başına getirmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

başına getirmek



"başına getirmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Phrasals
başına getirmek bring about f.

"başına getirmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 37 sonuç

Türkçe İngilizce
General
aklını başına getirmek disenchant f.
birinin aklını başına getirmek make someone see reason f.
birinin aklını başına getirmek bring someone to reason f.
aklını başına getirmek sober up f.
aklını başına getirmek sober f.
aklını başına getirmek bring somebody to his senses f.
aklını başına getirmek chasten f.
aklını başına getirmek bring to one's senses f.
aklını başına getirmek bring to reason f.
aklını başına getirmek bring one to oneself f.
aklını başına getirmek unbefool f.
Phrasals
aklını başına getirmek bring around f.
aklını başına getirmek bring someone around f.
aklını başına getirmek bring round f.
aklını başına getirmek bring around f.
aklını başına getirmek bring round f.
(birinin ya da bir şeyin) başına (kötü bir şey) getirmek wreak (something) on (someone or something) f.
kendi başına felaket getirmek bring on f.
aklını başına getirmek bring someone to f.
Idioms
aklını başına getirmek bring one to his bearings f.
(birinin) aklını başına getirmek bring (one) low f.
aklını başına getirmek bring (something) home (to someone) f.
aklını başına getirmek bring something home to someone f.
aklını başına getirmek cut (one's) comb f.
aklını başına getirmek bring one to one's senses f.
aklını başına getirmek bring home f.
aklını başına getirmek drive home f.
aklını başına getirmek knock some sense into someone f.
aklını başına getirmek knock some sense in f.
aklını başına getirmek beat sense into f.
aklını başına getirmek bring to one's senses f.
birinin aklını başına getirmek talk some sense into somebody f.
birinin aklını başına getirmek come down hard on someone f.
(birilerinin) aklını başına getirmek bang people's heads together f.
(birilerinin) aklını başına getirmek knock people's heads together f.
(birinin) aklını başına getirmek make (one) see sense f.
(birinin) aklını başına getirmek (make somebody) see sense/reason f.