| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | incubus i. | karabasan | ||
|
The folklore tales described the incubus as a supernatural entity. Folklorik hikayeler, karabasanı doğaüstü bir varlık olarak tanımlıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | incubus i. | ağır yük | ||
|
The financial burden of debt was an incubus that haunted him. Borcun mali sorumluluğu adamın omuzlarında ağır bir yüktü. More Sentences |
||||
| Genel | incubus i. | karabasan | ||
|
The folklore tales described the incubus as a supernatural entity. Folklorik hikayeler, karabasanı doğaüstü bir varlık olarak tanımlıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | incubus i. | kabus | ||
| Genel | incubus i. | kabus gibi şey | ||
| Genel | incubus i. | al basması | ||
| Genel | incubus i. | sıkıntı | ||
| Genel | incubus i. | uyuyan insanlara saldırdığına inanılan kötü bir ruh | ||
| Genel | incubus i. | karabasan gibi sıkıntı veren kimse | ||
| Genel | incubus N. | kâbus | ||
| Genel | incubus N. | musallat olan yük | ||
| Böcek Bilimi | ||||
| Böcek Bilimi | incubus i. | yaprakbiti arısı | ||
| Böcek Bilimi | incubus i. | parazit böcek | ||