elevated - Türkçe İngilizce Sözlük

elevated

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

elevated — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /ˈɛləˌveɪtɪd/ – BrE /ˈelɪveɪtɪd/)
Terim Türü:
Sıfat; Fiil kökenli ortaç: elevated
Yüksek konumda veya normalin üstünde düzeyde olmayı niteleyen sözcüktür; tıpta “elevated blood pressure” gibi kullanımlarla “artmış” anlamını da taşır. Elevate fiilinin V2/3 biçimidir; modern kullanımda elevated, hem fiziksel yükseklik hem de ölçüm değerindeki artışı net ve teknik bir sıfatla ifade etmektedir.
Eş Anlamlılar:
raised, heightened
Zıt Anlamlılar:
lowered, reduced

"elevated" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
elevated s. yüksek
He is planning to get an elevated position in the company.
Şirkette yüksek bir pozisyona gelmeyi planlıyor.

More Sentences
elevated s. yükseltilmiş
Elevated privileges are not needed for all operations.
Tüm işlemler için yükseltilmiş ayrıcalıklara gerek yoktur.

More Sentences
Teknik
elevated s. yükseltilmiş
Elevated privileges are not needed for all operations.
Tüm işlemler için yükseltilmiş ayrıcalıklara gerek yoktur.

More Sentences
Genel
elevated s. soylu
elevated s. yüce
elevated s. keyifli
elevated s. yükselmiş
elevated s. kaldırılmış
elevated s. yüceltilmiş
elevated s. şen
elevated s. yüksek moralli
elevated s. artmış (ısı)
elevated s. daha yüksek bir rütbe veya statüye sahip
elevated s. resmi
elevated s. kibirli
elevated s. gururlu
elevated s. (mecaz) yüceltilmiş
Konuşma Dili
elevated s. çakırkeyif
elevated s. yarı sarhoş
elevated s. içkili
elevated s. kafası iyi/güzel
elevated s. kafası yüksek/dumanlı
elevated s. alkolden keyiflenmiş

"elevated" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 61 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
elevated temperature i. yüksek sıcaklık
elevated style i. ince biçem
Teknik
low alloy elevated temperature steels i. düşük alaşımlı yüksek sıcaklık çelikleri
elevated highway i. viyadüklü karayolu
elevated tank i. ayaklı su deposu
elevated track i. yükseltilmiş yol
elevated railway i. yükseltilmiş demiryolu
elevated noise i. yüksek ses
elevated storage i. yükseltilmiş depo
elevated storage i. yüksek depo
elevated way i. yükseltilmiş yol
elevated tank i. yükseltilmiş tank
elevated zero range i. sıfırlı erim
elevated loads at ambient temperature i. ortam sıcaklığında kaldırılmış yükler
low alloy elevated temperature steel i. düşük alaşımlı yüksek sıcaklık çeliği
resistance to elevated temperature and humidity i. yüksek sıcaklık ve neme dayanım
elevated temperature i. yüksek sıcaklık
room temperature and elevated temperature i. oda sıcaklığı ve yüksek sıcaklık
flexural strength at elevated temperatures i. yüksek sıcaklıklarda eğilme mukavemeti
elevated temperature test i. yüksek sıcaklık deneyi
method of testing at elevated temperature i. yüksek sıcaklıkta deney metodu
artificial ageing by long term exposure to elevated temperature i. uzun süre yüksek sıcaklığa maruz bırakılarak suni yaşlandırma
elevated load at ambient temperature i. ortam sıcaklığında yükseltilmiş yük
ageing by the use of thermal ageing by long term exposure in a ventilated oven at elevated temperature i. uzun süre yüksek sıcaklığa maruz bırakarak ısıl yaşlandırma uygulamak suretiyle suni yaşlandırma
test at elevated temperatures i. yükseltilmiş sıcaklıklarda yapılan deney
elevated causeway system i. yükseltilmiş geçit sistemi
elevated railroad i. yükseltilmiş demiryolu
at elevated temperatures expr. yüksek sıcaklıklarda
Bilgisayar
elevated zero range i. sıfırlı erim ölçme aleti
Mimarlık
elevated alcove i. asma oda
İnşaat
elevated flume i. yükseltilmiş kanal
elevated reservoir i. yükseltilmiş hazne
elevated highway i. yükseltilmiş yol
elevated railway i. yükseltilmiş demiryolu
elevated road i. yükseltilmiş yol
Otomotiv
elevated pedestrian crossing i. yükseltilmiş yaya geçidi
Ulaştırma
elevated light rail i. havaray
Havacılık
creep at elevated temperature i. yüksek sıcaklıkta deformasyon
creep at elevated temperature i. yüksek sıcaklıkta krip
elevated duct i. troposferik telsiz kanalı
elevated temperature properties i. yüksek sıcaklık özelliği
elevated heliport i. yükseltilmiş heliport
Denizcilik
self-elevated movable platform i. kendiliğinden yükselebilen hareketli platform
Medikal
elevated white blood cell count i. beyaz küre yüksekliği
elevated serum calcium concentrations i. yükselmiş serum kalsiyum konsantrasyonları
elevated serum glucose level i. kan şekerinde yükseklik
elevated blood pressure i. yükselmiş kan basıncı
elevated level of serum insulin i. artmış serum insülin seviyesi
strikingly elevated creatine phosphokinase level i. dikkat çekecek seviyede kreatin fosfokinaz değeri
elevated blood glucose i. yüksek kan glukozu
elevated intracranial pressure i. artmış kafa içi basıncı
elevated prothrombin time i. protrombin zamanının uzaması
rat elevated t-maze test i. yükseltilmiş artı labirent sıçan testi
elevated levels of matrix metalloproteinase i. artmış matriks metalloproteinaz seviyeleri
elevated transaminases i. transaminaz düzeylerinde artış
elevated hepatic enzyme levels i. yüksek karaciğer enzim düzeyleri
elevated maternal serum alpha-protein levels i. maternal serum alfa fetoprotein yüksekliği
elevated creatine phosphokinase levels i. yüksek kreatin fosfokinaz düzeyleri
elevated liver enzymes i. karaciğer enzim yüksekliği
elevated serum ferritin levels i. yüksek serum ferritin düzeyleri
Patoloji
elevated blood glucose level i. yükselmiş kan glikoz düzeyi