| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | downfall i. | düşüş | ||
|
When he was at the acme of his career, a scandal brought about his downfall. Kariyerinin zirvesindeyken, bir skandal onun düşüşüne neden oldu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | downfall i. | çöküş | ||
|
Losing his power over the military caused the dictator's downfall. Ordu üzerindeki gücünü kaybetmek, diktatörün çöküşüne neden oldu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | downfall i. | çökme | ||
|
This could be the downfall of the human race. Bu insan ırkının çöküşü olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | downfall i. | çöküntü nedeni | ||
|
Being an alcoholic was her biggest downfall. Alkolik olması, çöküntüsünün en büyük nedeniydi. More Sentences |
||||
| Genel | downfall i. | boşanma (yağmur) | ||
| Genel | downfall i. | inkıraz | ||
| Genel | downfall i. | yıkılış | ||
| Genel | downfall i. | yağış | ||
| Genel | downfall i. | batış | ||
| Genel | downfall i. | mahv | ||
| Genel | downfall i. | gerileme | ||
| Genel | downfall i. | yıkılma | ||
| Genel | downfall i. | düşme | ||
| Genel | downfall i. | sağanak | ||
| Genel | downfall i. | tuzak | ||
| Genel | downfall i. | çöküş sebebi | ||
| Genel | downfall i. | gerileme nedeni | ||
| Genel | downfall f. | çökmek | ||
| Genel | downfall f. | yıkılmak | ||
| Genel | downfall f. | kötüleşmek | ||
| Genel | downfall f. | bozulmak | ||
| Genel | downfall f. | azalmak | ||
| Genel | downfall f. | gerilemek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | downfall i. | uçurum | ||
| Eski Kullanım | downfall i. | sarp yer | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Deyim | ||
| Deyim | lead to the downfall f. | başarısızlığa sürüklemek |