opponent - Türkçe İngilizce Sözlük

opponent

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

opponent — Definition

Anlamı ve Tanımı:
rakip, karşıt
Okunuş (IPA):
(AmE /əˈpɒnənt/ – BrE /əˈpɒnənt/)
Terim Türü:
İsim: opponent (opponents)
Bir görüşe ya da kişiye karşı duran tarafı tanımlayan kelimedir. Latince opponere (“karşı koymak”) kökünden gelmiştir. Spor, siyaset ve tartışma anlatılarında karşı taraf anlamına gelir.
Eş Anlamlılar:
adversary
Zıt Anlamlılar:
ally

"opponent" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
opponent i. rakip
He socked his opponent with a left punch.
Rakibini sol yumrukla yere serdi.

More Sentences
opponent i. muhalif
He is an outspoken opponent of the new bill.
Kendisi yeni yasa tasarısının sözünü sakınmayan muhaliflerinden biridir.

More Sentences
opponent s. karşıt
The liberalisation of agricultural trade has its advocates and its opponents.
Tarımsal ticaretin serbestleştirilmesinin savunucuları ve karşıtları vardır.

More Sentences
Genel
opponent i. muhalif
He is an outspoken opponent of the new bill.
Kendisi yeni yasa tasarısının sözünü sakınmayan muhaliflerinden biridir.

More Sentences
opponent s. karşı
I am a sceptic rather than an opponent of genetically modified crops.
Ben genetiği değiştirilmiş ürünlere karşı olmaktan ziyade şüpheciyim.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
opponent i. karşıt
The liberalisation of agricultural trade has its advocates and its opponents.
Tarımsal ticaretin serbestleştirilmesinin savunucuları ve karşıtları vardır.

More Sentences
Hukuk
opponent i. muhalif
He is an outspoken opponent of the new bill.
Kendisi yeni yasa tasarısının sözünü sakınmayan muhaliflerinden biridir.

More Sentences
Teknik
opponent s. karşı
I am a sceptic rather than an opponent of genetically modified crops.
Ben genetiği değiştirilmiş ürünlere karşı olmaktan ziyade şüpheciyim.

More Sentences
Askeri
opponent i. muhalif
He is an outspoken opponent of the new bill.
Kendisi yeni yasa tasarısının sözünü sakınmayan muhaliflerinden biridir.

More Sentences
Spor
opponent i. rakip
He socked his opponent with a left punch.
Rakibini sol yumrukla yere serdi.

More Sentences
Genel
opponent i. karşı taraf
opponent i. hasım
opponent i. düşman
opponent i. aleyhtar
opponent s. aleyhtar
opponent s. karşıtçı
opponent s. önünde duran
opponent s. önde duran
Ticaret/Ekonomi
opponent i. muarız
Hukuk
opponent i. hasım
Teknik
opponent s. zıt
Anatomi
opponent i. iki vücut bölümünü karşı karşıya getiren kas
opponent s. iki vücut bölümünü karşı karşıya getiren (kas)
Dilbilim
opponent i. karşıçıkan
opponent s. karşıtdaş
Spor
opponent i. (takım sporlarında) rakip takım oyuncusu
Osmanlıca
opponent i. muteriz
Eski Kullanım
opponent i. akademik tartışmayı bir tez veya sava saldırarak başlatan kimse

"opponent" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
devious opponent i. sinsi rakip
moderate opponent i. ılımlı muhalif
see someone as an opponent f. rakip görmek
see someone as an opponent f. rakip olarak görmek
elbow the opponent f. rakibine dirsek atmak
forgive one's opponent f. rakibini affetmek
wipe one's opponent off the field f. rakibini sahadan silmek
without an opponent s. rakipsiz
Bilgisayar
new opponent i. yeni rakip
opponent's turn i. rakibinizin sırası
opp (opponent) kısalt. rakip
opp (opponent) kısalt. düşman
Psikoloji
opponent process theory i. karşıt süreç teorisi
Futbol
opponent teams i. rakip takımlar
distract the opponent f. rakibini şaşırtmak
get the ball from one's opponent f. topu rakibinden almak
Voleybol
opponent court i. rakip alan
opponent team i. karşı takım
opponent reception i. karşı manşet