indulges - Türkçe İngilizce Sözlük

indulges

indulges — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kendini şımartmak, hoş görmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈdʌldʒ/ – BrE /ɪnˈdʌldʒ/)
Terim Türü:
Fiil: indulge (indulges – indulged – indulging)
Bir isteğe aşırı ölçüde izin vermeyi veya tatmin etmeyi belirtir. Latince indulgere, yumuşak davranmak anlamından gelir; modern kullanımda ölçü aşımı ima eder.
Eş Anlamlılar:
pamper, gratify, yield to
Zıt Anlamlılar:
restrain, deny, resist

"indulges" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 30 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
indulge f. şımartmak
She never indulged her children with fancy toys.
Çocuklarını asla süslü oyuncaklarla şımartmazdı.

More Sentences
Genel
indulge f. bulaşmak
He occasionally indulged in petty theft.
Ara sıra ufak tefek hırsızlıklara bulaşırdı.

More Sentences
indulge f. şımartmak
She never indulged her children with fancy toys.
Çocuklarını asla süslü oyuncaklarla şımartmazdı.

More Sentences
indulge f. şımarmak
She let herself indulge in a box of chocolate.
Kendini bir kutu çikolatayla kendini şımarttı.

More Sentences
indulge i. hoşgörü
indulge f. boyun eğmek
indulge f. tutulmak
indulge f. zevk almak
indulge f. haz almak
indulge f. içmek
indulge f. teslim olmak (sakınılması gereken bir şeye)
indulge f. yerine getirmek (arzu, rica vb)
indulge f. izin vermek
indulge f. memnun etmek
indulge f. yüz vermek
indulge f. hoşgörmek
indulge f. müsamaha etmek
indulge f. mahrum etmemek
indulge f. (rica vb) yerine getirmek
indulge f. isteklerini yerine getirmek
indulge f. düşkünlük göstermek
indulge f. tam yetki vermek
indulge f. (arzu edilen şeyde) kendine sınırsız özgürlük tanımak
indulge f. kendini şımartmak
indulge f. hoş görmek
Konuşma Dili
indulge f. içki içmek
indulge f. içmek
Hukuk
indulge f. temdit etmek
Dini
indulge f. (roma katolik kilisesinde) dinen muafiyet sağlamak
Eski Kullanım
indulge f. (istek karşılığında) iyilik bahşetme

"indulges" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
indulge in f. kendine bir şey yapma izni vermek
indulge in f. keyfine bakmak
not indulge f. yüz vermemek
Öbek Fiiller
indulge in something f. (bir şeyi) yapmaktan keyif almak
indulge in something f. -den keyif almak
indulge someone with something f. birini bir şey ile şımartmak
indulge with f. için izin vermek
indulge with f. ile şımartmak
indulge (oneself or someone) with (something) f. (kendini/birini bir şeyle) şımartmak
indulge (oneself or someone) with (something) f. (kendine/birine bir şey) için izin vermek
indulge with f. (bir şey) bahşetmek
indulge (oneself or someone) with (something) f. (kendine/birine bir şey) bahşetmek
indulge in f. ile meşgul olmak
indulge in f. ile ilgilenmek
Deyim
indulge oneself f. kendini şımartmak
if you would indulge me expr. müsaade ederseniz
Konuşma
don't indulge me expr. şımartmayın beni
don't indulge me expr. şımartma beni
Argo
indulge oneself doing no work f. ense yapmak