| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | artakalan | leftover s. | ||
|
Kiandra mixed pork meat with some leftover macaroni and cheese. Kiandra domuz etini artakalan kalan peynirli makarnayla karıştırdı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | artakalan | leftover i. | ||
|
Kiandra mixed pork meat with some leftover macaroni and cheese. Kiandra domuz etini artakalan kalan peynirli makarnayla karıştırdı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | artakalan | remaining behind i. | ||
| Genel | artakalan | vestigial s. | ||
| Genel | artakalan | obsolescent s. | ||
| Genel | artakalan | remnant s. | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | artakalan | residual s. | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | artakalan miktar | surplus i. | ||
| Genel | ||||
| Genel | artakalan şey | survival i. | ||
| Genel | artakalan miktar | surplus i. | ||
| Genel | bir azizin bedeninden artakalan parça veya özel eşya | relic i. | ||
| Genel | bir azizin bedeninden artakalan parça veya özel eşya | relik [obsolete] i. | ||
| Genel | bir azizin bedeninden artakalan parça veya özel eşya | relict [obsolete] i. | ||
| Genel | artakalan miktar | overcome [scotland] i. | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | metallerin ya da minerallerin yakılmasından artakalan oksitler veya küller | calces i. | ||
| Teknik | metallerin ya da minerallerin yakılmasından artakalan oksit veya kül | calx i. | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | pişmiş üründen artakalan mayalı kabarık hamurla yapılan ekmek | salt-rising bread i. | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | bir azizin bedeninden artakalan parça ve özel eşya | relique i. | ||