curb - Türkçe İngilizce Sözlük

curb

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

curb — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /kɜːrb/ – BrE /kɜːb/)
Terim Türü:
İsim: curb (curbs); Fiil: curb (curbs – curbed – curbing)
Yol kenarındaki kaldırım taşını veya bir şeyi kontrol altına alıp sınırlamayı tanımlar; isim ve fiil olarak kullanılır. Fransızca courbe (“eğri”) ile ilişkili gelişen biçimler üzerinden İngilizceye yerleştiği düşünülür; modern dilde özellikle “curb inflation/violence” gibi kalıplarla “kontrol etmek” anlamı güçlüdür.
Eş Anlamlılar:
restrain, limit
Zıt Anlamlılar:
encourage, unleash

"curb" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 69 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
curb f. zaptetmek
curb f. gemlemek
Genel
curb i. gem
He has to put a curb on his bad temper.
Öfkesine gem vurması gerekiyor.

More Sentences
curb i. kaldırım kenarı
I sat on the curb.
Kaldırım kenarında oturdum.

More Sentences
curb i. kaldırım kenarı
I sat on the curb.
Kaldırım kenarında oturdum.

More Sentences
curb f. frenlemek
I really need to curb my appetite.
İştahımı frenlemem lazım.

More Sentences
curb f. dizginlemek
Move physically closer to the child to curb his or her angry impulses.
Öfkeli dürtülerini dizginlemek için çocuğa fiziksel olarak yaklaşın.

More Sentences
curb f. engellemek
They must take all necessary measures to curb the abuse of children.
Çocukların istismarını engellemek için gerekli tüm tedbirleri almalıdırlar.

More Sentences
curb i. gem zinciri
curb i. suluk
curb i. fren
curb i. bordür
curb i. engel
curb i. kaldırımın kenar taşı
curb i. mani
curb i. kaldırım taşı
curb i. bordur
curb i. kontrol
curb i. zaptetme
curb i. bordür taşları
curb i. kaldırım kenar taşı
curb i. bordür (yol kenarındaki)
curb i. yaya kaldırımının kenar taşı
curb i. sokak pazarı
curb i. kaldırım
curb f. yenmek
curb f. zapt etmek
curb f. hakim olmak
curb f. ata gem vurmak
curb f. tutmak
curb f. öfkesini yenmek
curb f. hiddetini tutmak
curb f. durdurmak
curb f. gemlemek
curb f. gem vurmak
curb f. kontrol altına almak
curb f. uzak tutmak
curb f. kaldırım taşı döşemek
curb f. sakınmak
curb f. uzak durmak
curb f. (köpeği) kaka yapmaya götürmek
curb f. sınırlamak
Ticaret/Ekonomi
curb i. amerikan menkul kıymetler borsası
curb i. köşebaşı piyasası
Teknik
curb i. bordur
curb i. kaldırım taşı
curb i. kenar taşı
curb i. türbin çarkı kasası
curb i. suyu yönlendiren eğimli kılavuz
curb i. mansart çatıda ana etek
curb i. açıklık etrafındaki dairesel çerçeve veya plaka
Telekom
curb f. (telgraf sinyallerini) hızı artırarak kısaltıp keskinleştirmek
curb s. engellenmiş telgraf sinyalleri göndermede kullanılan
curb s. engellenmiş telgraf sinyali göndermeyle ilgili
İnşaat
curb i. beton blok kalıplama beşiği
curb i. üzerine tuğla örgüsü yapılan düz halka
curb i. mansart çatılarda alçak eğim
curb i. tuğla basamakta kereste burun
Ağaç İşleri
curb i. çatı aşığı levhası
Otomotiv
curb i. bordür
Trafik
curb i. bordür
curb i. bordur
curb i. yaya kaldırımının kenar taşı
curb f. kaldırım kenarına doğru sürerek tekerleklere zarar vermek
Kimya
curb i. sülfürik asit üretilen odanın duvarları
Askeri
curb i. barut değirmeninin tabanındaki demir çerçeve
Eski Kullanım
curb f. bükülmek
curb f. eğilmek
Engineering
curb i. keson dibindeki kesici kenar

"curb" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 124 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
curb roof i. iki yanı çifte meyilli çatı
curb parking i. yol yanı parkı
cutting curb i. çarık
shower curb i. duş bordürü
curb cut [us] i. kaldırım rampası
curb ramp [uk] i. kaldırım rampası
curb service i. özellikle kaldırım kenarındaki park yerlerinde otomobil içinde oturanlara verilen hizmet
curb service i. özel hizmet
curb service i. lütuf
pull to the curb f. kenara çekmek
curb the speed f. hız düşürmek
Konuşma Dili
step off the curb f. mevta olmak
step off the curb f. tahtalı köyü boylamak
step off the curb f. cartayı çekmek
step off the curb f. ölmek
step off the curb f. mortoyu çekmek
curb your enthusiasm till next time expr. hevesini başka sefere sakla
curb your enthusiasm expr. hevesini dizginle
Deyim
pull away from the curb f. hareket etmek
get kicked to the curb f. postalanmak
get kicked to the curb f. paketlenmek
get kicked to the curb f. kapının önüne koyulmak
get kicked to the curb f. kıçına tekmeyi yemek
get kicked to the curb f. atılmak
get kicked to the curb f. kapı dışarı edilmek
get kicked to the curb f. kovulmak
kick (someone or something) to the curb f. (birinin/bir şeyin) kıçına tekmeyi vurmak/basmak
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) gözden çıkarmak
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) bir köşeye atmak
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) kapının önüne koymak
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) kovmak/atmak
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) terk etmek
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) postalamak/paketlemek
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) kapı dışarı etmek
kick (someone or something) to the curb f. (birini/bir şeyi) bırakmak
kick (someone or something) to the curb f. (birine/bir şeye) yol vermek
kick (someone or something) to the curb f. (birinden/bir şeyden) kurtulmak
be kicked to the curb f. kapının önüne koyulmak
be kicked to the curb f. gönderilmek
be kicked to the curb f. yol verilmek
be kicked to the curb f. atılmak
be kicked to the curb f. postalanmak
be kicked to the curb f. kıçına tekmeyi yemek
be kicked to the curb f. paketlenmek
be kicked to the curb f. kovulmak
be kicked to the curb f. kapı dışarı edilmek
Konuşma
curb your desires until next time expr. hevesini başka sefere sakla
Ticaret/Ekonomi
curb stocks i. serbestçe alınıp satılan menkul değerler
new york curb exchange i. new york menkul kıymetler borsası
curb market i. new york borsasında işlem görmeyen hisse senetlerinin alınıp satıldığı piyasa
curb market i. new york borsasından bağımsız çalışan hisse senedi piyasası
curb market price i. serbest piyasa fiyatı
curb market i. köşebaşı piyasası
curb inflation f. enflasyonu dizginlemek
Hukuk
curb crawling i. yol kenarında bekleyen hayat kadınlarına arabası ile yavaşlayıp ilişki teklifinde bulunma
Siyasal
curb fraudulent practice i. engelleyici hileli uygulama
Teknik
rounded curb i. yuvarlatılmış bordür
flush curb i. eşdüzey bordür
vertical curb i. kaldırımtaşı
vertical curb i. dik bordur
sloped curb i. eğik bordür
rounded curb i. yuvarlatılmış kaldırım taşı
curb line i. bordur hattı
curb window i. kapı camı paneli
curb weight i. araç ağırlığı
safety curb i. yaya kaldırımı (köprüde)
well curb i. kuyu bileziği
curb [uk] i. şöminelerde büyük süs parmaklığı
curb plate i. açıklık etrafındaki dairesel çerçeve veya plaka
curb pins i. regülatörde denge yayını durduran pinler
Bilgisayar
fiber to the curb i. sokağa kadar optik lif
Telekom
fiber to the curb i. kaldırıma kadar fiber
fiber to the curb i. sokağa kadar lif
fiber to the curb i. kaldırıma kadar lif
Mimarlık
deck curb i. çatı terasını destekleyen bordür
İnşaat
concrete curb i. beton kıyı taşı
curb stone i. kenar taşı
concrete curb i. beton bordur taşı
curb roof i. mansart
curb roof i. kırık çatı
curb joint i. mansart çatı eğim arakesidi
curb rail i. taban kirişi
fiber to the curb i. sokağa kadar optik lif
stone curb i. taş kenar
stone curb i. taş bordur
curb appeal i. çekici ev planı
Otomotiv
curb weight i. yüksüz araç ağırlığı
rollover curb i. eğimli bordür
vehicle curb weight i. yüksüz araç ağırlığı
curb-to-curb turning circle i. iki kaldırım arası dönüş mesafesi
green curb i. yeşil kaldırım
colored curb i. boyalı kaldırım
red curb i. kırmızı kaldırım
Trafik
curb parking i. yol yanı parkı
curb parking i. yolyanı park yeri
curb stone i. kenar taşı
Demiryolu
ballast curb i. balast tutucu
Hayvancılık
curb bit i. zincirli veya kayışlı at gemi
Argo
a curb-crawler (us) i. caddede arabayla tur atıp fahişe arayan adam
curb-crawler i. arabayla tur atıp fahişe arayan kimse
kick to the curb f. birinden/bir şeyden kurtulmak
kick someone to the curb f. birinden/bir şeyden kurtulmak
kick someone to the curb f. kapının önüne koymak
kick to the curb f. kıçına tekmeyi vurmak
kick someone to the curb f. birisini paketlemek/postalamak
kick to the curb f. kapının önüne koymak
kick someone to the curb f. kıçına tekmeyi vurmak
kick to the curb f. birisini paketlemek/postalamak
shot to the curb f. (iş) yatmış
shot to the curb f. kovulmuş
shot to the curb f. dağılmış
shot to the curb f. mahvolmuş
shot to the curb f. kapı önünde konmuş
shot to the curb f. sepetlenmiş
shot to the curb f. yol verilmiş
shot to the curb f. bozulmuş
shot to the curb f. berbat
shot to the curb s. gidecek yeri olmayan
shot to the curb s. beş parasız
shot to the curb s. dipte
shot to the curb s. parasız pulsuz
shot to the curb s. çulsuz
shot to the curb s. perişan
shot to the curb s. sefil