| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | deadlock i. | çıkmaz | ||
|
The situation turned into a deadlock with his disappearance. Adamın ortadan kaybolmasıyla durum çıkmaza girdi. More Sentences |
||||
| Genel | deadlock i. | çözümsüzlük | ||
|
Sami's first trial ended in a deadlock. Sami'nin ilk duruşması çözümsüzlükle bitti. More Sentences |
||||
| Genel | deadlock i. | sürmeli kilit | ||
|
The deadlock can't be operated properly because of the rust. Paslanma nedeniyle sürmeli kilit düzgün çalışmıyor. More Sentences |
||||
| Genel | deadlock i. | kilitlenme | ||
|
Given the deadlock at the political level, the Association Council has not been able to hold a meeting since April 1997. Politik düzeydeki kilitlenme nedeniyle, Ortaklık Konseyi Nisan 1997'den beri toplanamamıştır. More Sentences |
||||
| Telekom | ||||
| Telekom | deadlock i. | kilitlenme | ||
|
Given the deadlock at the political level, the Association Council has not been able to hold a meeting since April 1997. Politik düzeydeki kilitlenme nedeniyle, Ortaklık Konseyi Nisan 1997'den beri toplanamamıştır. More Sentences |
||||
| Askeri | ||||
| Askeri | deadlock i. | kilitlenme | ||
|
Given the deadlock at the political level, the Association Council has not been able to hold a meeting since April 1997. Politik düzeydeki kilitlenme nedeniyle, Ortaklık Konseyi Nisan 1997'den beri toplanamamıştır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | deadlock i. | tıkanıklık | ||
| Genel | deadlock i. | hareketin tamamen durması | ||
| Genel | deadlock i. | kördüğüm | ||
| Genel | deadlock i. | durgunluk | ||
| Genel | deadlock i. | karşılıklı kilitlenme | ||
| Genel | deadlock i. | açmaz | ||
| Genel | deadlock i. | sürme dilli kilit | ||
| Genel | deadlock i. | sürgü kilit | ||
| Genel | deadlock i. | çözümlenemeyen anlaşmazlık | ||
| Genel | deadlock i. | hücre hapsinde kullanılan maksimum güvenlikli oda | ||
| Genel | deadlock f. | yerinde saymak | ||
| Genel | deadlock f. | çıkmaza sokmak | ||
| Genel | deadlock f. | tıkanmak | ||
| Genel | deadlock f. | çıkmaza girmek | ||
| Genel | deadlock N. | tıkanma | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | deadlock f. | çıkmaza girmek | ||
| Deyim | deadlock f. | tamamen durmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | deadlock i. | kaynak bekleme | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | deadlock i. | ölükilit | ||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | deadlock i. | demiryolu makasında ray kilitleme aygıtı | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | deadlock [us] i. | (müsabakada) beraberlik puanı | ||
| Genel | come to a deadlock f. | çıkmaza girmek | ||
| Genel | come to a deadlock f. | tıkanmak | ||
| Genel | come to a deadlock f. | olduğu yerde saymak | ||
| Genel | reach deadlock f. | çıkmaza düşmek | ||
| Genel | come to deadlock f. | açmaza girmek | ||
| Genel | drag something into a deadlock f. | açmaza sürüklemek | ||
| Genel | bring to a deadlock f. | çıkmaza sokmak | ||
| Genel | reach a deadlock f. | çözümsüzlüğe ulaşmak | ||
| Genel | come to a deadlock f. | yerinde saymak | ||
| Genel | reach deadlock f. | çözümsüzlüğe ulaşmak | ||
| Genel | break the deadlock f. | çıkmazdan kurtarmak | ||
| Genel | deadlock [us] f. | berabere kalmak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | reach deadlock f. | kördüğüm olmak | ||
| Deyim | end in deadlock f. | kördüğüm olmak | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | protracted political deadlock i. | uzun süren politik çözümsüzlük | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | deadlock condition i. | kaynak bekleme durumu | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | deadlock condition i. | kilitlenme durumu | ||
| Argo | ||||
| Argo | come to a total deadlock f. | boka batmak | ||