genuine - Türkçe İngilizce Sözlük

genuine

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

genuine — Definition

Anlamı ve Tanımı:
gerçek, samimi
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdʒɛnjuɪn/ – BrE /ˈdʒɛnjuɪn/)
Terim Türü:
Sıfat
Sahte olmayan, içtenlik ve özgünlük taşıyan durumları tanımlayan sözcüktür; güvenilirlik çağrışımı yapar. Latince genuinus kökeni, doğuştan gelen ve saf olan fikrini nitelik hâline getirir.
Eş Anlamlılar:
authentic
Zıt Anlamlılar:
fake

"genuine" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
genuine s. gerçek
In my view, we have a genuine problem here as well.
Benim görüşüme göre, burada da gerçek bir sorunumuz var.

More Sentences
genuine s. hakiki
The jacket I bought today is genuine leather.
Bugün aldığım ceket hakiki deri.

More Sentences
genuine s. özgün
Genel
genuine s. içten
Once again, it is our genuine hope that we will all be able to benefit from this friendship.
Bir kez daha, bu dostluktan hepimizin faydalanabilmesi en içten dileğimizdir.

More Sentences
genuine s. samimi
I like our professor because she's a genuine person with no hidden agenda.
Bizim dersin hocasını seviyorum çünkü gizlisi saklısı olmayan samimi biri.

More Sentences
Teknik
genuine i. orijinal
We manufacture and supply more than 100,000 Genuine Volvo Parts.
100.000'den fazla Orijinal Volvo Parçası üretiyor ve tedarik ediyoruz.

More Sentences
genuine s. gerçek
In my view, we have a genuine problem here as well.
Benim görüşüme göre, burada da gerçek bir sorunumuz var.

More Sentences
genuine s. hakiki
The jacket I bought today is genuine leather.
Bugün aldığım ceket hakiki deri.

More Sentences
Tekstil
genuine s. hakiki
The jacket I bought today is genuine leather.
Bugün aldığım ceket hakiki deri.

More Sentences
Genel
genuine s. öz
genuine s. harbi
genuine s. içten gelen
genuine s. mevsuk
genuine s. saf
genuine s. sahici
genuine s. içi dışı bir
genuine s. hilesiz
genuine s. asıl
genuine s. halis muhlis
genuine s. özbeöz

"genuine" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
genuine leather i. gerçek deri
genuine identity i. özgün kimlik
genuine fault i. asli hata
genuine fault i. asli kusur
genuine product quality i. orijinal ürün kalitesi
genuine misunderstanding i. doğal/şüphe uyandırmayan yanlış anlama
genuine self i. hakiki benlik
genuine leather belt i. gerçek deri kemer
be genuine f. özgün olmak
not genuine s. sahte
Deyim
genuine article i. bir şeyin hakikisi
genuine article i. bir şeyin orijinalı
Ticaret/Ekonomi
genuine parts i. orijinal parçalar
genuine asset i. gerçek varlık
genuine coverage rate i. orijinal parça piyasa payı
genuine share i. orijinal parça piyasa payı
genuine assets i. gerçek varlıklar
genuine liabilities i. gerçek pasifler
genuine assets i. gerçek aktifler
genuine quality i. gerçek kalite
genuine progress index i. gerçek gelişme endeksi
genuine progress indicator i. gerçek gelişim göstergesi
genuine savings i. gerçek tasarruflar
non-genuine s. yanlış
non-genuine s. sahte
Hukuk
capacity and genuine assent i. ehliyet
genuine link i. gerçek bağ
Medikal
genuine stress urinary incontinence i. gerçek stres üriner inkontinans