disdaining - Türkçe İngilizce Sözlük

disdaining

disdaining — Definition

Anlamı ve Tanımı:
küçümseme, hor görme, tepeden bakma
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪsˈdeɪn/ – BrE /dɪsˈdeɪn/)
Terim Türü:
İsim: disdain (uncountable); Fiil: disdain (disdains – disdained – disdaining)
Birini/şeyi değersiz görerek küçümsemeyi, kibirli bir mesafe koymayı tanımlayan sözcüktür; duygu olarak serttir. Eski Fransızca desdeign kelimesinden İngilizceye geçmiştir; kökteki “değer vermeme” fikri, modern kullanımda yalnız hoşnutsuzluk değil, açık bir üstünlük iddiası da taşır.
Eş Anlamlılar:
contempt, scorn
Zıt Anlamlılar:
respect, admiration

"disdaining" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
disdain i. küçümseme
The old man watched the youngsters with disdain.
Yaşlı adam gençleri küçümseme duygusuyla izledi.

More Sentences
Genel
disdain f. reddetmek
The soldier disdained shooting an unarmed enemy.
Asker silahsız bir düşmana ateş etmeyi reddetti.

More Sentences
disdain f. hor görmek
Being rich doesn't mean that you can disdain anyone you want.
Zenginsin diye öyle kafana göre herkesi hor göremezsin.

More Sentences
disdain i. hor görme
disdain i. tepeden bakma
disdain i. naz
disdain i. horgörme
disdain i. horgörü
disdain i. alaycılık
disdain i. aşağılama
disdain i. kibir
disdain i. gurur
disdain i. küçük görme
disdain i. dudak bükme
disdain i. tenezzül etmeme
disdain f. horgörmek
disdain f. hafife almak
disdain f. küçük görmek
disdain f. tepeden bakmak
disdain f. tenezzül etmemek
disdain f. küçümsemek
disdain f. aşağılamak
disdain f. iğrenmek
disdain f. küçümseme ile karışık isteksizlik duymak
Eski Kullanım
disdain f. öfkelendirmek
disdain f. darıltmak
disdain f. gücendirmek
disdain f. rencide etmek

"disdaining" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 9 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
disdain [obsolete] i. hakir görmeye yol açan şey
disdain [obsolete] i. kızgınlık
disdain [obsolete] i. gururun incinmesi sonucu duyulan kin
disdain [obsolete] i. kibre sebep olan şey
disdain [obsolete] i. öfke
disdain to do something f. bir şey yapmaya tenezzül etmemek
disdain [obsolete] f. tiksinti duymak
disdain [obsolete] f. içerlemek
disdain [obsolete] f. alınmak