| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | dwarf i. | cüce | ||
|
Dwarfs are always depicted as blacksmiths. Cüceler her zaman demirci olarak tasvir edilir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dwarf i. | cüce | ||
|
Dwarfs are always depicted as blacksmiths. Cüceler her zaman demirci olarak tasvir edilir. More Sentences |
||||
| Genel | dwarf i. | bodur | ||
|
The dwarf pony looked like a dog. Bodur midilli tıpkı bir köpeğe benziyordu. More Sentences |
||||
| Genel | dwarf f. | küçük göstermek | ||
|
The apartments around dwarf the house. Etraftaki apartmanlar evi küçük gösteriyor. More Sentences |
||||
| Genel | dwarf f. | cüceleşmek | ||
|
I was dwarfed by his gigantic frame. Devasa cüssesi karşısında cüceleşmiştim. More Sentences |
||||
| Genel | dwarf s. | bodur | ||
|
The dwarf pony looked like a dog. Bodur midilli tıpkı bir köpeğe benziyordu. More Sentences |
||||
| Genel | dwarf i. | bücür | ||
| Genel | dwarf i. | bodur şey | ||
| Genel | dwarf i. | yeteneksiz kimse | ||
| Genel | dwarf i. | güçsüz kimse | ||
| Genel | dwarf i. | (masal, mitoloji vb.) cüce | ||
| Genel | dwarf f. | gölgede bırakmak | ||
| Genel | dwarf f. | bodur kalmak | ||
| Genel | dwarf f. | büyümesini önlemek | ||
| Genel | dwarf f. | cüceleştirmek | ||
| Genel | dwarf s. | cüceye benzer | ||
| Genel | dwarf s. | küçük boyutu ile nitelenen | ||
| Genel | dwarf s. | boyut, oran, kapsam veya güç bakımından önemsiz sayılan | ||
| Genel | dwarf s. | ufacık | ||
| Genel | dwarf s. | ufak tefek | ||
| Genel | dwarf s. | bücür | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | dwarf s. | akraba tür veya çeşitlerine göre aşırı küçük olan (bitki veya hayvan) | ||
| Gökbilim | ||||
| Gökbilim | dwarf i. | nispeten küçük olup az parlayan yıldız | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | dwarf i. | erken meyve veren bodur meyve ağacı | ||
| Botanik | dwarf i. | bodur kalan bitki | ||
| Botanik | dwarf i. | kısalmış boğum araları ve bodurlukla karakterize bitki hastalıkları | ||