emergent - Türkçe İngilizce Sözlük

emergent

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

emergent — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yeni beliren, ortaya çıkan, yükselen
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪˈmɝːdʒənt/ – BrE /ɪˈmɜːdʒənt/)
Terim Türü:
Sıfat
Yeni ortaya çıkan eğilim, teknoloji veya yapı için kullanılan sıfattır; karmaşıklık teorisinde “emergent properties” gibi teknik bir rol de taşır. Emergence kök ailesinden gelir; modern analiz dilinde emergent, “henüz tam olgunlaşmamış ama yönü belirginleşmiş” olguları işaret ederek stratejik dikkat çekmeyi sağlar.
Eş Anlamlılar:
emerging, arising
Zıt Anlamlılar:
established, entrenched

"emergent" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
emergent s. ortaya çıkan
One of the indirect emergent problems related to inflation is unemployment.
Enflasyonla ilgili dolaylı olarak ortaya çıkan sorunlardan biri de işsizliktir.

More Sentences
emergent s. gelişmekte olan
AI is still an emergent technology.
Yapay zeka hala gelişmekte olan bir teknoloji.

More Sentences
emergent i. ortaya çıkan kimse
emergent i. görünen kimse
emergent i. görüş alanına giren kimse
emergent i. beliren özellik
emergent i. gelişmekte olan karakter
emergent i. ortaya çıkan kişi
emergent s. meydana çıkan
emergent s. yeni
emergent s. doğmakta olan
emergent s. boy gösteren
emergent s. çıkan
emergent s. yeni bağımsızlık kazanmış
emergent s. beliren
emergent s. gelişen
emergent s. ivedi
emergent s. acil
emergent s. müstacel
emergent s. yeni beliren
emergent s. yükselen
Siyasal
emergent s. yakın zamanda bağımsızlığa kavuşmuş (millet)
Teknik
emergent s. beklenmeden çıkan
Deniz Biyolojisi
emergent s. su bitkilerine ait
emergent s. su bitkileri ile ilgili
Botanik
emergent i. su bitkisi
emergent i. kökü suyun altında, gövdesi ve yaprakları su üstünde büyüyen bitki
emergent i. su yüzeyindeki bitki
emergent i. gelişmekte olan ağaç
Osmanlıca
emergent s. nevzuhur

"emergent" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
emergent properties i. ortaya çıkan yeni özellikler
emergent properties i. beliren özellikler
emergent [obsolete] i. aniden çıkan olay
emergent year i. takvim başlangıcı
emergent year i. başlangıç tarihi
emergent [obsolete] i. kriz
emergent [obsolete] i. acil durum
emergent year i. başlangıç
pre-emergent s. henüz söz konusu olmayan
pre-emergent s. henüz gerçekleşmemiş
Medikal
emergent treatment and neurological consultation i. acil tedavi ve nöroloji konsültasyon nedenleri
treatment-emergent adverse events i. tedavi ile ortaya çıkan yan etkiler
Botanik
emergent vegetation i. su yüzeyindeki bitkiler
Dilbilim
emergent layer i. egemen ağaçlar tabakası
Felsefe
emergent evolution i. aşamalı evrim
emergent evolution i. evrim sürecindeki belirli kritik evrelerde yaşam ve bilinç gibi tamamen yeni özelliklerin belirdiğini savunan hipotez
Çevre
emergent pollutants i. yeni ortaya çıkan kirleticiler