| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | gel i. | jöle | ||
|
The gel gives your hair a glossary look. Jöle saçınıza parlak bir görünüm verir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | gel f. | (saça) jöle sürmek | ||
|
I gel my hair every morning. Saçlarıma her sabah jöle sürüyorum. More Sentences |
||||
| Genel | gel f. | netleşmek | ||
|
The idea gelled in our minds after the presentation. Sunumun sonrasında fikir kafamızda netleşti. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | gel i. | jel | ||
|
This gives me much more confidence than using a gel pencil. Bu bana jel kalem kullanmaktan çok daha fazla güven veriyor. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | gel i. | jel | ||
|
This gives me much more confidence than using a gel pencil. Bu bana jel kalem kullanmaktan çok daha fazla güven veriyor. More Sentences |
||||
| Gıda | ||||
| Gıda | gel i. | jel | ||
|
This gives me much more confidence than using a gel pencil. Bu bana jel kalem kullanmaktan çok daha fazla güven veriyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | gel i. | koloit | ||
| Genel | gel i. | jelatin | ||
| Genel | gel i. | gürcistan'ın temel para birimi | ||
| Genel | gel i. | (konuşma dilinde) hatun | ||
| Genel | gel f. | jöle haline gelmek | ||
| Genel | gel f. | jelleşmek | ||
| Genel | gel f. | şekillenmek | ||
| Genel | gel f. | (bir araya toplanıp) … haline gelmek | ||
| Genel | gel f. | koyulaştırmak | ||
| Genel | gel f. | jel kıvamına getirmek | ||
| Genel | gel f. | kıvamlaşmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | gel i. | jelatin | ||
| Teknik | gel i. | koloit | ||
| Teknik | gel f. | koloit şeklini almak | ||
| Teknik | gel f. | koloitleşmek | ||
| Teknik | gel f. | koloit şekli vermek | ||
| Teknik | gel s. | pelte | ||
| Aydınlatma | ||||
| Aydınlatma | gel i. | sahne ışığını renklendirmek için üzerine konan şeffaf ve renkli kağıt | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | gel i. | pıhtılaşmış madde | ||
| Kısaltma | ||||
| Kısaltma | gel s. | jelatinli | ||
| Argo | ||||
| Argo | gel f. | rahatlamak | ||
| Argo | gel f. | kendini bırakmak | ||
| Argo | gel f. | gevşemek | ||
| Argo | gel f. | dinlenmek | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Konuşma | ||||
| Konuşma | gel | come ünl. | ||
|
Come daughter, come down. Gel kızım, aşağı in. More Sentences |
||||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | gel | cometh i. | ||