complained - Türkçe İngilizce Sözlük

complained

complained — Definition

Anlamı ve Tanımı:
şikâyet etmek, yakınmak
Okunuş (IPA):
(AmE /kəmˈpleɪn/ – BrE /kəmˈpleɪn/)
Terim Türü:
Fiil: complain (complains – complained – complaining)
Memnuniyetsizliği sözle dile getirmeyi veya resmî olarak şikâyette bulunmayı tanımlayan terimdir; ton, basit yakınmadan resmî başvuruya kadar değişebilir. Latince complangere (“birlikte dövünmek/ağıt yakmak”) kökünden Fransızca aracılığıyla gelir; “sızlanma” fikri zamanla “şikâyet bildirme”ye yönelmiştir.
Eş Anlamlılar:
protest, gripe
Zıt Anlamlılar:
praise, commend

"complained" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 39 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
complain f. yakınmak
He was complaining about his nosy neighbors.
Meraklı komşularından yakınmaktaydı.

More Sentences
complain f. şikayet etmek
It is no longer enough to react after the employee has complained.
Çalışan şikayet ettikten sonra tepki vermek artık yeterli değildir.

More Sentences
Genel
complain f. sızlanmak
Mary accepted everything without complaining.
Mary sızlanmaksızın her şeyi kabul etti.

More Sentences
complain f. şikayetçi olmak
Indeed, Norway has complained particularly about the Arctic fishing grounds being affected.
Nitekim Norveç özellikle Kuzey Kutbu'ndaki balıkçılık alanlarının etkilenmesinden şikâyetçi olmuştur.

More Sentences
complain f. yakınmak
He was complaining about his nosy neighbors.
Meraklı komşularından yakınmaktaydı.

More Sentences
complain f. şikayet etmek
It is no longer enough to react after the employee has complained.
Çalışan şikayet ettikten sonra tepki vermek artık yeterli değildir.

More Sentences
complain f. şikayette bulunmak
I have already complained about this on various occasions in parliamentary sittings.
Parlamento oturumlarında çeşitli vesilelerle bu konuda şikayette bulunmuştum.

More Sentences
Hukuk
complain f. şikayet etmek
It is no longer enough to react after the employee has complained.
Çalışan şikayet ettikten sonra tepki vermek artık yeterli değildir.

More Sentences
Turizm
complain f. şikayet etmek
It is no longer enough to react after the employee has complained.
Çalışan şikayet ettikten sonra tepki vermek artık yeterli değildir.

More Sentences
Genel
complain f. ağlamak
complain f. sızıldanmak
complain f. dava açmak
complain f. ihbar etmek
complain f. gık demek
complain f. söylenmek
complain f. nağme yapmak
complain f. derdini söylemek
complain f. (sürekli) şikayet etmek
complain f. dertlenmek
complain f. derdini anlatmak
complain f. derdini açmak
complain f. hatasını bulmak
complain f. eksiğini bulmak
complain f. inildemek
complain f. ıhlamak
complain f. ağıt yakarken veya isyan ederken acıklı ses çıkarmak
complain f. kusur bulmak
complain f. hata bulmak
complain f. rahatsızlığını dile getirmek
complain f. şikâyet etmek
Hukuk
complain f. dava etmek
complain f. dava açmak
complain f. suçlamak
Eski Kullanım
complain i. şikayet
complain i. yakınma
complain i. dert
complain f. keyifsiz olmak
complain f. rahatsız olmak
complain f. hastalıklı olmak

"complained" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 65 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
complain about f. yakınmak
complain about one's troubles f. dert yanmak
complain of f. yakınmak
complain about her weight f. kilosundan şikayet etmek
complain about her weight f. kilosundan şikayetçi olmak
complain [obsolete] f. ağlayıp sızlamak
complain [obsolete] f. dövünmek
complain [obsolete] f. ağıt yakmak
complain [obsolete] f. ağlayıp bağırarak üzüntüsünü belli etmek
prone to complain s. şikayet etmeye eğilimli
prone to complain s. şikayete eğilimli
Öbek Fiiller
complain about f. şikayetçi olmak
complain to someone about f. birine şikayet etmek
complain of (something) f. (bir şeyden) dert yanmak
complain to f. '-e şikayet etmek
complain of (something) f. (bir şeyden) şikayetçi olmak
complain of (something) f. (bir şeyden) şikayet etmek
complain about (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) şikayetçi olmak
complain to f. '-e şikayetçi olmak
complain to (someone or something) f. (birine/bir şeye) dert yanmak
complain of (something) f. (bir şeyden) yakınmak
complain about (someone or something) f. (biri/bir şey) hakkında şikayet etmek
complain to someone f. birine dert yanmak
complain to someone f. birine şikayet etmek
complain about (someone or something) f. (biri/bir şey) hakkında dert yanmak
complain to f. -e yakınmak
complain to (someone or something) f. (birine/bir şeye) şikayet etmek
complain about (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) ilgili yakınmak
complain to (someone or something) f. (birine/bir şeye) yakınmak
complain to someone f. birine yakınmak
complain to f. '-e dert yanmak
Atasözü
you'd complain if you were hung with a new rope sürekli/her şeyde şikayet edebilecek bir şey buluyorsun
you'd complain if you were hung with a new rope her şeyden şikayet ediyorsun
you'd complain if you were hung with a new rope şikayet etmediğin şey yok
Konuşma Dili
can't complain expr. bir şikayetim yok
nothing to complain about expr. iyiyim
nothing to complain about expr. iyilik
(I have) nothing to complain about expr. şikayet edemem (sorun yok)
can't complain expr. şikayet edemem (sorun yok)
(I) can't complain expr. şikayet edemem (sorun yok)
can't complain expr. her şey yolunda
(I have) nothing to complain about expr. bir şikayetim yok
can't complain expr. iyiyim
nothing to complain about expr. her şey yolunda
(I have) nothing to complain about expr. iyilik
(I) can't complain expr. iyiyim
can't complain expr. iyilik
(I have) nothing to complain about expr. iyiyim
(I) can't complain expr. bir şikayetim yok
(I) can't complain expr. iyilik
(I) can't complain expr. her şey yolunda
nothing to complain about expr. şikayet edemem (sorun yok)
can't complain expr. her şey yolunda
can't complain expr. iyilik
nothing to complain about expr. bir şikayetim yok
(I have) nothing to complain about expr. her şey yolunda
Deyim
complain till one is blue in the face f. sürekli dırdır etmek
complain till one is blue in the face f. makineli tüfek gibi konuşmak
complain till one is blue in the face f. başının etini yemek
complain about living hand to mouth f. ucu ucuna geçinmekten yakınmak
Konuşma
i don't mean to complain expr. amacım şikayet etmek değil
my aim is not to complain expr. amacım şikayet etmek değil
I can't complain expr. (bir) şikayetim yok/şikayet edemem (sorun yok)
I have nothing to complain about expr. (bir) şikayetim yok/şikayet edemem (sorun yok)
can't complain expr. iyiyim