coincide - Türkçe İngilizce Sözlük

coincide

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

coincide — Definition

Anlamı ve Tanımı:
örtüşmek, denk gelmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˌkɔɪnˈsaɪd/ – BrE /ˌkəʊɪnˈsaɪd/)
Terim Türü:
Fiil: coincide (coincides – coincided – coinciding)
İki olayın zaman veya mekân bakımından aynı noktada buluşmasını tanımlar; rastlantı çağrışımı yaratır. Latince coincidere (“birlikte düşmek”) kökünden gelir

"coincide" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
coincide f. örtüşmek
Her suggestions coincide with my opinion.
Onun önerileri benim görüşlerimle örtüşüyor.

More Sentences
coincide f. çakışmak
Our route coincides with the silk road.
Rotamız ipek yolu ile çakışıyor.

More Sentences
Matematik
coincide f. çakışmak
Our route coincides with the silk road.
Rotamız ipek yolu ile çakışıyor.

More Sentences
Genel
coincide i. düşünce uyuşması
coincide f. tutarlı olmak
coincide f. uymak
coincide f. bir olmak
coincide f. denk gelmek
coincide f. kesişmek
coincide f. aynı zamana rastlamak
coincide f. rastlamak
coincide f. aynı ana denk gelmek
coincide f. aynı zamana denk gelmek
coincide f. denk düşmek
coincide f. ile çakışmak
coincide f. ile denk gelmek
coincide f. vakti çakışmak
Teknik
coincide i. aynı anda başlayan
coincide f. anlaşmak
coincide f. özdeş olmak
coincide f. uyuşmak

"coincide" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 18 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
coincide with f. aynı zamana rastlamak
coincide with f. rastlaşmak
coincide with f. tesadüf etmek
coincide with f. çakışmak
coincide with f. ile rastlaşmak
coincide with f. denk düşmek
coincide with f. denk gelmek
coincide with f. aynı zamanda rastlamak
coincide with monday f. pazartesi gününe rastlamak
coincide with f. örtüşmek
Öbek Fiiller
coincide with f. denk gelmek (biriyle, birşeye)
coincide with (something) f. (bir şeyle) aynı zamana rastlamak/denk gelmek
coincide with (something) f. (bir şeyle) denk olmak
coincide with (something) f. (bir şeye) denk gelmek
coincide with (something) f. (bir şeyle) aynı zamana tesadüf etmek
coincide with (something) f. (bir şeyle) çakışmak
coincide with (something) f. (bir şeyle) aynı olmak
coincide with (something) f. (bir şeye) denk gelmek