| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | bark i. | havlama | ||
|
I hear his barks, he is nearby. Havlamalarını duyuyorum, yakınlarda. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | bark f. | havlamak | ||
|
My dog is probably going to bark at you when you enter the garden. Bahçeye girdiğinde köpeğim muhtemelen sana havlayacak. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bark i. | kabuk | ||
|
They carved their names on the bark of a tree. İsimlerini bir ağacın kabuğuna kazımışlar. More Sentences |
||||
| Genel | bark i. | bağırma | ||
|
Stop swearing! I don't want to hear your bark anymore! Küfretmeyi kes! Artık bağırmalarını duymak istemiyorum! More Sentences |
||||
| Genel | bark f. | derisini sıyırmak | ||
|
My brother is crying because he barked his knee against the table. Kardeşim dizini masaya vurup derisini sıyırdığı için ağlıyor. More Sentences |
||||
| Genel | bark f. | bağırmak | ||
|
Wait your turn!' she barked at him. "Sıranı bekle!" diye bağırdı. More Sentences |
||||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | bark i. | kabuk | ||
|
They carved their names on the bark of a tree. İsimlerini bir ağacın kabuğuna kazımışlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | bark i. | öksürük | ||
| Genel | bark i. | ağaç kabuğu | ||
| Genel | bark i. | hav hav | ||
| Genel | bark i. | havhav | ||
| Genel | bark i. | soyuntu | ||
| Genel | bark i. | barka | ||
| Genel | bark i. | gemi | ||
| Genel | bark i. | üç direkli yelkenli tekne | ||
| Genel | bark i. | patlama | ||
| Genel | bark i. | hafif patlama sesi | ||
| Genel | bark i. | ani ve gürültülü bir şekilde havlama | ||
| Genel | bark i. | hayvanın ani ve gürültülü bir şekilde haykırması | ||
| Genel | bark i. | kısa ve gürültülü ses | ||
| Genel | bark i. | kaba emir | ||
| Genel | bark i. | kaba cevap | ||
| Genel | bark i. | ani ve gürültülü ses | ||
| Genel | bark i. | kısa, keskin ve güçlü konuşma tonu | ||
| Genel | bark i. | deri | ||
| Genel | bark i. | cilt | ||
| Genel | bark f. | kabuğunu soymak | ||
| Genel | bark f. | tabaklamak | ||
| Genel | bark f. | öksürmek | ||
| Genel | bark f. | derisini yüzmek | ||
| Genel | bark f. | soymak | ||
| Genel | bark f. | sıyırmak | ||
| Genel | bark f. | afkurmak | ||
| Genel | bark f. | çığırtkanlık yapmak | ||
| Genel | bark f. | patlamak | ||
| Genel | bark f. | sepilemek | ||
| Genel | bark f. | bağırıp çağırmak | ||
| Genel | bark f. | emirler yağdırmak | ||
| Genel | bark f. | havlar gibi ses çıkarmak | ||
| Genel | bark f. | çığırtkan olarak çalışmak | ||
| Genel | bark f. | kabukla örtmek | ||
| Genel | bark f. | ani ve gürültülü ses çıkarmak | ||
| Genel | bark f. | gümlemek | ||
| Genel | bark f. | patlar gibi ses çıkarmak | ||
| Genel | bark f. | kabukla çevrelemek | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | bark f. | birden canını acıtmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | bark f. | (deriyi) ağaç kabuğuyla tabaklamak | ||
| Teknik | bark f. | (kumaşı) ağaç kabuğuyla boyamak | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | bark i. | koyu yeşilimsi bir kahverengi tonu | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | bark i. | küçük tekne | ||
| Denizcilik | bark i. | kayık | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | bark f. | (hastayı) bitki kabuğundan yapılan çayla tedavi etmek | ||
| Eczacılık | ||||
| Eczacılık | bark i. | cinchona cinsi bitkilerin kurutulmuş kabuğu | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | bark i. | tablet çikolata | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | bark i. | ağaç kabuğu | ||
| Botanik | bark i. | meşe kabuğu | ||
| Botanik | bark i. | tıbbi veya endüstriyel amaçlarla kullanılan kabuk | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | bark f. | (ağaçtaki sincabı, kuşu) vurarak düşürmek | ||
| Silah/Atıcılık | bark f. | ağaç kabuğuna ateş ederek sincabı vurmak | ||
| Türkçe | İngilizce | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | bark | bq (barque) kısalt. |
| Genel | bark | bque (barque) kısalt. |