dostane - Türkçe İngilizce Sözlük

dostane

"dostane" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dostane friendly zf.
The two countries could never have a friendly relationship.
Bu iki ülkenin hiçbir zaman dostane bir ilişkisi olmadı.

More Sentences
Genel
dostane amicable s.
All the years-long conflicts ended in an amicable agreement.
Yıllar süren çatışmalar dostane bir anlaşmayla sona erdi.

More Sentences
dostane friendly s.
The two countries could never have a friendly relationship.
Bu iki ülkenin hiçbir zaman dostane bir ilişkisi olmadı.

More Sentences
dostane amicably zf.
That does not, of course, prevent us from continuing to discuss the matter amicably.
Elbette bu durum, konuyu dostane bir şekilde tartışmaya devam etmemize engel değildir.

More Sentences
dostane friendly zf.
The two countries could never have a friendly relationship.
Bu iki ülkenin hiçbir zaman dostane bir ilişkisi olmadı.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
dostane amicable i.
All the years-long conflicts ended in an amicable agreement.
Yıllar süren çatışmalar dostane bir anlaşmayla sona erdi.

More Sentences
Siyasal
dostane amicable i.
All the years-long conflicts ended in an amicable agreement.
Yıllar süren çatışmalar dostane bir anlaşmayla sona erdi.

More Sentences
Genel
dostane easy-going s.
dostane accueillant (fr) s.
dostane unhostile s.
dostane unjaundiced s.
dostane mates s.
dostane maty s.
dostane great [dialect] s.
dostane pack [scotland] s.
dostane frictionless s.
dostane solid s.
Konuşma Dili
dostane palsy s.
Deyim
dostane hail-fellow-well-met expr.
dostane on good terms expr.
dostane hale-fellow-well-met expr.

"dostane" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 46 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
dostane ilişkiler amicable terms i.
dostane girişim good offices i.
dostane ilişki rapport i.
dostane olmayan uncongeniality i.
dostane olunmadığı için sevilmeme unfriendliness i.
dostane olmama unfriendliness i.
dostane ortam hospitage i.
düşman ile dostane anlaşmaya varmak için ayarlanan gün love day i.
dostane ilişki fellow feeling i.
özellikle kentli siyahiler arasında cereyan eden dostane sataşma signifying i.
yeniden dostane ilişkiler kurmak be back on amicable terms f.
rahat ve dostane şekilde konuşmak schmoose f.
rahat ve dostane şekilde konuşmak shmoose f.
dostane olmayan uncordial s.
dostane ortam sunan hospitable s.
dostane bir şekilde affably zf.
dostane yollarla amicably zf.
dostane yollarla in an amicable manner zf.
dostane teşvikle pressingly zf.
Öbek Fiiller
dostane bir ilişki sürdürmek rub along f.
Deyim
herkese dostane davranan a kind word for everybody i.
herkese dostane davranan biri a good word for everybody i.
dostane davranmak be a sport f.
dostane bir ilişki geliştirmek hit it up f.
dostane ilişkiler içinde on a friendly footing expr.
Ticaret/Ekonomi
dostane teşebbüs bons-offices i.
Hukuk
dostane yollarla uzlaşma settlement in pais i.
dostane çözüm friendly settlement i.
dostane girişim good offices i.
dostane çözüm friendly settlement i.
dostane aracı amiable compositeur ( ex aequo et bono) i.
tarafların dostane rızası ile açılıp kovuşturulan dava amicable action i.
ulusların oluşturduğu dostane bir birlik comity of states i.
dostane biçimde uzlaşmak settle amicably f.
Siyasal
dostane tutum amiability i.
anlaşmazlıkların dostane yollarla çözümü pacific settlement i.
anlaşmazlıkların dostane yollarla çözümü pacific settlement of disputes i.
dostane çözüm amicable settlement i.
dostane çözüm friendly settlement i.
dostane ilişkiler amicable relations i.
dostane girişim good offices i.
üç ülke veya bölge arasında dostane ilişkileri teşvik etmeye yönelik siyasi ve ekonomik politika trilateralism i.
üç ülke veya bölge arasında dostane ilişkileri teşvik etmeye yönelik siyasi ve ekonomik politikayı savunan kimse trilateralist i.
ulusların oluşturduğu dostane birlik comity of states i.
Eski Kullanım
dostane tutum douceur i.
dostane olmama indisposition i.