fertiles - Türkçe İngilizce Sözlük

fertiles

fertiles — Definition

Anlamı ve Tanımı:
verimli, üretken, doğurgan
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈfɝːtəl/ – BrE /ˈfɜːtaɪl/)
Terim Türü:
Sıfat
Toprağın, düşüncenin veya organizmanın üretme kapasitesini tanımlamaktadır. Latince fertilis kökünden gelir; biyolojik verimlilikten zihinsel yaratıcılığa genişlemiştir.
Eş Anlamlılar:
productive
Zıt Anlamlılar:
barren

"fertiles" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
fertile s. verimli
It's not logical to sell such fertile lands.
Bu kadar verimli toprakları satmak mantıklı değil.

More Sentences
fertile s. bereketli
The number of fertile days you see is personal to you.
Gördüğünüz bereketli günlerin sayısı size özeldir.

More Sentences
Genel
fertile s. doğurgan
She is a fertile woman indeed.
Gerçekten de doğurgan bir kadın.

More Sentences
fertile s. elverişli
The fall of the old regime provided fertile ground for the republicans.
Eski rejimin çöküşü cumhuriyetçiler açısından elverişli bir zemin hazırlamıştır.

More Sentences
fertile s. doğurabilen
fertile s. ongun
fertile s. mümbit
fertile s. yaratıcı
fertile s. gelişme yeteneği olan
fertile s. zengin
fertile s. artağan
fertile s. bitek
fertile s. üretken
Ticaret/Ekonomi
fertile s. mümbit
Medikal
fertile s. fertil
fertile s. üreyebilen
Fizik
fertile s. bölünebilir malzeme üretebilen
fertile s. (özellikle nükleer reaktörde) bölünebilir malzemeye dönüştürülebilen
Biyoloji
fertile s. üreyen
fertile s. büyüyebilen
fertile s. gelişebilen
fertile s. (bitki) üreme yapıları oluşturabilen
fertile s. (arı) yumurtlayan
Botanik
fertile s. üreme yapıları içeren
fertile s. büyümeyi sürdürecek malzeme bakımından zengin
Çevre
fertile s. fisyon haline geçmeye hazır
Coğrafya
fertile i. iowa eyaletinde şehir
fertile i. minnesota eyaletinde şehir

"fertiles" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 35 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
fertile land i. verimli arazi
fertile material i. üretken madde
fertile soil i. verimli toprak
fertile soil i. bereketli toprak
fertile crescent i. bereketli hilal
fertile soil i. verimli toprak
fertile soil i. münbit arâzî
fertile soil i. bereketli toprak
make fertile f. verimlileştirmek
become fertile f. bereketlileşmek
get fertile f. bereketlenmek
make fertile f. bereketlendirmek
fertile enough s. yeterince verimli
Ticaret/Ekonomi
fertile environment for corruption i. yolsuzluğun gelişmesi icin uygun ortam
Teknik
fertile land i. verimli toprak
Medikal
patients in fertile and menopausal ages i. fertil ve menopoz çağdaki hastalar
fertile eunuch syndrome i. harem ağası sendromu
fertile eunuch syndrome i. fertil eunuch sendromu
Fizyoloji
fertile period i. hamileliğe elverişli dönem
fertile phase i. hamileliğe elverişli dönem
Biyoloji
cross-fertile s. çapraz döllenebilir
self-fertile s. kendine döllek
self-fertile s. kendi poleni veya spermiyle üreyebilen
self-fertile s. kendi döllek
self-fertile s. kendi kendine tozlaşan
self-fertile s. kendi kendine dölleyen
self-fertile s. kendine fertil
Botanik
male fertile line i. erkek fertil hat
Tarım
fertile soil loss i. verimli toprak kaybı
fertile soil i. bereketli toprak
fertile soil i. verimli toprak
Çevre
fertile isotope i. doğurgan izotop
fertile material i. doğurgan malzeme
Coğrafya
fertile crescent i. verimli hilal
fertile crescent i. mezopotamya ve doğu akdeniz'i kapsayan coğrafi bölge