defendant - Türkçe İngilizce Sözlük

defendant

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

defendant — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sanık, davalı
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈfɛndənt/ – BrE /dɪˈfɛndənt/)
Terim Türü:
İsim: defendant (defendants)
Hakkında dava açılmış kişi veya taraf. Latince defendere köküne dayanan terim, savunma konumunu belirtir. Hukukta, yargı sürecindeki karşı tarafı tanımlar
Eş Anlamlılar:
accused
Zıt Anlamlılar:
plaintiff

"defendant" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 12 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
defendant i. sanık
The defendant didn't appear in court.
Sanık mahkemeye çıkmadı.

More Sentences
defendant i. davalı
The defendant admitted her guilt.
Davalı suçunu itiraf etti.

More Sentences
Genel
defendant i. davalı
The defendant admitted her guilt.
Davalı suçunu itiraf etti.

More Sentences
Hukuk
defendant i. davalı
The defendant admitted her guilt.
Davalı suçunu itiraf etti.

More Sentences
defendant i. sanık
The defendant didn't appear in court.
Sanık mahkemeye çıkmadı.

More Sentences
Genel
defendant i. müddeialeyh
defendant i. zanlı
defendant i. maznun
defendant i. müdafi
Hukuk
defendant i. maznun
defendant i. müddeialeyh
defendant s. dava edilen

"defendant" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 36 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
aforementioned defendant i. mumaileyh davalı
İfadeler
given the history that I am aware of the defendant expr. davalının geçmişini de göz önünde bulundurarak
Hukuk
brief in reply to the answer of the defendant i. savunmanın cevabına cevap dilekçesi
defendant in court of appeal i. temyiz mahkemesinde davalı olma
domicile of defendant i. davalının ikametgahı
consent of defendant i. davalının rızası
co-defendant i. birlikte dava olunan
joint defendant i. birlikte dava olunan
joint defendant i. müşterek davalı
co-defendant i. müşterek davalı
defendant's seat i. müdafi koltuğu
defendant's plea i. davalının cevap layihası
counsel for the defendant i. savunma vekili
defendant's answer to the plaintiff's replication i. davalının davacının cevabına verdiği cevap
defendant's seat i. davalı koltuğu
defendant's seat i. müdafiin yeri
defendant's seat i. davalının yeri
counsel for the defendant i. müdafaa avukatı
counsel for the defendant i. müdafaa vekili
defendant in replevin i. istirdat davasında davalı
defendant in replevin i. istirdat davasında sanık
rape defendant i. tecavüz suçu zanlısı
rape defendant i. tecavüz zanlısı
defendant's counsel i. davalı vekili
defendant's attorney i. davalı vekili
triple homicide defendant i. üç kişiyi öldürmekle suçlanan kimse
defendant's juror i. davalının jüri üyesi
defendant and counter-plaintiff i. davalı ve karşı davacı
plaintiff and counter-defendant i. davacı ve karşı davalı
counter-defendant i. karşı davalı
added defendant i. dahili davalı
(defendant) to sit in the dock f. sanık sandalyesine oturmak
(defendant) to stand in the dock f. sanık sandalyesine oturmak
be engaged in sexual congress with the defendant f. davalıyla cinsel birleşmede bulunmak
in absence of the defendant expr. sanık hazır olmadan
in absence of the defendant expr. gıyapta