| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | ensnare f. | tuzağa düşürmek | ||
|
The bear was ensnared by the hunters. Ayı avcılar tarafından tuzağa düşürüldü. More Sentences |
||||
| Genel | ensnare f. | kapana kıstırmak | ||
|
He became ensnared in the complexities of the legal system. Hukuk sisteminin karmaşıklığı içinde kapana kısılmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | ensnare f. | ağına düşürmek | ||
| Genel | ensnare f. | kapanla yakalamak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | ensnare something in something f. | kapana kıstırmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | ensnare (someone or something) in (something) f. | (birini/bir şeyi bir soruna, belaya) bulaştırmak | ||
| Öbek Fiiller | ensnare (someone or something) in (something) f. | (birinin/bir şeyin) başına (bir bela) sarmak | ||
| Öbek Fiiller | ensnare in f. | -e kıstırmak | ||
| Öbek Fiiller | ensnare (someone or something) in (something) f. | (birini/bir şeyi bir şeye) kıstırmak | ||
| Öbek Fiiller | ensnare (someone or something) in (something) f. | (birini/bir şeyi bir şeyin) içine sokmak/dahil etmek | ||
| Öbek Fiiller | ensnare in f. | kapana kıstırmak | ||
| Öbek Fiiller | ensnare (someone or something) in (something) f. | (birini/bir şeyi bir şeye) bulaştırmak | ||
| Öbek Fiiller | ensnare (someone or something) in (something) f. | (birini/bir şeyi) bir şeyle yakalamak | ||
| Öbek Fiiller | ensnare in f. | yakalamak | ||