cezaevinde - Türkçe İngilizce Sözlük

cezaevinde

"cezaevinde" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 5 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
cezaevinde in prison zf.
It has been mentioned that people are in prison who should not be, first and foremost Leyla Zana.
Başta Leyla Zana olmak üzere cezaevinde olmaması gereken kişilerin cezaevinde olduğundan bahsedilmiştir.

More Sentences
Konuşma Dili
cezaevinde behind bars expr.
Argo
cezaevinde in the slammer expr.
cezaevinde in the belly of the beast expr.
cezaevinde up the river expr.

"cezaevinde" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 25 sonuç

Türkçe İngilizce
Öbek Fiiller
(bir cezaevinde belli bir süre) yatmak/ceza çekmek serve (something) in (something or some place) f.
İfadeler
cezaevinde kaldığı süre dikkate alınarak taking into account the time he has already spent in prison expr.
cezaevinde kaldığı süre dikkate alınarak taking into account the time he has already spent in jail expr.
Hukuk
cezaevinde para karşılığı seks yapan mahkum sister i.
cezaevinde kaldığı süre jail time i.
cezaevinde kalacağı süre jail time i.
cezaevinde yargılanmayı bekleyen on remand s.
Siyasal
cezaevinde yatan hükümlü sayısını azaltmaya yönelik hükümet politikası decarceration i.
Argo
(cezaevinde) memur geliyor anlamında bir uyarı floor wet i.
(cezaevinde) memur five-o i.
(cezaevinde çıkan ayaklanmaları bastırmak amacıyla görevlendirilen) özel birlik goon squad i.
(cezaevinde) sakat izni lay-in i.
duruşma öncesi cezaevinde geçirilen süre limbo i.
cezaevinde uyuşturucu kanalı pipeline i.
cezaevinde pasif ibne punk i.
cezaevinde yatan mahkumun eşiyle ilişki kuran kimse sancho i.
cezaevinde mahkumların giremediği ve diğer cezaevi bölümlerine geçişi olan kısım sally port i.
cezaevinde mahkumların giremediği ve diğer cezaevi bölümlerine geçişi olan kısım sallyport i.
(cezaevinde çıkan ayaklanmaları bastırmak amacıyla görevlendirilen) özel birlik ssu (special services unit) i.
devlet/eyalet tarafından cezaevinde verilen gıda/elbise gibi şeyler state issue i.
cezaevinde herhangi bir bölümün huzurundan sorumlu mahkum tank boss i.
cezaevinde geçen zaman hard times i.
cezaevinde yatmak do porridge [old-fashioned] [uk] f.
İngiliz Argosu
cezaevinde yatılan süre bird i.
cezaevinde geçirilen süre stretch i.