dazzle - Türkçe İngilizce Sözlük

dazzle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dazzle — Definition

Anlamı ve Tanımı:
göz kamaştırmak, büyülemek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdæzəl/ – BrE /ˈdæzəl/)
Terim Türü:
Fiil: dazzle (dazzles – dazzled – dazzling)
Parlak ışıkla gözü geçici olarak kamaştırmayı veya etkileyicilikle hayran bırakmayı tanımlamaktadır. 16. yüzyılda İngilizcede beliren kökeni belirsiz bir fiildir; modern kullanımda fiziksel ışıltı ile sosyal/estetik etkiyi aynı çekirdekte birleştirir.
Eş Anlamlılar:
blind, impress
Zıt Anlamlılar:
bore, dull

"dazzle" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dazzle f. göz kamaştırmak
Where did you dazzle them?
Nerede gözlerini kamaştırdınız?

More Sentences
Genel
dazzle f. göz kamaştırmak
Where did you dazzle them?
Nerede gözlerini kamaştırdınız?

More Sentences
dazzle f. gözlerini kamaştırmak
An array of laser beam lights dazzled the inhabitants.
Görkemli lazer ışıkları, mahalle sakinlerinin gözlerini kamaştırıyordu.

More Sentences
dazzle f. büyülemek
The preschool teacher dazzled the kids with music, magic, and mystery.
Kreş öğretmeni, müzik, sihir ve gizemle çocukları büyüledi.

More Sentences
dazzle f. göz kamaştırmak
Where did you dazzle them?
Nerede gözlerini kamaştırdınız?

More Sentences
dazzle i. pırıltı
dazzle i. kamaştırma
dazzle i. kamuflaj boyası
dazzle i. parlak ışık
dazzle i. göz kamaştıran şey
dazzle i. hayran bırakan şey
dazzle f. göz almak
dazzle f. hayran etmek
dazzle f. kamaştırmak
dazzle f. gözünü kamaştırmak
dazzle f. kamufle etmek
dazzle f. şaşırtmak
dazzle f. parlamak
dazzle f. parıldamak
dazzle f. derinden etkilemek
dazzle f. çok şaşırtmak
dazzle f. kör olmak
dazzle f. körleşmek
dazzle f. kafasını bulandırmak
dazzle f. şatafatla gözünü kör etmek
Otomotiv
dazzle i. göz kamaşması
dazzle i. parlak ışık

"dazzle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
razzle-dazzle i. curcuna
razzle-dazzle i. cümbüş
razzle-dazzle i. gürültü
razzle-dazzle i. alem
razzle-dazzle i. şamata
dazzle paint i. kamuflaj boyası
dazzle [rare] i. zebra sürüsü
go on the razzle-dazzle f. alem yapmak
Konuşma Dili
dazzle me expr. şaşırt beni
Deyim
in a dazzle expr. gözleri kamaşmış durumda
if you can't dazzle them with brilliance, baffle them with bull expr. eğer anlatacak iyi/parlak bir şeyin yoksa, palavrayla/abartıyla gözlerini boya/ikna et
if you can't dazzle them with brilliance, baffle them with bull expr. eğer anlatacak iyi/parlak bir şeyin yoksa, gargaraya getirip kandır/inandır
Teknik
anti-dazzle glass i. parlamaz cam
Demiryolu
anti-dazzle vizor i. güneşlik
Eski Kullanım
dazzle (out) f. çok parlak tutulmak (güneş, ay)
dazzle (down) f. çok parlak tutulmak (güneş, ay)
dazzle (out) f. daha çok parlamak
dazzle (down) f. daha çok parlamak
dazzle (out) f. daha çok parlamak
dazzle (out) f. çok parlak tutulmak (güneş, ay vb.)
Argo
razzle-dazzle i. karmaşıklık
razzle-dazzle i. karışıklık
razzle-dazzle i. kargaşa
razzle-dazzle i. telaş
razzle-dazzle s. şamatalı
razzle-dazzle s. gürültülü
razzle-dazzle s. curcunalı
razzle-dazzle s. cümbüşlü
İngiliz Argosu
razzle-dazzle i. iyi zaman