restrain - Türkçe İngilizce Sözlük

restrain

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

restrain — Definition

Anlamı ve Tanımı:
dizginlemek, kısıtlamak
Okunuş (IPA):
(AmE /rɪˈstreɪn/ – BrE /rɪˈstreɪn/)
Terim Türü:
Fiil: restrain (restrains – restrained – restraining)
Bir davranışı, gücü veya süreci kontrol altına almayı tanımlayan fiildir. Latince restringere kökünden evrilmiş ve bağlama fikrini taşır. Hukuk, psikoloji ve güvenlik bağlamlarında sınır koyma eylemi olarak değerlendirilir.
Eş Anlamlılar:
curb, control
Zıt Anlamlılar:
unleash

"restrain" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 33 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
restrain f. dizginlemek
The government has taken firm steps to restrain inflation.
Hükümet enflasyonu dizginlemek amacıyla sağlam adımlar atmıştır.

More Sentences
restrain f. zapt etmek
That child has to be restrained.
O çocuk zapt edilmeli.

More Sentences
restrain f. engellemek
Genel
restrain f. zaptetmek
They restrained him.
Onu zaptettiler.

More Sentences
restrain f. zapt etmek
That child has to be restrained.
O çocuk zapt edilmeli.

More Sentences
restrain f. bastırmak
He tried to restrain his anger.
O, öfkesini bastırmaya çalıştı.

More Sentences
restrain f. kısıtlamak
We must help the troubled third generation mobile communications business, not restrain it.
Sorunlu üçüncü nesil mobil iletişim sektörüne yardım etmeliyiz, onu kısıtlamamalıyız.

More Sentences
restrain f. tutmak
I could barely restrain myself from punching him in the face.
Yüzüne yumruk atmamak için kendimi zor tutuyordum.

More Sentences
restrain f. (zor kullanarak) engellemek
The patient had to be physically restrained from leaving the hospital.
Hastanın hastaneden ayrılmasının fiziken engellenmesi gerekmiştir.

More Sentences
Siyasal
restrain f. alıkoymak
Sometimes, the best response is to restrain yourself from responding.
Bazen en iyi cevap, kendini cevap vermekten alıkoymaktır.

More Sentences
restrain f. kısıtlamak
We must help the troubled third generation mobile communications business, not restrain it.
Sorunlu üçüncü nesil mobil iletişim sektörüne yardım etmeliyiz, onu kısıtlamamalıyız.

More Sentences
restrain f. tutmak
I could barely restrain myself from punching him in the face.
Yüzüne yumruk atmamak için kendimi zor tutuyordum.

More Sentences
restrain f. zapt etmek
That child has to be restrained.
O çocuk zapt edilmeli.

More Sentences
Genel
restrain f. geri tutmak
restrain f. kayıtlamak
restrain f. sınırlamak
restrain f. frenlemek
restrain f. hapsetmek
restrain f. baskı altında tutmak
restrain f. gem vurmak
restrain f. ankre etmek
restrain f. yasaklamak
restrain f. kontrol altına almak
restrain f. mani olmak
Hukuk
restrain f. özgürlükten mahrum etmek
restrain f. tutuklu bulundurmak
restrain f. baskı altında tutmak
Siyasal
restrain f. engellemek
restrain f. men etmek
restrain f. sınırlamak
restrain f. yasaklamak
Teknik
restrain f. hareketin meydana gelmesini önlemek
restrain f. sınırlandırmak

"restrain" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
restrain someone from f. birinin bir şey yapmasını engellemek
restrain someone from f. birini bir şey yapmaktan alıkoymak
restrain oneself f. kendini tutmak
restrain one's self control f. kendini tutmak
restrain oneself f. kendini frenlemek
can't restrain one's curiosity f. merakını yenememek
restrain [obsolete] f. (dizgin) sıkıca geri çekmek
Öbek Fiiller
restrain from (something) f. (bir şey) yapmasını önlemek/engellemek
restrain from f. -i engellemek
restrain from (something) f. (bir şey) yapmaktan alıkoymak
restrain from f. -den alıkoymak
restrain from (something) f. (bir şey) yapmamaya çalışmak
restrain from f. -den kaçınmak
restrain from (something) f. (bir şey) yapmamak için kendini tutmak
restrain from (something) f. (bir şeyden) kaçınmak
Konuşma
I couldn't restrain myself expr. kendimi tutamadım
Hukuk
restrain (of) f. baskı ile yoksun bırakmak (özgürlük)
restrain (of) f. özgürlüğünü elinden almak
Teknik
the ability to restrain flame propagation i. alev yayılmasını sınırlama kabiliyeti