do one - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

do one

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"do one" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 5 sonuç

İngilizce Türkçe
Slang
do one expr. defol
do one expr. ikile
do one expr. kaybol
do one yaylan
British Slang
do one f. gitmek

"do one" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 78 sonuç

İngilizce Türkçe
General
do what one feel likes doing f. kendi havasında olmak
do number one f. çiş yapmak
do one's job for one f. öldürmek
do one's job for one f. benzetmek
do number one f. işemek
do all one can do f. elinden geleni yapmak
do the best one can do f. elinden geleni yapmak
do as one says f. denileni yapmak
straighten up and do as one is supposed to do f. yola gelmek
do one better (than somebody/something) f. daha iyisini yapmak
do one honor f. birine ayrım yapmak
do one shame f. birini utandırmak
Phrases
be as much as (one) could do (not) (to do something) f. kendini zor tutmak
be as much as (one) could do (not) (to do something) f. elinden geldiğince kendini tutmak/dayanmak
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. (bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma cehenneme giderim daha iyi
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. (bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma ölürüm daha iyi
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. ölsem (bir şeyi) yapmam
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. ölürüm de (bir şeyi) yapmam
it's one thing to (do something), it's another to (do something else) expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it's one thing to (do something), it's another to (do something else) expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
the least (one) can do expr. yapması gereken (şudur)
the least (one) can do expr. en azından (şunu) yapabilir
the least (one) can do expr. hiç olmazsa (şunu) yapabilir
the least (one) can do expr. elinden gelen (şu) oldu
Idioms
do all right by (one) f. (birine) daha çok önem vermek/
do all right by (one) f. (birine) daha çok yardımcı olmak
do all right by (one) f. (birine) daha iyi davranmak
do all right by (one) f. (birine) yardımcı olacak/nazik bir şekilde davranmak
be all (one) could do (not) to (do something) f. elinden geleni yapmak
be all (one) could do (not) to (do something) f. kendini zor tutmak
be all (one) could do (not) to (do something) f. kendini tutmaya çalışmak
be all (one) could do (not) to (do something) f. kendisiyle mücadele etmek
be all (one) could do (not) to (do something) f. tüm/olanca/var gücüyle yapmaya/yapmamaya çalışmak
be all (one) could do (not) to (do something) f. tüm/olanca/var gücünü kullanmak
do one an ill turn f. birisine zarar vermek
do one an ill turn f. birisine kötülük etmek
feel it beneath (one) (to do something) f. gururuna yedirememek
do all one can f. elinden geleni yapmak
do something with one arm tied behind one's back f. hiç zorlanmadan yapmak
feel it beneath one (to do something) f. onuruna yedirememek
as much as (one) could do (not) (to do something) expr. elinden geleni yapma
as much as (one) could do (not) (to do something) expr. kendini zor tutma
as much as (one) could do (not) (to do something) expr. kendini tutmaya çalışma
as much as (one) could do (not) (to do something) expr. kendisiyle mücadele etme
as much as (one) could do (not) (to do something) expr. gücünün yettiği/yapabildiği kadar yapmaya/yapmamaya çalışma
as much as (one) could do (not) (to do something) expr. olabildiğince yapmaya/yapmamaya çalışma
as much as (one) could do (not) (to do something) expr. mümkün olduğunca yapmaya/yapmamaya çalışma
(one) won't (do something) again in a hurry expr. bir daha hayatta gitmem/yapmam anlamına gelen bir deyim
(one) can do worse expr. daha iyisi olamaz
(one) could do worse expr. daha iyisi olamaz
(one) might do worse expr. daha iyisi olamaz
do all one can tüm yolları denemek
could do something with one arm tied behind their back (başkasının yaptığını) tek eliyle yapabilmek
could do something with one hand tied behind their back (bunu ben) tek elimle yaparım
could do something with one arm tied behind their back (bunu ben) tek elimle yaparım
could do something with one hand tied behind their back (başkasının yaptığını) tek eliyle yapabilmek
do a one-eighty (kararından vb) yüz seksen derece dönmek
do a one-eighty (kararından vb) 180 derece dönmek
(one) would do well to (do something) (bir şeyi) yapsan iyi olur
Speaking
do the best that one could f. elinden geleni yapmak
that's what friends do for one another expr. arkadaşlar birbirleri için böyle yapar
do you want one of these? expr. bunlardan ister misin?
I want to do this one more time expr. bunu bir daha yapmak istiyorum
you're not the one who'd have to do it expr. bunu yapması gereken kişi sen değilsin
only one that can do it expr. bunu yapabilecek tek kişi
which one do you suggest? expr. hangisini öneriyorsun?
which one do you prefer? expr. hangisi tercih edersin?
which one do you think shows the typical family of the future? expr. hangisi geleceğin tipik ailesini gösteriyor sence?
which one do you suggest? expr. hangisini önerirsin?
which one do you want to watch first? expr. hangisini önce izlemek istiyorsun?
it behooves one to do something expr. mek/mak gerekir/yakışır/yaraşır/icap eder
that’s one of the things i like to do yapmayı en sevdiğim şeylerden biri de bu
there is only one thing to do yapılacak tek bir şey var
there is only one thing to do yapılacak bir tek şey var
Slang
tell (one) what (one) can do with (something) f. (bir şeyi) alıp bir yerine sokabileceğini söylemek
tell (one) what (one) can do with (something) f. (bir şeyi) alıp neresine sokabileceğini söylemek