malices - Türkçe İngilizce Sözlük

malices

malices — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kötü niyet, kin
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈmælɪs/ – BrE /ˈmælɪs/)
Terim Türü:
İsim: malice (uncountable)
Bilinçli olarak zarar verme isteğini açıklayan sözcüktür. Latince malitia (“kötülük”) kökünden evrilmiştir. Hukuk ve etik bağlamlarda niyetin ağırlığını vurgulamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
spite, ill will
Zıt Anlamlılar:
goodwill, benevolence

"malices" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
malice i. kötülük
He saw her cold eyes turn towards him, caught a gleam of pure malice.
Onun soğuk gözlerinin kendisine doğru döndüğünü gördü, saf kötülüğün parıltısını yakaladı.

More Sentences
malice i. kötü niyet
There was no malice in what he did.
Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu.

More Sentences
malice i. kin
She bears malice toward our group.
Grubumuza kin besliyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
malice i. kötü niyet
There was no malice in what he did.
Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu.

More Sentences
malice i. kötülük
He saw her cold eyes turn towards him, caught a gleam of pure malice.
Onun soğuk gözlerinin kendisine doğru döndüğünü gördü, saf kötülüğün parıltısını yakaladı.

More Sentences
Hukuk
malice i. kötü niyet
There was no malice in what he did.
Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu.

More Sentences
malice i. kötülük
He saw her cold eyes turn towards him, caught a gleam of pure malice.
Onun soğuk gözlerinin kendisine doğru döndüğünü gördü, saf kötülüğün parıltısını yakaladı.

More Sentences
Genel
malice i. muziplik
malice i. garaz
malice i. iğneleme
malice i. haset
malice i. hainlik
malice i. şer
malice i. fesat
malice i. garez
malice i. taammüt
malice i. kasıt
malice i. melanet
malice i. buğuz
Hukuk
malice i. kasıtla işlenen kanunsuz fiil
malice i. kasıt
malice i. suiniyet
malice i. suç işleme kasti
malice i. suç kastı

"malices" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 36 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
malice aforethought i. taammüt
malice prepense i. taammüt
malice [obsolete] f. kötülük barındırmak
malice [obsolete] f. kin gütmek
malice [obsolete] f. kötü niyetle yaklaşmak
not have malice in f. içinde kötülük olmamak
with malice afore s. önceden tasarlanmış
of malice aforethought zf. kasten
İfadeler
of malice prepense expr. kasten
of malice prepense expr. kasıtlı olarak
with malice aforethought expr. kötü niyetle
with malice prepense expr. kasten
with malice prepense expr. taammüden
with malice prepense expr. kasıtlı olarak
with malice aforethought expr. bile bile
of malice prepense expr. taammüden
with malice aforethought expr. taammüden
with malice aforethought expr. kasten
Hukuk
absence of malice i. kastın bulunmaması
malice aforethought i. taammüd
malice aforethought i. cürmü kast
express malice i. belirgin kötü niyet
express malice i. fiilen kötülük
express malice i. bariz kötülük niyeti
malice in fact i. açık kötülük
malice in fact i. bariz kötülük
malice in law i. hakaret suçlarında tahkir niyetine ait kanuni karine
without malice aforethought s. kasıtsız
with malice aforethought s. kasıtlı
with malice prepense s. kasıtlı
with malice aforethought s. kasten
with malice prepense expr. kasten
with forethought malice expr. bile bile ve kötü niyetle
with malice aforethought expr. taammüden
with aforethought malice expr. bile bile ve kötü niyetle
with malice prepense expr. taammüden