| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | lined s. | astarlı | ||
|
She was wearing a lined skirt. Astarlı bir etek giyiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lined s. | buruşuk | ||
|
The old man has a lined face. Yaşlı adamın buruşuk bir yüzü var. More Sentences |
||||
| Genel | lined s. | çizgili | ||
|
It is easy to write on lined paper. Çizgili kağıt üzerine yazmak kolaydır. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | lined s. | astarlı | ||
|
She was wearing a lined skirt. Astarlı bir etek giyiyordu. More Sentences |
||||
| Teknik | lined s. | kaplanmış | ||
|
The new archaeological excavations revealed that Kampp 161 is lined with stone and mud-brick walls. Yeni arkeolojik kazılar Kampp 161'in taş ve kerpiç duvarlarla kaplı olduğunu ortaya çıkardı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lined s. | çizili | ||
| Genel | lined s. | çizilmiş | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | lined s. | astarlanmış | ||
| Teknik | lined s. | kaplamalı | ||