| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | glare i. | parıltı | ||
|
The glare of my screen is disturbing. Ekranımın parıltısı rahatsız edici. More Sentences |
||||
| Genel | glare i. | kızgın bakış | ||
|
His intolerant glare scared his workers. Hoşgörüsüz kızgın bakışları işçilerini korkutuyordu. More Sentences |
||||
| Genel | glare f. | dik dik bakmak | ||
|
The child glared impudently at its mother. Çocuk annesine küstahça dik dik baktı. More Sentences |
||||
| Genel | glare f. | ters ters bakmak | ||
|
Ellen glared at her children to stop them. Ellen onları durdurmak için çocuklarına ters ters baktı. More Sentences |
||||
| Genel | glare f. | parlamak | ||
|
There's a lot of glare. Çok fazla parlama var. More Sentences |
||||
| Genel | glare f. | göze çarpmak | ||
|
One glaring inconsistency in the motor insurance field is in the area of temporary residency. Kasko sigortası alanında göze çarpan bir tutarsızlık da geçici ikamet alanında yaşanmaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | glare f. | göze çarpmak/gelmek | ||
|
The sun glared down on me while driving. Araba kullanırken güneş gözüme geliyordu. More Sentences |
||||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | glare i. | parıltı | ||
|
The glare of my screen is disturbing. Ekranımın parıltısı rahatsız edici. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | glare i. | göz kamaştırıcı ışık | ||
| Genel | glare i. | düşmanca bakış | ||
| Genel | glare i. | kötü bakış | ||
| Genel | glare i. | göze batan şey | ||
| Genel | glare i. | dargın bakış | ||
| Genel | glare i. | göz kamaştırıcı parıltı | ||
| Genel | glare i. | ters bakış | ||
| Genel | glare i. | ışıltı | ||
| Genel | glare i. | göz kamaştırıcı güneş ışığı | ||
| Genel | glare i. | ucuz ve gösterişli parlaklık | ||
| Genel | glare i. | gösterişlilik | ||
| Genel | glare i. | şatafat | ||
| Genel | glare i. | parlak buzdan yüzey | ||
| Genel | glare i. | parlak buz katmanı | ||
| Genel | glare i. | parlak cila | ||
| Genel | glare i. | bunaltıcı ilgi | ||
| Genel | glare i. | aşırı sokulganlık | ||
| Genel | glare f. | göze batmak | ||
| Genel | glare f. | kızgın bakmak | ||
| Genel | glare f. | göz kamaştıracak bir şekilde parlamak | ||
| Genel | glare f. | göz kamaştırmak | ||
| Genel | glare f. | parıldamak | ||
| Genel | glare f. | göz kamaştırıcı ışığın yansımasıyla ışıldamak | ||
| Genel | glare f. | çok parlak ve yoğun olmak (ışık, renk) | ||
| Genel | glare f. | göz kamaştırıcı şekilde süslü veya cafcaflı olmak | ||
| Genel | glare f. | bunaltıcı şekilde ön plana çıkmak | ||
| Genel | glare f. | kızgın bakışlar atmak | ||
| Genel | glare s. | düz | ||
| Genel | glare s. | parlak | ||
| Genel | glare s. | parlak ve şeffaf | ||
| Genel | glare s. | pürüzsüz | ||
| Genel | glare N. | parlama | ||
| Genel | glare N. | sert bakış | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | glare i. | cama benzer bir yüzey | ||
| Teknik | glare i. | arama çarpışması | ||
| Teknik | glare i. | gelen arama ile giden aramanın aynı anda olması | ||
| Aydınlatma | ||||
| Aydınlatma | glare i. | kamaşma | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | glare i. | parlak ışık | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | glare i. | gler | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | glare i. | yumurta akı | ||
| Eski Kullanım | glare i. | parlaklık | ||
| Eski Kullanım | glare i. | göz kamaştırıcı olma | ||
| Eski Kullanım | glare f. | yapıştırıcı sürmek | ||
| Eski Kullanım | glare f. | saldırgan bir halde kendini göstermek | ||
| Eski Kullanım | glare f. | nahoş şekilde dikkat çekmek | ||
| Eski Kullanım | glare f. | göze batmak | ||
| Eski Kullanım | glare f. | zorla sokulmak | ||
| Eski Kullanım | glare f. | güçlü şekilde yansıtmak | ||