| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | glitter i. | parıltı | ||
|
This ring has lost its glitter. Bu yüzük parıltısını kaybetmiş. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | glitter f. | parıldamak | ||
|
The sun glittered on the water in front of the old sailboat. Güneş, eski yelkenlinin önündeki suda parıldıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | glitter i. | parlaklık | ||
|
This ring has lost its glitter. Bu yüzük parlaklığını kaybetti. More Sentences |
||||
| Genel | glitter i. | parıltı | ||
|
This ring has lost its glitter. Bu yüzük parıltısını kaybetmiş. More Sentences |
||||
| Genel | glitter i. | ışıltı | ||
|
We are all amazed at the glitter of her life. Hepimiz onun hayatının ışıltısına hayran kaldık. More Sentences |
||||
| Genel | glitter i. | sim | ||
|
They decorated the house with glitter for the birthday. Doğum günü için evi simlerle süslediler. More Sentences |
||||
| Genel | glitter f. | parlamak | ||
|
Her blue eyes were glittering with anger. Mavi gözleri öfkeyle parlıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | glitter f. | ışıltı | ||
|
We enjoyed watching the sea glittering. Denizin ışıltısını izlemekten keyif alıyorduk. More Sentences |
||||
| Genel | glitter f. | parıltı | ||
|
This ring has lost its glitter. Bu yüzük parıltısını kaybetmiş. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | glitter i. | parlama | ||
|
The glitter in his eyes showed his joy. Gözlerindeki parlama sevincini gösteriyordu. More Sentences |
||||
| Teknik | glitter f. | parıldamak | ||
|
The sun glittered on the water in front of the old sailboat. Güneş, eski yelkenlinin önündeki suda parıldıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | glitter i. | şaşaa | ||
| Genel | glitter i. | pırıltı | ||
| Genel | glitter i. | gösteriş | ||
| Genel | glitter i. | parlak | ||
| Genel | glitter f. | göze çarpmak | ||
| Genel | glitter f. | ışıldamak | ||
| Genel | glitter f. | pırıldamak | ||
| Genel | glitter f. | çekici görünmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | glitter i. | yağmur buzu | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | glitter ball i. | disko topu |
| Genel | glitter with f. | pırıl pırıl parlamak |
| Genel | glitter with f. | parlamak |
| Genel | glitter with f. | ışık saçmak/ışığı yansıtmak |
| Genel | glitter with f. | parıldamak |
| Öbek Fiiller | ||
| Öbek Fiiller | glitter with something f. | gözünden ışık saçmak |
| Öbek Fiiller | glitter with something f. | gözü parlamak |
| Öbek Fiiller | glitter with something f. | bir şeyle parıldamak |
| Öbek Fiiller | glitter with something f. | gözünden alev çıkmak |
| Öbek Fiiller | glitter with something f. | bir şeyle ışıldamak |
| Öbek Fiiller | glitter with something f. | bir şeyle pırıldamak |
| Teknik | ||
| Teknik | glitter powder i. | sim tozu |
| Müzik | ||
| Müzik | glitter rock i. | icra edenlerin gösterişli ve genellikle grotesk kostüm ve makyajla sahne aldığı bir rock müziği türü |
| İngiliz Argosu | ||
| İngiliz Argosu | gary glitter i. | kıç |
| İngiliz Argosu | gary glitter i. | göt |