| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | malice i. | kötülük | ||
|
He saw her cold eyes turn towards him, caught a gleam of pure malice. Onun soğuk gözlerinin kendisine doğru döndüğünü gördü, saf kötülüğün parıltısını yakaladı. More Sentences |
||||
| Genel | malice i. | kötü niyet | ||
|
There was no malice in what he did. Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu. More Sentences |
||||
| Genel | malice i. | kin | ||
|
She bears malice toward our group. Grubumuza kin besliyor. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | malice i. | kötü niyet | ||
|
There was no malice in what he did. Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | malice i. | kötülük | ||
|
He saw her cold eyes turn towards him, caught a gleam of pure malice. Onun soğuk gözlerinin kendisine doğru döndüğünü gördü, saf kötülüğün parıltısını yakaladı. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | malice i. | kötü niyet | ||
|
There was no malice in what he did. Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu. More Sentences |
||||
| Hukuk | malice i. | kötülük | ||
|
He saw her cold eyes turn towards him, caught a gleam of pure malice. Onun soğuk gözlerinin kendisine doğru döndüğünü gördü, saf kötülüğün parıltısını yakaladı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | malice i. | muziplik | ||
| Genel | malice i. | garaz | ||
| Genel | malice i. | iğneleme | ||
| Genel | malice i. | haset | ||
| Genel | malice i. | hainlik | ||
| Genel | malice i. | şer | ||
| Genel | malice i. | fesat | ||
| Genel | malice i. | garez | ||
| Genel | malice i. | taammüt | ||
| Genel | malice i. | kasıt | ||
| Genel | malice i. | melanet | ||
| Genel | malice i. | buğuz | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | malice i. | kasıtla işlenen kanunsuz fiil | ||
| Hukuk | malice i. | kasıt | ||
| Hukuk | malice i. | suiniyet | ||
| Hukuk | malice i. | suç işleme kasti | ||
| Hukuk | malice i. | suç kastı | ||