imkanlar - Türkçe İngilizce Sözlük

imkanlar

"imkanlar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 7 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
imkanlar opportunities i.
All kinds of opportunities are mobilized to make the staff knowledgeable, successful and continuous.
Personelin bilgili, başarılı ve sürekli olması için her türlü imkan seferber edilir.

More Sentences
Genel
imkanlar resources i.
Referral and information about resources when discharged from the hospital.
Hastaneden taburcu olurken imkanlar hakkında yönlendirme ve bilgilendirme yapılması.

More Sentences
imkanlar possibilities i.
There are possibilities there for very effective savings.
Burada çok etkili tasarruflar için imkanlar var.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
imkanlar facilities i.
It places too heavy a burden on the facilities of the European states.
Avrupa devletlerinin imkanları üzerine çok ağır bir yük bindirmektedir.

More Sentences
Genel
imkanlar amenities i.
imkanlar foison i.
Siyasal
imkanlar potentials i.

"imkanlar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 31 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
özel imkanlar private facilities i.
eldeki imkanlar bag of tricks i.
ulusal teknik imkanlar national technical means i.
gelişen imkanlar improving opportunities i.
çok uluslu teknik imkanlar multinational technical means i.
vasıta ve imkanlar resources i.
geniş imkanlar vast opportunities i.
geniş imkanlar broad opportunities i.
teknik imkanlar technical possibilities i.
sunulan diğer imkanlar other things on offer i.
genellikle halka açık olan ve içerisinde çocuk bahçesi gibi çeşitli imkanlar bulunan küçük park parkette [canada] i.
tek tek ele alınan imkanlar resource i.
tüm imkanlar seferber edilmiş full-dress s.
İfadeler
imkanlar dahilinde within the bounds of possibility zf.
her yeni gün yeni imkanlar getirir every new day brings new possibilities expr.
Deyim
tüm imkanlar whole bag of tricks i.
el altında bulunan imkanlar a box of tricks i.
el altında bulunan imkanlar box of tricks i.
el altında bulunan imkanlar a bag of tricks i.
imkanlar dahilinde within the bounds of possibility expr.
Ticaret/Ekonomi
yabancı işadamlarına eşit imkanlar sağlama politikası open door policy i.
finansal imkanlar financial facilities i.
mesleki imkanlar career opportunities i.
ekonomik imkanlar economic opportunities i.
yerli imkanlar local opportunities i.
yerli imkanlar local resources i.
Hukuk
sınırlı imkanlar limited means i.
mahdut imkanlar limited means i.
Turizm
geleneksel kamp biçiminden farklı olarak çok çeşitli imkanlar sunan lüks diye tabir edilebilecek bir kamp yapma çeşidi glamping i.
Denizcilik
kargo yükleme taşıma verimini artırmak için sağlanan imkanlar facilities to promote cargo handling efficiency i.
Askeri
askeri birliklerin ve ikmal malzemelerinin operasyon alanına sevk edilmesi için kullanılan yol ve imkanlar communication i.