roket hızında yükselmek (ve aynı hızla dibe vurmak)
give (one) a rocket [uk/australia] v. (birini) haşlamak
give (one) a rocket [uk/australia] v. (birinin) canına okumak
give (one) a rocket [uk/australia] v. (birine) fırça atmak
give (one) a rocket [uk/australia] v. (birini) azarlamak
put a rocket under (someone or something) [uk] v. (birini/bir şeyi) harekete geçirmek/hızlandırmak
put a rocket under (someone or something) [uk] v. (birini/bir şeyi) motive/teşvik etmek
put a rocket under (someone or something) [uk] v. (birini/bir şeyi) dürtmek/güdülemek
rise like a rocket v. hızla yükselmek
rise like a rocket v. roket hızında yükselmek
rise like a rocket v. çarpıcı biçimde yükselmek
rise like a rocket v. bir anda parlamak
rise like a rocket v. hızla yukarı fırlamak
not a rocket science expr. çözümlenebilecek basit olay
it is not rocket science expr. atla deve değil
this is not rocket science expr. çok zor değil