| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | manipulative s. | çıkarcı (kimse) | ||
|
He is a manipulative politician. O kendi çıkarları için başkalarını kullanan bir politikacı. More Sentences |
||||
| Psikoloji | ||||
| Psikoloji | manipulative s. | manipülatif | ||
|
Added to this is the realisation that many champions of the new economy are turning out to be manipulative conmen. Buna bir de yeni ekonomi şampiyonlarının çoğunun manipülatif dolandırıcılar olduğunun anlaşılması ekleniyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | manipulative s. | çıkarcı (davranış) | ||
| Genel | manipulative s. | elle hareket ettirmeye özgü | ||
| Genel | manipulative s. | hileli | ||
| Genel | manipulative s. | el becerisine ait | ||
| Genel | manipulative s. | kendi çıkarları için başkalarını kullanan | ||
| Genel | manipulative s. | el (becerisi) | ||
| Genel | manipulative s. | hareket (sağlayan) | ||
| Matematik | ||||
| Matematik | manipulative i. | motor becerilerini geliştirmek ve özellikle matematikteki soyut kavramları anlayabilmek için elle hareket ettirmek veya düzenlemek üzere tasarlanmış çeşitli nesneler | ||