brown - Türkçe İngilizce Sözlük

brown

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

brown — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kahverengi, kahverengileşmek
Okunuş (IPA):
(AmE /braʊn/ – BrE /braʊn/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim: brown; Fiil: brown (browns – browned – browning)
Kahverengi rengi anlatır; fiil olarak kahverengileşmeyi (özellikle yiyeceklerde) ifade edebilir. Eski İngilizce brūn kökünden gelmektedir; renk adları içinde en eski tabakalardandır

"brown" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
brown s. kahverengi
My son is the one with brown eyes.
Gözleri kahverengi olan benim oğlum.

More Sentences
Genel
brown i. kahverengi
In the lower part of the back, you can see the dark brown membrane of the wings.
Sırtın alt kısmında kanatların koyu kahverengi zarını görebilirsiniz.

More Sentences
brown i. güneş yanığı
He asked, ' Where were you this summer? You look so brown.'
'Bu yaz neredeydin? İyice güneş yanığı olmuşsun.' dedi.

More Sentences
Boyacılık
brown i. kahverengi pigment
The browns of the painting look magnificent.
Tablodaki kahverengi pigmentler muhteşem görünüyor.

More Sentences
Mutfak
brown f. kavurmak
Brown the meat in a pan before you put the onions in it.
İçine soğanları eklemeden önce eti tavada kavurun.

More Sentences
Genel
brown f. esmerleşmek
brown f. esmerleştirmek
brown f. esmerletmek
brown f. karartmak
brown f. kızarmak
brown f. usanmak
brown f. kahverengileşmek
brown f. karamak
brown f. kararmak
brown f. kızartmak
brown f. güneşten yanmak
brown s. kumral (saç)
brown s. güneşten yanmış
brown s. kumral
brown s. esmer
brown s. karanlık
brown s. loş
brown s. kasvetli
Tekstil
brown i. kahverengi giysi
brown s. ağartılmamış (kumaş, kağıt)
Boyacılık
brown i. kahverengi boya
brown i. bir turuncu tonu
brown f. (sıvalamada duvara) kahverengi kat atmak
Gıda
brown s. ağartılmamış veya tam buğdaylı undan yapılan (ekmek)
Mutfak
brown f. pembeleşmek
Zooloji
brown i. boz ayı
brown i. alabalık
brown i. kahverengi alg
brown i. siyahımsı kahverengi bir at kürkü rengi
Eğitim
brown i. rodos adası'nda bir üniversite
Askeri
brown s. nazi
Silah/Atıcılık
brown f. (av kuşlarına) rastgele ateş etmek
Spor
brown i. dört puan değerinde bir bilardo topu rengi
Kuşbilim
brown i. uçan av kuşu sürüsü
Böcek Bilimi
brown i. çayıresmeri
Argo
brown i. eroin
brown f. (nüfus) giderek latinleşmek
brown s. siyahi
İngiliz Argosu
brown i. bakır sikke

"brown" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
brown sugar i. esmer şeker
Genel
grayish brown i. gri kahverengi
brown rat i. kahverengi fare
brown sauce i. kahverengi sos
brown creeper i. kahverengi sürüngen
brown bullhead i. kahverengi yayın balığı
brown hyena i. kahverengi sırtlan
light brown i. devetüyü
brown bear i. boz ayı
little brown bat i. küçük kahverengi yarasa
brown roof i. kahverengi çatı
brown onion sauce i. kahverengi soğan sosu
vandyke brown i. koyu kahverengi
brown fish owl i. balıkbaykuşu
brown betty i. puding
brown knapweed i. kahverengi peygamber çiçeği
reddish brown i. kırmızımsı kahverengi
brown sugar i. esmerşeker
golden brown i. kızıl kahverengi
brown rice i. kahverengi pirinç
brown algae i. kahverengi yosun
brown rice i. dövülmemiş kabuksuz pirinç
red brown i. kızıl kahve
brown seaweeds i. fukusgiller
olive brown i. yeşilimsi kahverengi
brown diet i. brown diyeti (dr.brown)
brown lemming i. kahverengi kır faresi
brown hickory i. kahverengi ceviz
brown forest soil i. kahverengi orman toprağı
brown cup i. kahverengi kupa
brown study i. dalgınlık
brown bear i. bozayı
brown butter i. kahverengi tereyağı
light brown colour i. devetüyü
brown lacewing i. kahverengi kanatlı böcek
deep brown i. koyu kahverengi
brown marble i. kahverengi mermer
brown packaging tape i. koli bandı
bishop bismarck brown i. piskopos bismarck kahverengisi
brown rot i. kahverengi çürük
brown coal i. yağız kömür
brown stain i. kahverenkli çürük
brown paper i. paket kağıdı
brown coal i. linyit
brown bread i. siyah ekmek
brown coal i. linyit kömürü
brown-necked raven i. çöl kuzgunu
brown-nose i. dalkavuk
chukker-brown i. grimsi kahverengi
brown rice i. çeltik
brown rice i. kabuğu ayıklanmamış pirinç
brown bess i. çakmaklı tüfek
brown-bag i. kese kağıdı
brown-haired girl i. kahverengi saçlı kız
brown coal i. kahverengi maden kömürü
brown paper i. ambalaj kağıdı
crude brown sugar i. ham kahverengi şeker
golden-brown coat i. kızıl kahverengi ceket
brown hair i. kahverengi saç
dark brown i. koyu kumral
brown leather jacket i. kahverengi deri ceket
tawny-brown i. sarımsı kahverengi
tawny-brown i. (turuncuya çalan) açık kahverengi
tawny-brown i. açık kahverengi
tawny-brown i. sarımsı kahverengi
tawny-brown i. sarımsı kahverengi
red-brown i. kızıl kahve
reddish-brown i. kırmızımsı kahverengi
hair-brown i. kumral
mast brown i. açık bir kahverengimsi turuncu tonu
brown bagging i. öğle yemeğini kağıt çantada işe götürme
brown owl i. brownie guides izci grubunun yetişkin lideri
brown bag i. kağıt çanta
brown pound i. britanya'daki siyahi ve asyalı azınlıkların toplu alım gücü
brown bagging i. alkol satılmayan restorana dışarıdan içki götürme
brown goo i. kahverengi yapışkan madde
beaver brown i. sarımsı bir kahverengi tonu
get brown f. bronzlaşmak
brown-bag f. kese kağıdına koymak
fry the onions until they turn golden brown f. soğanları pembeleşinceye kadar kavurmak
fry the onions until they turn golden brown f. soğanları pembeleşinceye kadar kızartmak
brown-bag f. öğle yemeğini yanında götürmek
brown bag f. öğle yemeğini kağıt çantada yanında götürmek
brown-bag f. (restoran) içki satmayan bir yere içki götürmek
brown bag f. kağıt çantada içki taşımak
as brown as s. kadar kahverengi
light brown s. ala (göz)
in a brown study s. başka şeylere dikkat etmeyecek kadar düşünceye dalmış
as brown as a berry s. güneşte kararmış
purple brown s. vişneçürüğü
brown-skinned s. kumral
brown-haired s. kumral
brown-haired s. kumral (saç)
light-brown s. ala (göz)
brown-haired s. koyu saçlı
brown-feathered s. kahverengi tüylü (kuş)
purple and brown s. mor ve kahverengi
seal-brown s. siyaha yakın koyu kahverengi
tawny-brown s. sarımsı kahverengi
tawny-brown s. (turuncuya çalan) açık kahverengi
tawny-brown s. açık kahverengi
tawny-brown s. sarımsı kahverengi
tawny-brown s. sarımsı kahverengi
chestnut-brown s. (saç veya kuş tüyü) kestaneye çalan kahverengi
hair-brown s. kumral renkli
hazel-brown s. elaya çalan kahverengi
yellow-brown s. kahverengimsi sarı renkte
brown-speckled s. kahverengi çilli
brown-striped s. kahverengi çizgili
brown-black s. kahverengiye çalan siyah renkte
rust-brown s. kızıl kahverengi olan
rusty-brown s. pas renginde
rust-brown s. pas renginde
rusty-brown s. kızıl kahverengi olan
olive brown s. yeşilimsi kahverengi olan (kıyafet)
orange-brown s. kahverengimsi turuncu
brn (brown) kısalt. kahverengi
Öbek Fiiller
brown off f. sıkmak
brown off f. canını sıkmak
brown off f. sıkıntı vermek
brown someone off f. birinin canını sıkmak
brown someone off f. birini kızdırmak
brown someone off f. birini sinirlendirmek
brown out f. voltaj düşmek
brown out f. kısmi karartma uygulamak
İfadeler
done brown s. aptal yerine konmuş
done brown s. fena kandırılmış
done brown s. keriz gibi aldatılmış
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kızartın
fry the onions until they turn golden brown expr. soğanları pembeleşinceye kadar kavurun
she has brown hair expr. onun kahverengi saçları var
the quick brown fox jumps over the lazy do expr. ingilizce alfabenin tüm harflerini içeren bir hatırlatıcı cümle
Konuşma Dili
brown bagger i. halka açık bir yere veya içkisiz restorana kendi içkisini getiren (kişi)
brown bagger i. (işe/okula) evden yemek/yemeğini evden getiren (kişi)
brown power i. latin amerikalıların gücü/sivil haklar hareketi
brown power i. yenilenemez/kirli enerji
brown race i. malay ırkı
brown race i. polinezya ırkı
brown-nose f. dalkavukluk etmek
brown-nose f. yağ yapmak
brown-nose f. yaltaklanmak
brown-nose f. pohpohlamak
brown-nose f. yağ çekmek
brown-bag it f. (işe/okula) evden yemek getirmek
with brown eyes and dark hair s. kahverengi gözlü koyu renk saçlı
how now, brown cow? expr. n'aber, ne var ne çok?
how now brown cow expr. (yoğurdu sarımsakladın mı sarımsaklamadın mı benzeri) tekerlemelerden esinlenilen şaka yollu bir selamlama sözü
how now, brown cow? expr. (yoğurdu sarımsakladın mı sarımsaklamadın mı benzeri) tekerlemelerden esinlenilen şaka yollu bir selamlama sözü
how now, brown cow? expr. ses egzersizi olarak doğan şaka yollu selamlama "how are you ne var yu"
how now brown cow expr. ses egzersizi olarak doğan şaka yollu selamlama (how are you ne var yu)