entail - Türkçe İngilizce Sözlük

entail

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

entail — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈteɪl/ – BrE /ɪnˈteɪl/)
Terim Türü:
Fiil: entail (entails – entailed – entailing)
Bir eylem veya kararın kaçınılmaz sonucu olarak belirli yükümlülükleri/sonuçları beraberinde getirmesini tanımlamaktadır. Fransızca entailler (“kesip işlemek”) kelimesinden gelişmiştir; tarihsel olarak mülkiyet hukukunda “entail” özel bir düzenleme terimiyken modern kullanımda “sonuç paketiyle gelmek” anlamına genişleyerek iş ve politika dilinin temel fiillerinden biri olmuştur.
Eş Anlamlılar:
involve, necessitate
Zıt Anlamlılar:
avoid, preclude

"entail" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 26 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
entail i. en büyük oğula miras kalması
In our village, land descends by entail from generation to generation.
Bizim köyde topraklar en büyük oğula miras kalma yoluyla nesilden nesle geçer.

More Sentences
entail f. gerektirmek
Being a police officer entails being on call 24/7.
Polis memuru olmak 7 gün 24 saat nöbette olmayı gerektirir.

More Sentences
entail i. meşruta
entail i. satılmaması koşuluyla verilen mülk
entail i. gerektirme
entail i. belirli mirasçılara kalan arazi
entail f. satılmaması koşuluyla vermek
entail f. istemek
entail f. şarta bağlamak
entail f. sürüklemek
entail f. yol açmak
entail f. neden olmak
entail f. zorunlu kılmak
entail f. zorunlu olarak içermek
entail f. gerekmek
entail f. (mantıksal bir sonuç) teşkil etmek
entail f. gerekli kılmak
entail f. icap ettirmek
entail f. mecbur etmek
entail f. beraberinde getirmek
Ticaret/Ekonomi
entail f. satılmaması/devredilmemesi koşuluyla vermek
Hukuk
entail i. belirli bir füru zümresine geçen miras hakkı
entail i. mirasın sadece bazı çocuklara geçmesi
entail i. meşruta olarak vakfedilmiş mülk
entail f. şartlı bağışlamak
Teknik
entail f. zorunlu kılmak

"entail" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 5 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
entail a risk f. risk teşkil etmek
entail a risk f. risk yaratmak
Konuşma
what does your job entail? expr. işin gereği ne yapıyorsun?
what responsibilities does it entail? expr. bu ne gibi sorumluluklar gerektirir?
what responsibilities does it entail? expr. bu ne gibi sorumluluklar getirmektedir?