bark - Türkçe İngilizce Sözlük

bark

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bark — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kabuk, havlamak
Okunuş (IPA):
(AmE /bɑːrk/ – BrE /bɑːk/)
Terim Türü:
İsim: bark (barks); Fiil: bark (barks – barked – barking)
Ağaç kabuğunu tanımlayan sözcüktür; fiil olarak köpeğin havlamasını anlatır. Germen bir kelime kökünden günümüze ulaşır ve doğa ile hayvan davranışı alanında çift anlamlıdır

"bark" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 59 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bark i. havlama
I hear his barks, he is nearby.
Havlamalarını duyuyorum, yakınlarda.

More Sentences
bark f. havlamak
My dog is probably going to bark at you when you enter the garden.
Bahçeye girdiğinde köpeğim muhtemelen sana havlayacak.

More Sentences
Genel
bark i. kabuk
They carved their names on the bark of a tree.
İsimlerini bir ağacın kabuğuna kazımışlar.

More Sentences
bark i. bağırma
Stop swearing! I don't want to hear your bark anymore!
Küfretmeyi kes! Artık bağırmalarını duymak istemiyorum!

More Sentences
bark f. derisini sıyırmak
My brother is crying because he barked his knee against the table.
Kardeşim dizini masaya vurup derisini sıyırdığı için ağlıyor.

More Sentences
bark f. bağırmak
Wait your turn!' she barked at him.
"Sıranı bekle!" diye bağırdı.

More Sentences
Matbaa
bark i. kabuk
They carved their names on the bark of a tree.
İsimlerini bir ağacın kabuğuna kazımışlar.

More Sentences
Genel
bark i. öksürük
bark i. ağaç kabuğu
bark i. hav hav
bark i. havhav
bark i. soyuntu
bark i. barka
bark i. gemi
bark i. üç direkli yelkenli tekne
bark i. patlama
bark i. hafif patlama sesi
bark i. ani ve gürültülü bir şekilde havlama
bark i. hayvanın ani ve gürültülü bir şekilde haykırması
bark i. kısa ve gürültülü ses
bark i. kaba emir
bark i. kaba cevap
bark i. ani ve gürültülü ses
bark i. kısa, keskin ve güçlü konuşma tonu
bark i. deri
bark i. cilt
bark f. kabuğunu soymak
bark f. tabaklamak
bark f. öksürmek
bark f. derisini yüzmek
bark f. soymak
bark f. sıyırmak
bark f. afkurmak
bark f. çığırtkanlık yapmak
bark f. patlamak
bark f. sepilemek
bark f. bağırıp çağırmak
bark f. emirler yağdırmak
bark f. havlar gibi ses çıkarmak
bark f. çığırtkan olarak çalışmak
bark f. kabukla örtmek
bark f. ani ve gürültülü ses çıkarmak
bark f. gümlemek
bark f. patlar gibi ses çıkarmak
bark f. kabukla çevrelemek
Konuşma Dili
bark f. birden canını acıtmak
Teknik
bark f. (deriyi) ağaç kabuğuyla tabaklamak
bark f. (kumaşı) ağaç kabuğuyla boyamak
Boyacılık
bark i. koyu yeşilimsi bir kahverengi tonu
Denizcilik
bark i. küçük tekne
bark i. kayık
Medikal
bark f. (hastayı) bitki kabuğundan yapılan çayla tedavi etmek
Eczacılık
bark i. cinchona cinsi bitkilerin kurutulmuş kabuğu
Mutfak
bark i. tablet çikolata
Botanik
bark i. ağaç kabuğu
bark i. meşe kabuğu
bark i. tıbbi veya endüstriyel amaçlarla kullanılan kabuk
Silah/Atıcılık
bark f. (ağaçtaki sincabı, kuşu) vurarak düşürmek
bark f. ağaç kabuğuna ateş ederek sincabı vurmak

"bark" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 2 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
bark bq (barque) kısalt.
bark bque (barque) kısalt.

"bark" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
bark crack i. kabuk çatlağı
bark of the pine tree i. yalamuk
bark beetle i. kabuk böceği
china bark i. kınakına
nine-bark i. beyaz yapraklı gül
inner bark i. iç kabuk
willow bark i. söğüt kabuğu
dog bark i. köpek havlaması
dog bark i. köpek sesi
bark stove i. ağaç kabuğu yakılan soba
tappa bark i. dut ağacı kabuğu
tapa bark i. dut ağacı kabuğu
caribbee bark i. karayiplere özgü bir ağacın kınakına ağacı kabuğu yerine kullanılan kabuğu
cedar bark i. sedir ağacı kabuğu
birch bark i. huş kabuğundan yapılan kano
green bark i. yeşil ağaç kabuğu
bark up the wrong tree f. yanlış kapı çalmak
bark at f. bağırmak
bark up the wrong tree f. yanlış kapıyı çalmak
bark up the wrong tree f. yanlış kişiyi suçlamak
bark something out to someone f. bağırarak söylemek
bark something at someone f. bağırıp çağırmak
bark something out at someone f. bağırıp çağırmak
bark something at someone f. bağırarak söylemek
bark something to someone f. bağırıp çağırmak
bark something out at someone f. bağırarak söylemek
bark something to someone f. bağırarak söylemek
bark something out to someone f. bağırıp çağırmak
without bark s. kabuksuz
having bark s. kabuklu
Öbek Fiiller
bark at f. (birine) bağırmak
bark at f. (köpek) (birine veya bir şeye) havlamak
bark at f. (köpek) (bir şeye) ürümek
bark at f. (birine) bağırıp çağırmak
bark at (someone) f. (birine) bağırıp çağırmak
bark at someone or something f. birine/bir şeye ürümek
bark at (someone) f. (birine) sert çıkmak
bark at (someone) f. (birine) sert bir şekilde bağırmak
bark at (someone) f. (birine) bağırmak
bark at (someone) f. (birine) kaba bir şekilde söylemek
bark at someone or something f. birine/bir şeye havlamak
bark out at f. '-e bağırıp çağırmak
bark out at f. -e bağırarak söylemek
İfadeler
even when dogs bark, the parade goes on expr. it ürür kervan yürür
Atasözü
his bark is worse than his bite havlayan köpek ısırmaz
why keep a dog and bark yourself? (para verip tuttuğun) başka birisi varken sen niye yapasın?
one's bark is worse than one's bite havlayan köpek ısırmaz
all bark and no bite havlayan köpek ısırmaz
why keep a dog and bark yourself? maşa varken ateşi elinle tutmak niye?
the dogs bark, but the caravan goes on it ürür kervan yürür
one's bark is worse than one's bite havlayan köpek ısırmaz
bark is worse than one's bite havlayan köpek ısırmaz
don't bark if you can't bite bir şey yapamayacaksan boşuna çıkışma/efelenme
don't bark if you can't bite ısıramayacaksan havlama
one's bark is worse than bite havlayan köpek ısırmaz
your bark is worse than your bite havlayan köpek ısırmaz
your bark is worse than your bite ne varsa dilindedir
Konuşma Dili
all bark and no bite expr. sadece kuru gürültü
Deyim
bark up the wrong tree f. yanlış kapıyı çalmak
bark up the wrong tree f. yanlış kapı çalmak
bark up the wrong tree f. yanlış taşın altına bakmak
bark something out at someone f. bağırarak söylemek
bark something out to someone f. bağırarak söylemek
bark something at someone f. bağırarak söylemek
bark something to someone f. bağırarak söylemek
go between the bark and the tree f. (özellikle aile meselelerine) karışmak
go between the bark and the tree f. (özellikle aile meselelerine) burnunu sokmak
go between the bark and the tree f. (özellikle aile meselelerine) müdahale etmek
go between the bark and the tree f. etle tırnak arasına girmek (girilmez)
bark at the moon f. boş yere boğazını ağrıtmak
bark at the moon f. boş yere karşı çıkmak
bark at the moon f. boşuna nefes tüketmek
bark at the moon f. boşuna çene yormak
bark at the moon f. boşuna ağzını yormak
bark at the moon f. boşuna itiraz etmek
take the bark off [us] f. derisini yüzmek
take the bark off [us] f. cezalandırmak
take the bark off [us] f. derisini soymak
take the bark off [us] f. kırbaçlamak
go between the bark and the tree f. birinin kişisel meselelerine gereğinden fazla burnunu sokmak
go between the bark and the tree f. karı koca arasına girmek
bark up the wrong tree f. boşa kürek çekmek
bark up the wrong tree f. yanlış iz üzerinde olmak
bark up the wrong tree f. yanlış kapı çalmak
bark up the wrong tree f. yanlış iz sürmek
bark up the wrong tree f. yanlış kapıyı çalmak
bark up the wrong tree f. yanlış yolda olmak
bark up the wrong tree f. boşa çaba harcamak
keep a dog and bark (oneself) f. parayla birini tutup işi kendi yapmak
keep a dog and bark yourself f. maşa varken ateşi elinle tutmak
keep a dog and bark yourself f. paralı çalışanın varken işi kendin yapmak
keep a dog and bark (oneself) f. maşa varken ateşi eliyle tutmak
keep a dog and bark yourself f. çalışanın varken bütün işi kendin yapmak
keep a dog and bark (oneself) f. paralı çalışanı varken işi kendi yapmak
keep a dog and bark yourself f. parayla birini tutup işi kendin yapmak
keep a dog and bark (oneself) f. çalışanı varken bütün işi kendi yapmak
tight as the bark on a tree s. cimri
close as the bark to the tree s. etle tırnak gibi
close as the bark to the tree s. etle tırnak kadar yakın
tight as the bark on a tree s. çok/aşırı tutumlu
close as the bark to the tree s. içtikleri su ayrı gitmeyen
tight as the bark on a tree s. pinti
tight as the bark on a tree s. varyemez
close as the bark to the tree s. çok yakın/samimi
tight as the bark on a tree s. cebinde akrep var
tight as the bark on a tree s. eli cebine/cüzdanına/kesesine gitmez
close as the bark to the tree s. sıkı fıkı (dost/arkadaş)
tight as the bark on a tree s. elini cebine atmaz
close as the bark to the tree s. yediği içtiği ayrı gitmeyen
close as the bark to the tree s. etle tırnak gibi
close as the bark to the tree s. can ciğer kuzu sarması
close as the bark to the tree s. etle tırnak kadar yakın
close as the bark to the tree s. sıkı fıkı
tight as the bark on a tree s. cimri
tight as the bark on a tree s. nekes
tight as the bark on a tree s. eli sıkı
tight as the bark on a tree s. mıhsıçtı
tight as the bark on a tree s. kibritçi
tight as the bark on a tree s. bitli
tight as the bark on a tree s. pinti
tight as the bark on a tree s. ekti
tight as the bark on a tree s. kısmık
tight as the bark on a tree s. varyemez
tight as the bark on a tree s. hasis
tight as the bark on a tree s. sıkı
tight as the bark on a tree s. bitli
dogs bark but the caravan goes on expr. it ürür kervan yürür
to one who has lost his way, a dog's bark is sweeter than the song of the nightingale expr. denize düşen yılana sarılır
to one who has lost his way, a dog's bark is sweeter than the song of the nightingale expr. koyunun bulunmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi derler
his bark is worse than his bite expr. ne varsa dilindedir
somebody's/something's bark is worse than their/its bite expr. daha çok havlar ısırmaz
somebody/something has more bark than bite expr. umulduğu kadar kötü değil
somebody's/something's bark is worse than their/its bite expr. umulduğu kadar kötü değil
somebody/something has more bark than bite expr. daha çok havlar ısırmaz
more bark than bite expr. kuru tehdit
has more bark than bite expr. daha çok havlar ısırmaz
has more bark than bite expr. sanıldığı kadar kötü değil
his/her bark is worse than his/her bite expr. ne varsa dilindedir
his/her bark is worse than his/her bite expr. havlayan köpek ısırmaz
Konuşma
their bark is worse than their bite expr. havlamaları ısırmalarından daha beterdir
Teknik
bark gauge i. ağaç kabuğu kalınlığı ölçeri
bark gauge i. ağaç kabuğu kalınlığı ölçen alet
bark pit i. tabakahanede kabuk çukuru
bark crack i. kabuk çatlağı
Tekstil
bark cloth i. keten gibi görünen pamuk veya suni ipek kumaş
bark cloth i. ağaç kabuğu kumaş
bark cloth i. dut ağacı kabuğundan yapılan ince kumaş
bark cloth i. ağaç kabuğundan yapılan ince kumaş
Ağaç İşleri
bark spud i. ağaç kabuğu soyma bıçağı
bark mill i. ağaç kabuğu öğütme değirmeni