encourage - Türkçe İngilizce Sözlük

encourage

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

encourage — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈkɝːɪdʒ/ – BrE /ɪnˈkʌrɪdʒ/)
Terim Türü:
Fiil: encourage (encourages – encouraged – encouraging)
Birine güven vererek harekete geçmesini sağlamak veya bir davranışı destekleyerek artmasını amaçlamak anlamında kullanılan fiildir. Eski Fransızca encourager (“yüreklendirmek”) kelimesinden İngilizceye geçmiştir; “courage” (cesaret) kökü, modern kullanımda moral yükseltme ve olumlu davranış tasarımı fikrini fiile yerleştirir.
Eş Anlamlılar:
motivate, inspire
Zıt Anlamlılar:
discourage, deter

"encourage" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
encourage f. cesaretlendirmek
They are the ones who provided him with weapons and encouraged him in the war against Iran.
Ona silah sağlayanlar ve İran'a karşı savaşta onu cesaretlendirenler de onlardır.

More Sentences
encourage f. yüreklendirmek
Her husband always encourages her in her career.
Kocası onu her zaman kariyeri konusunda yüreklendirir.

More Sentences
encourage f. özendirmek
Social media encourages us to share our private lives more.
Sosyal medya bizi özel hayatlarımızı daha fazla paylaşmaya özendiriyor.

More Sentences
encourage f. cesaret vermek
I encouraged her to take the job.
İşi kabul etmesi konusunda ona cesaret verdim.

More Sentences
encourage f. teşvik etmek
He was encouraging his son to ride his bike.
Oğlunu bisiklete binmeye teşvik ediyordu.

More Sentences
Genel
encourage f. desteklemek
That is why several amendments have also been tabled in plenary and I would encourage you to support them.
Bu nedenle genel kurulda bazı değişiklik önergeleri de sunuldu ve sizleri bunları desteklemeye davet ediyorum.

More Sentences
encourage f. cesaret vermek
I encouraged her to take the job.
İşi kabul etmesi konusunda ona cesaret verdim.

More Sentences
encourage f. teşvik etmek
He was encouraging his son to ride his bike.
Oğlunu bisiklete binmeye teşvik ediyordu.

More Sentences
encourage f. körüklemek
All these websites encourage hatred.
Tüm bu web siteleri nefreti körüklüyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
encourage f. teşvik etmek
He was encouraging his son to ride his bike.
Oğlunu bisiklete binmeye teşvik ediyordu.

More Sentences
Teknik
encourage f. teşvik etmek
He was encouraging his son to ride his bike.
Oğlunu bisiklete binmeye teşvik ediyordu.

More Sentences
Genel
encourage f. kızıştırmak
encourage f. isteklendirmek
encourage f. korumak
encourage f. takviye etmek
encourage f. gayretlendirmek
Osmanlıca
encourage f. teşcî etmek

"encourage" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
encourage the investor f. yatırımcıyı çekmek
encourage investment f. yatırım çekmek
encourage hope f. ümit vadetmek
encourage hope f. ümit vermek
encourage participation f. birinin katılımını sağlamak
encourage participation f. katılım sağlamak
encourage someone to do something f. birini bir konuda/alanda cesaretlendirmek
encourage someone in something f. birini bir konunda/alanda cesaretlendirmek
encourage someone to do something f. birini bir şey yapması konusunda cesaretlendirmek
promote (encourage) f. desteklemek
Öbek Fiiller
encourage (one) in (something) f. (birini bir konunda/alanda) gayretlendirmek
encourage to do f. yapması için teşvik etmek
encourage in f. -de desteklemek
encourage (one) in (something) f. (birini bir konunda/alanda) desteklemek
encourage to do f. yapması için desteklemek
encourage (one) to (do something) f. (birini bir şey yapması) için teşvik etmek
encourage (one) in (something) f. (birini bir konunda/alanda) teşvik etmek
encourage to do f. yapması için cesaretlendirmek
encourage in f. -de cesaretlendirmek
encourage in f. -de gayretlendirmek
encourage (one) to (do something) f. (birini bir şey yapması) için desteklemek
encourage (one) to (do something) f. (birini bir şey yapması) için gayretlendirmek
encourage (one) to (do something) f. (birini bir şey yapması) için cesaretlendirmek
encourage (one) in (something) f. (birini bir konunda/alanda) cesaretlendirmek
encourage to do f. yapması için gayretlendirmek
encourage in f. -de teşvik etmek
Siyasal
committee for the technical adaptation of legislation on the introduction of measures to encourage improvements in the safety and health of workers at work i. iş sağlığı ve güvenliği konusundaki iyileştirmelerin teşvik edilmesine ilişkin tedbirler getirilmesi hakkındaki mevzuatın teknik adaptasyonu komitesi