deaf - Türkçe İngilizce Sözlük

deaf

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

deaf — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sağır
Okunuş (IPA):
(AmE /dɛf/ – BrE /dɛf/)
Terim Türü:
Sıfat: deaf
İşitme duyusundan yoksun olma durumu. Eski İngilizce dēaf kökünden gelen sıfat, duyusal eksiklikle ilişkilidir. Tıbbi ve toplumsal bağlamda, işitme kaybını tanımlar
Eş Anlamlılar:
hard of hearing
Zıt Anlamlılar:
hearing

"deaf" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
deaf s. sağır
The new technology may make deaf people hear again.
Yeni teknoloji sağır insanların yeniden duymasını sağlayabilir.

More Sentences
Genel
deaf i. işitme engelliler
I have deaf members of the public attending and we have the sign language interpreter.
Halktan işitme engelli üyelerimiz var ve işaret dili tercümanımız var.

More Sentences
deaf i. işitme engelliler
I have deaf members of the public attending and we have the sign language interpreter.
Halktan işitme engelli üyelerimiz var ve işaret dili tercümanımız var.

More Sentences
deaf s. kulak asmayan
She is deaf to my advice.
Tavsiyeme kulak asmıyor.

More Sentences
deaf s. sağır
The new technology may make deaf people hear again.
Yeni teknoloji sağır insanların yeniden duymasını sağlayabilir.

More Sentences
Medikal
deaf i. sağır
The new technology may make deaf people hear again.
Yeni teknoloji sağır insanların yeniden duymasını sağlayabilir.

More Sentences
Genel
deaf s. dik başlı
deaf s. duyarsız
deaf s. ağır işiten
deaf s. işitme engelli
deaf s. işitme engellilere ait veya ilişkin
deaf s. işitme engelliler topluluğuna ait veya ilişkin
deaf s. işitme engellilere ait veya ilişkin
deaf s. işitme engelliler topluluğuna ait veya ilişkin
deaf s. duyma engelli
Eski Kullanım
deaf f. sağır etmek
deaf f. sağırlaştırmak
deaf f. sağır etmek
deaf f. sağırlaştırmak

"deaf" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
deaf mute i. sağır ve dilsiz
deaf mute i. sağır dilsiz
telecommunications device for the deaf i. duyma özürlüler için haberleşme cihazı
deaf children i. sağır çocuklar
deaf muteness i. sağır ve dilsizlik
deaf and dumb person i. sağır ve dilsiz kimse
the deaf i. sağırlar
deaf person i. sağır
deaf mute i. ahraz
deaf mute i. sağır ve dilsiz kimse
blind-deaf children i. kör ve sağır çocuklar
deaf-mute i. sağır ve dilsiz kimse
tone-deaf i. müzik kulağı olmayan
deaf as a doorpost i. duvar gibi sağır
deaf and dumb language i. sağır ve dilsizlere özgü dil
deaf-aid i. işitme cihazı
deaf-aid i. kulaklık
the deaf-blind i. hem sağır hem kör olanlar
deaf-muteness i. doğuştan sağırlık ve dilsizlik
deaf-mutism i. doğuştan sağırlık ve dilsizlik
turn a deaf ear f. aldırmamak
make deaf f. sağırlaştırmak
deaf to f. duyarsız kalmak
be deaf to something f. kulak asmamak
turn a deaf ear f. kulak ardı etmek
grow deaf f. sağırlaşmak
turn a deaf ear f. kulak asmamak
turn a deaf ear to f. kulak asmamak
turn a deaf ear to f. kulaklarını tıkamak
turn a deaf ear to f. işitmezlikten gelmek
be born deaf f. sağır doğmak
become deaf f. sağır olmak
end up deaf f. sağır olmak
go deaf f. sağır olmak
make someone deaf f. sağır etmek
leave someone deaf f. sağır etmek
fall on deaf ear f. duymamazlıktan gelinmek
fall on deaf ear f. yok sayılmak
fall on deaf ear f. görmezlikten gelinmek
leave someone deaf f. (birisini) sağır bırakmak
turn a deaf ear to f. arka plana atmak
be turned a deaf ear f. gözardı edilmek
be turned a deaf ear f. göz ardı edilmek
leave someone deaf f. sağır bırakmak
as deaf as a doorpost s. sağır
as deaf as a post s. duvar gibi sağır
deaf as a post s. duvar gibi sağır
as deaf as s. kadar sağır
deaf and dumb s. sağır ve dilsiz
deaf as a post s. tamamen sağır
somewhat deaf s. duyma engelli
profoundly deaf s. sağır
stone deaf s. sağır
tone deaf s. duyarsız kulaklı
deaf in one ear s. tek kulağı sağır
deaf-mute s. sağır-dilsiz
deaf-and-dumb s. sağır ve dilsiz
deaf-and-dumb s. işitme engelli
deaf-mute s. sağır ve dilsiz
deaf to s. -e duyarsız
tone-deaf s. ses perdesi farkını algılayamayan
stone-deaf s. küp gibi sağır
stone-deaf s. duvar gibi
stone-deaf s. duvar gibi sağır
deaf and dumb s. sağır dilsiz
deaf-mute s. sağır dilsiz
born deaf s. doğuştan sağır
deaf from birth s. doğuştan sağır
tone-deaf s. duyarsız
tone-deaf s. halden anlamayan
half-deaf s. iyi duyamayan
deaf-blind s. hem sağır hem kör olan
deaf [obsolete] s. boğuk (ses)
deaf without speech s. sesler çıkarabilen fakat konuşamayan
deaf [obsolete] s. mırıltılı (ses)
deaf [dialect] [uk] s. meyve vermeyen
deaf [dialect] [uk] s. kısır
deaf [obsolete] s. homurtulu (ses)
Atasözü
there's none so deaf as those who will not hear hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz
there's none so deaf as those who will not hear hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır değildir
there's none so deaf as those that will not hear hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz
there's none so deaf as those that will not hear hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır değildir
Konuşma Dili
deaf mute s. sağır dilsiz
(as) deaf as a post expr. hiç duymaz
(as) deaf as a post expr. duvar gibi sağır
(as) deaf as a post expr. tamamıyla sağır
Deyim
a dialogue of the deaf i. karşıdakine kulak asmadan konuşma
dialogue of the deaf i. karşıdakine kulak asmadan konuşma
a dialogue of the deaf i. birbirini dinlemeden konuşma
dialogue of the deaf i. birbirini dinlemeden konuşma
dialogue of the deaf i. üst üste konuşma
a dialogue of the deaf i. üst üste konuşma
dialogue of the deaf i. kendi söyleyip kendi dinleme
a dialogue of the deaf i. kendi söyleyip kendi dinleme
dialogue of the deaf i. karşısındakini dinlemeden konuşma
a dialogue of the deaf i. karşısındakini dinlemeden konuşma
fall on deaf ears f. dikkate alınmamak
fall on deaf ears f. kulak asılmamak
turn a deaf ear to f. kulak asmamak
fall on deaf ears f. duymazdan gelinmek
fall on deaf ears f. dinlenmemek
fall on deaf ears f. duyulmamak
fall on deaf ears f. söyledikleri havaya gitmek
fall on deaf ears f. kulaklarını tıkamak
be as deaf as a doorknob f. tamamen sağır olmak
fall on deaf ears f. kulak ardı edilmek
turn a deaf ear f. duymamazlıktan gelmek
be as deaf as a doorknob f. duvar gibi sağır olmak
be as deaf as a post f. tamamen sağır olmak
be as deaf as a post f. duvar gibi sağır olmak
be as deaf as a doornail f. tamamen sağır olmak
be as deaf as a doornail f. duvar gibi sağır olmak
turn a deaf ear f. duymazdan gelmek
turn a deaf ear to f. kulak tıkamak
preach to deaf ears f. duvara konuşmak
preach to deaf ears f. tıkalı kulaklara konuşmak
preach to deaf ears f. fikrini ya da inancını değiştirmemekte ısrar eden biriyle tartışmak
preach to deaf ears f. boşuna uğraşmak
preach to deaf ears f. fikrini değiştirmeye niyeti olmayanları ikna etmeye çalışmak
preach to deaf ears f. boşa kürek çekmek
turn a deaf ear (to someone or something) f. (birine/bir şeye) aldırmamak
turn a deaf ear (to someone or something) f. (birini/bir şeyi) kulak ardı etmek
turn a deaf ear (to someone or something) f. (birine/bir şeye) kulaklarını tıkamak
turn a deaf ear (to someone or something) f. (birini/bir şeyi) duymazdan gelmek
turn a deaf ear (to someone or something) f. (birini/bir şeyi) duymazdan gelmek
turn a deaf ear (to someone or something) f. (birine/bir şeye) kulak asmamak
stone-deaf s. tamamen sağır
as deaf as a post expr. duvar gibi sağır
deaf as a post expr. duvar gibi sağır
as deaf as an adder expr. duvar gibi sağır
as deaf as an adder expr. küp gibi sağır
as deaf as an adder expr. tamamen sağır
a dialogue of the deaf expr. sağırlar diyaloğu
a dialogue of the deaf expr. kimsenin gerçekten birbirini dinlemediği durum
a dialogue of the deaf expr. her kafadan ayrı bir ses çıkması
Konuşma
are you deaf? expr. sağır mısın sen?
Kurum/Kuruluş
rnid (royal national institute for deaf people) kısalt. kraliyet ulusal sağırlar enstitüsü
Teknik
tdd (telecommunications device for the deaf) i. işitme engelliler için iletişim cihazı
Telekom
telecommunications device for the deaf i. işitme engelliler için telekomünikasyon cihazı
Psikoloji
adventitiously deaf i. sonradan sağır
Patoloji
prelingually deaf s. konuşmaya başlamadan önce işitme kaybı yaşayan
prelingually deaf s. prelingual işitme kaybı yaşayan
prelingually deaf s. doğuştan sağır
Eğitim
school for deaf and dumb i. dilsizler okulu
school for deaf and dumb i. sağır ve dilsizler okulu
school for the deaf i. sağırlar okulu
Dilbilim
deaf and dumb alphabet i. işaret dili
deaf-and-dumb alphabet i. dilsiz alfabesi
deaf-and-dumb alphabet i. işaret dili
deaf-and-dumb alphabet i. sağır alfabesi