| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | exile i. | sürgün | ||
|
The prince lived in exile until his death after he was overthrown. Prens tahttan indirildikten sonra ölene kadar sürgünde yaşadı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | exile f. | sürgüne göndermek | ||
|
The opposing politicians were exiled by the dictator. Muhalif politikacılar diktatör tarafından sürgüne gönderilmişti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | exile f. | sürmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | exile f. | sürgüne göndermek | ||
|
The opposing politicians were exiled by the dictator. Muhalif politikacılar diktatör tarafından sürgüne gönderilmişti. More Sentences |
||||
| Genel | exile f. | sürgün etmek | ||
|
They want to kill, injure, scare and exile people. İnsanları öldürmek, yaralamak, korkutmak ve sürgün etmek istiyorlar. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | exile f. | sürgüne göndermek | ||
|
The opposing politicians were exiled by the dictator. Muhalif politikacılar diktatör tarafından sürgüne gönderilmişti. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | exile i. | sürgün | ||
|
The prince lived in exile until his death after he was overthrown. Prens tahttan indirildikten sonra ölene kadar sürgünde yaşadı. More Sentences |
||||
| Siyasal | exile i. | sürgüne gönderilen kişi | ||
|
I met with an exile during my travel to Saudi Arabia. Suudi Arabistan'a yaptığım seyahat sırasında, sürgüne gönderilmiş biriyle tanıştım. More Sentences |
||||
| Siyasal | exile f. | sürgüne göndermek | ||
|
The opposing politicians were exiled by the dictator. Muhalif politikacılar diktatör tarafından sürgüne gönderilmişti. More Sentences |
||||
| Siyasal | exile f. | sürgün etmek | ||
|
They want to kill, injure, scare and exile people. İnsanları öldürmek, yaralamak, korkutmak ve sürgün etmek istiyorlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | exile i. | sürülme | ||
| Genel | exile i. | sürgün edilen kimse | ||
| Genel | exile i. | yurdundan sürülme | ||
| Genel | exile f. | sürmek | ||
| Genel | exile f. | kovmak | ||
| Genel | exile f. | sürgüne yollamak | ||
| Genel | exile f. | sürmek (yurt dışı vb) | ||
| Genel | exile f. | nefyetmek | ||
| Genel | exile f. | yurt dışına sürmek | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | exile i. | sınır dışı edilen kimse | ||
| Siyasal | exile i. | sınır dışı edilmiş kimse | ||
| Siyasal | exile i. | sürgünlük | ||
| Siyasal | exile f. | sürgüne yollamak | ||
| Osmanlıca | ||||
| Osmanlıca | exile i. | nefiy | ||