blind - Türkçe İngilizce Sözlük

blind

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

blind — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kör, perde/jaluzi, kör etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /blaɪnd/ – BrE /blaɪnd/)
Terim Türü:
Sıfat: blind; İsim: blind (blinds); Fiil: blind (blinds – blinded – blinding)
Görme duyusu olmayanı niteleyen sözcüktür; isim olarak perde/jaluziyi ifade etmektedir; fiil olarak “kör etmek” anlamı taşır. Kökeni eski İngilizceye dayanır

"blind" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
blind s. kör
He couldn't get a driving license as his left eye is partially blind.
Sol gözü kısmen kör olduğu için ehliyet alamadı.

More Sentences
Genel
blind i. bahane
Her blinds to prevent me from entering the house were in vain.
Eve girmemi engellemek için uydurduğu bahaneler boşunaydı.

More Sentences
blind i. perde
She pulled the blinds down.
Perdeleri indirdi.

More Sentences
blind i. siper
We took the pictures of animals from a ground blind.
Hayvanların fotoğraflarını gizli bir siperden çektik.

More Sentences
blind f. gözünü almak
I can't drive at night because the headlights of other cars blind me.
Geceleri araba kullanamıyorum çünkü diğer arabaların farları gözümü alıyor.

More Sentences
blind f. kör etmek
In some cultures, criminals used to be blinded as a punishment.
Bazı kültürlerde suçlular ceza olarak kör edilirdi.

More Sentences
blind s. şuursuz
The members of the cult were blind with faith.
Tarikat üyeleri inançtan şuursuzlaşmıştı.

More Sentences
blind s. kör
He couldn't get a driving license as his left eye is partially blind.
Sol gözü kısmen kör olduğu için ehliyet alamadı.

More Sentences
Teknik
blind i. panjur
You can open the window blinds; the sun has set.
Penceredeki panjurları açabilirsiniz; güneş battı.

More Sentences
blind s. kör
He couldn't get a driving license as his left eye is partially blind.
Sol gözü kısmen kör olduğu için ehliyet alamadı.

More Sentences
Genel
blind i. avcıların avlarından gizlendiği yer
blind i. pusu
blind i. alem
blind i. sokur
blind i. basiretsizlik
blind i. jaluzi
blind i. güneşlik
blind i. stor
blind i. güneş siperi
blind i. abajur
blind i. gerçek niteliği gizlemeyi amaçlayan şey
blind i. dalavere
blind i. hile
blind i. kimliğinin veya yaptığı işlerin bilinmesini istemeyen biri adına hareket eden kimse
blind i. lomboz panjuru
blind i. göz bağı
blind i. siperlik
blind i. durak
blind f. saklamak
blind f. körleştirmek
blind f. göz almak
blind f. körletmek
blind f. göz kamaştırmak
blind f. köreltmek
blind f. kamaştırmak
blind f. kapatmak
blind f. ışıksız bırakmak
blind f. aklını başından almak
blind f. düşünemeyecek hale getirmek
blind f. (ışığıyla) gölgede bırakmak
blind f. siperle korumak
blind s. çıkmaz (sokak)
blind s. çıkmaz
blind s. görmeyen
blind s. düşüncesiz
blind s. gizli
blind s. ama
blind s. okunaksız
blind s. görmez
blind s. saçma
blind s. duygusuz
blind s. basiretsiz
blind s. zilzurna
blind s. (yol) çıkmaz
blind s. körlere ait
blind s. körlerle ilgili
blind s. körlere yönelik
blind s. test sonuçlarını etkileyecek herhangi bir bilgi verilmeden yapılan
blind s. hazırlıksız yapılan
blind s. deneyimsiz yapılan
blind s. bilgisiz yapılan
blind s. görüş olmadan yapılan
blind s. nedene veya kanıta dayanmayan
blind s. soru sormayan
blind s. kayıtsız şartsız
blind s. eksik adresli
blind s. adresi okunaklı olmayan
blind s. sürücülerin görüş açısı dışında kalan
blind s. (duvar) açıklığı olmayan
blind s. hazırlıksız bir şekilde yapılan
blind s. görülmesi zor
blind s. anlaşılması zor
blind s. kimliği gizli
blind s. kimliği açıklanmayan
blind s. destekleyenin kimliği belli olmayan
blind s. arkasındakini saklayan
blind s. … özürlüsü (mecaz)
blind s. (metin) anlaşılmaz
blind s. (tüp, çuval) tek yanı kapalı
blind s. en ufak
blind s. en küçük
blind s. anlayışı kıt
blind zf. görmeden
blind zf. kör bir şekilde
blind zf. önünü görmeden
blind zf. haberi olmadan
blind zf. habersiz
blind zf. (sonucu etkileyebilecek) önemli bilgilerden yoksun bir şekilde
blind zf. yönlendirme olmadan
blind zf. uygun bilgiler olmadan
blind zf. aşırı derecede
blind zf. tamamen
blind zf. duyarsızca
blind zf. pervasızca
blind zf. dikkatsizce
blind zf. pekiştirici bir ifade
Teknik
blind i. güneş kırıcı
blind i. gölgelik
blind i. pencere storu
blind i. stor
blind i. yaldızlama veya renklendirme yapmadan elde işleme
blind f. körelmek
blind f. matlaşmak
blind f. donuklaştırmak
blind f. matlaştırmak
blind f. boşluklarını doldurmak
blind f. tıkamak
blind f. (yeni döşenen bir yol) derzlerini doldurmak için kum ve çakılla kaplamak
blind f. (akaç tuğlası) toprakla kaplamak
blind s. konusu ve koşulları bilinmeyen bir deney tasarımına ait
blind s. deney sırasında önyargıya neden olabilecek bilgiye sahip olmayan
blind s. donuk
blind s. parlaklıktan yoksun
blind s. cilalanmamış
blind s. yaldızsız, mürekkepsiz veya renksiz bir şekilde basılmış
blind s. (perçin) tek bir taraftan takılıp sabitlenebilen
İnşaat
blind s. (çit) arasından görülemeyecek veya geçilemeyecek kadar kalın
Ulaştırma
blind i. yol tabelası
Demiryolu
blind i. ucunda kapı olmayan tren yüklüğü veya posta arabası
blind i. vagonun hemen arkasındaki kapısız tren yüklüğü platformu
blind s. (hedef) yanlamasına döndürülmüş
Havacılık
blind s. araç yardımıyla görmeden yapılan
Medikal
blind s. normalin onda biri veya daha azı kadar gören
Psikoloji
blind s. yalnızca psikolojik test verilerinden elde edilen
Baskı Teknikleri
blind s. (litografik yüzey) baskı oluşturamayan
blind s. (tasarım, başlık) kitap üstüne mürekkepsiz veya yaldızsız basılmış
blind s. soğuk baskı yapılmış
Mutfak
blind s. (küçük tart) dolgusuz
Botanik
blind i. çiçek vermeyen bir çiçekli bitki
blind s. kısır
blind s. (dal) meyve veya çiçek vermeyen
Çevre
blind s. (su kanalı) toprakta açılan bir oyuk ve içinde arasından su sızabilecek taşlardan oluşan
blind s. (mineral, damar, tabaka) yüzeyde görünmeyen
Jeoloji
blind s. aniden sona eren
Askeri
blind i. dürbün objektif kapağı
blind i. patlayamamış bir patlayıcı madde
Beysbol
blind i. skorsuzluk
İskambil
blind i. kör açılış bahsini yapan oyuncu
blind i. kartların kapalı olarak yere konduğu ekstra el
Bahisçilik
blind i. kör bahis
Müzik
blind s. farklı perdelerde alternatif tonları olan
Eski Kullanım
blind s. karanlık
blind s. ışıksız
Argo
blind s. sarhoş
blind s. uçmuş
blind s. zom
blind s. kafa bir milyon
blind s. yamulmuş
İngiliz Argosu
blind f. çok hızlı araba sürmek
blind f. lanet etmek

"blind" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
blind person i. kör
venetian blind i. güneşlik
three blind mice i. bir bebek ninnisi
blind floor i. kördöşeme
blind shaft i. dahili kuyu
red blind i. kırmızı renge karşı kör
blind valley i. kör vadi
window blind i. panjur
blind spot i. kendi önyargısının insanı anlamaktan engellediği konu
the blind i. körler
blind alley i. çıkmaz
blind arcade i. sağır sıra kemer
blind alley i. açmaz
blind shaft i. içkuyu
blind alley i. çıkmaz sokak
roller blind i. stor
blind flying i. kör uçuş
double blind method i. çift kör yöntemi
blind date i. tanışma randevusu
blind flange i. kör tapa
blind follower i. softa
blind gut i. körbağırsak
blind date i. önceden tanışılmayan biriyle eğlence yeri lokanta vb'ne gitme
blind archway i. körkemer
blind cultivation i. ön çapa
blind arch i. sağır kemer
blind arch i. yalancı kemer
blind arch i. kör kemer
roller blind i. makaralı güneşlik
roller blind i. stor perde
blind love i. kara sevda
venetian blind i. venedik storu
venetian blind i. panjur
venetian blind i. jaluzi
blind bend i. kör viraj
blind faith i. kör inanç
awning blind i. güneş saçağı
awning blind i. markiz
blind joint i. gizli geçme
blind street i. çıkmaz sokak
blind text i. gizli bilgi
blind text i. gizli metin
blind obedience i. körü körüne bağlanma
blind-alley i. sonu olmayan şey
blind-deaf children i. kör ve sağır çocuklar
blind-alley i. çıkmaz sokak
hoodman-blind i. körebe oyunu
color-blind i. akromatopsi
blind study i. kör araştırma
blind eyes i. kör gözler
blind eyes i. görmeyen gözler
blind accident i. görünmez kaza
blind children i. kör çocuklar
star-blind i. yarı kör
blind hole i. kör kuyu
blind alley i. sonu olmayan şey
blind man's buff i. körebe
blind man's buff i. körebe oyunu
blind man's bluff i. körebe oyunu
blind faith i. körü körüne inanç
louvre blind i. jaluzi
blind curve i. kör viraj
blind spot i. kör nokta
blind rage i. cinnet
blind replication i. körü körüne kopyalama/taklit etme
blind allegiance i. körü körüne biat
blind allegiance i. körü körüne bağlılık
vision blind i. stor perde
blind mole i. kör köstebek
blind audition i. yarışmacıyı görmeden yapılan seçme
blind baggage i. arkasında kapı bulunmayan posta arabası
blind baggage i. arkasında kapı bulunmayan yük vagonu
blind corner i. araba sürerken görülmeyen nokta
blind side i. görüş açısı dışında kalan taraf
blind spot i. (salon, yol) görmenin veya duymanın zor veya imkansız olduğu yer
blind man’s buff i. gerçekler bilinmeden yapılan şey
blind spot i. takdir görmeyen alan
blind wall i. kör duvar
blind reader i. okunaklı olmayan adresleri okumakla görevli postane memuru
blind date i. görücü usulü buluşma
blind tiger [dialect] i. kaçak bar
blind-reader [uk] i. okunaklı olmayan adresleri okumakla görevli postane memuru
blind corner i. kör nokta
blind side i. dikkat edilmeyen taraf
blind stitching i. gizli dikiş
blind spot i. hakkında bilgi sahibi olunmayan alan
blind man’s buff i. hile ve şaşırtmaya dayalı şey
blind commitment i. körü körüne bağlanma
color-blind person i. renk tonlarını ayırt edemeyen kimse
color-blind person i. renk körü kimse
the deaf-blind i. hem sağır hem kör olanlar
make blind f. kör etmek
render blind f. körleştirmek
become blind f. körleşmek
go blind f. kör olmak
have blind confidence in f. körü körüne inanmak
fly blind f. kör uçmak
be blind drunk f. küfelik olmak
turn a blind eye f. görmezlikten gelmek
fly blind f. sadece içgüdülerine dayanarak idare etmek (tecrübesizlik veya birtakım eksiklikler yüzünden)
turn a blind eye f. gözünü kapamak
be blind to someone's faults f. hatalarını görmezden gelmek
be blind to someone's faults f. kusurlarını görmezden gelmek
make someone blind f. (birisini) kör etmek
turn a blind eye to f. arka plana atmak
be turned a blind eye f. gözardı edilmek
be turned a blind eye f. göz ardı edilmek
turn a blind eye to something f. görmezden gelmek
turn a blind eye to something f. görmezlikten gelmek
turn a blind eye to something f. bir şeye göz yummak
be sand-blind f. kısmen kör olmak
go blind at the age of ten f. on yaşında kör olmak
play blind man's buff f. körebe oynamak
blind side f. şaşırtmak
snow-blind f. (birinin) kar körü olmasına sebep olmak
green blind s. yeşil körü
blind drunk s. sarhoş
as blind as s. kadar kör
blind drunk s. kör kütük sarhoş
blind drunk s. zilzurna sarhoş
blind drunk s. yüklü
partially blind s. kısmi kör
color blind s. renk körü
blind drunk s. fitil gibi
blind drunk s. bulut gibi sarhoş
blind in one eye s. bir gözü kör
blind drunk s. dut gibi
colour blind s. renk körü
blind drunk s. aşırı alkollü
colour-blind s. renkkörü
color-blind s. renkkörü
colour-blind s. renk körü
stone-blind s. kör
completely blind s. tamamen kör
stone-blind s. tamamen kör
blind-end s. tek tarafı kapalı
blind-ended s. tek tarafı kapalı
blind from birth s. doğuştan kör
born blind s. doğuştan kör
half blind s. yarı kör
half-blind s. yarı kör
near-blind s. kısmen kör
near-blind s. büyük ölçüde kısıtlı görüş mesafesine sahip
near-blind s. gözü bozuk
near-blind s. neredeyse kör
blind [obsolete] s. ışığı gizlenen
blind [obsolete] s. yakılmamış
moon-blind [obsolete] s. dar görüşlü
moon-blind [obsolete] s. anlayışsız
moon-blind [obsolete] s. odun kafa