constantly - Türkçe İngilizce Sözlük

constantly

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

constantly — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sürekli olarak, durmadan
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈkɑːnstəntli/ – BrE /ˈkɒnstəntli/)
Terim Türü:
Zarf
Bir eylemin aralıksız veya çok sık tekrarlandığını anlatan zarftır; yoğunluk ve süreklilik vurgusu taşır. Constant kökünden türeyerek zarflaşmıştır; modern dilde hem nötr “devamlılık” hem de şikâyet tonunda “hiç bitmiyor” vurgusuyla kullanılabilir.
Eş Anlamlılar:
continually, incessantly
Zıt Anlamlılar:
occasionally, sporadically

"constantly" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 18 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
constantly zf. sürekli olarak
In fact, the plaintiff has constantly made further complaints as the project for the theme park has progressed.
Aslında davacı, tema parkı projesi ilerledikçe sürekli olarak daha fazla şikayette bulunmuştur.

More Sentences
constantly zf. sürekli
They are constantly releasing new updates for my phone.
Telefonum için sürekli yeni güncellemeler yayınlıyorlar.

More Sentences
constantly zf. sık sık
You contradict yourself constantly.
Sen sık sık kendinle çelişiyorsun.

More Sentences
constantly zf. daima
I constantly talk to myself.
Daima kendi kendime lakırdı ederim.

More Sentences
constantly zf. sıkça
constantly zf. ikide bir
constantly zf. sabit düzeyde
constantly zf. durmaksızın
constantly zf. ikide birde
constantly zf. daimi olarak
constantly zf. değişmeksizin
constantly zf. hiç durmadan
constantly zf. durmaksızın
constantly ed. durmadan
Teknik
constantly zf. mükerrer olarak
Eski Kullanım
constantly zf. sadakatle
constantly zf. bağlılıkla
constantly zf. inançla

"constantly" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 9 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
constantly make something the main topic of conversation f. aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak
be constantly plagued by troubles f. dirlik yüzü görmemek
be constantly plagued by troubles f. rahata kavuşamamak
be constantly plagued by troubles f. rahat yüzü görmemek
constantly used s. sürekli kullanılan
constantly [obsolete] zf. kesin olarak
constantly [obsolete] zf. sebatla
constantly [obsolete] zf. güvenle
constantly [obsolete] zf. emin olarak