panik - Türkçe İngilizce Sözlük

panik

"panik" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 14 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
panik panic i.
The recent drop caused panic selling.
Son düşüş panik satışlarına neden oldu.

More Sentences
Genel
panik stampede i.
Falling interest rates have led to a stampede to buy property.
Düşen faiz oranları mülk satın alma konusunda paniğe yol açtı.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
panik panic s.
The recent drop caused panic selling.
Son düşüş panik satışlarına neden oldu.

More Sentences
Psikoloji
panik panic s.
The recent drop caused panic selling.
Son düşüş panik satışlarına neden oldu.

More Sentences
Genel
panik tailspin i.
panik flap i.
panik scare i.
panik tailspin i.
panik amaze [obsolete] i.
panik lather i.
panik cow [scotland] i.
panik panicky s.
panik panic-stricken s.
panik panical [obsolete] s.

"panik" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 111 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
panik atak panic attack i.
panik yapmak panic f.
Genel
panik yaratan kimse alarmist i.
panik yaratan kimse panicmonger i.
panik saldırısı panic attack i.
panik odası panic room i.
panik duygusu feeling of panic i.
panik kolu panic bar i.
panik halinde olma affrightment [obsolete] i.
panik olma affrightment [obsolete] i.
panik yaratan kimse terrorist i.
panik satın alma panic buying i.
panik hali gast [scotland] i.
panik yaratmak cause a panic f.
panik olmak affect with panic f.
panik yaratmak stampede f.
panik halinde kaçmak stampede f.
panik olmak feel panicked f.
panik olmak panic f.
panik yapmak dither f.
panik yapmak alarm f.
panik yaptırmak blitz f.
panik olmak scruple f.
panik yapmak spur f.
panik yapmak panic f.
panik halinde olmak flap f.
panik yaratan alarming s.
panik yaratan alarmist s.
panik yaratan bloodcurdling s.
panik yapmış frazzled s.
panik yaratmayan unalarming s.
panik yaratan dismayful s.
panik yaratan fearful s.
panik kaynaklı panicky s.
panik yapan panicked s.
panik ile öne çıkan panicky s.
panik ile ilgili panical [obsolete] s.
panik kaynaklı panic s.
panik kaynaklı panical [obsolete] s.
panik ile ilgili panic s.
panik ile ilişkili panicky s.
panik hâlinde frantic s.
panik bir halde panickingly zf.
panik halinde in panic zf.
panik yaratarak dismayfully zf.
panik şekilde panically zf.
panik kaçışı stampede N.
Öbek Fiiller
(birinde bir şey yaparak) panik yaratmak panic (one) by (doing something) f.
(bir şey) karşısında panik olmak panic at (something) f.
(bir şey) karşısında panik yapmak panic at (something) f.
(bir yerden) panik halinde kaçışmak stampede out of (some place) f.
Konuşma Dili
herkes panik yapar everybody panics i.
uçakta oksijen maskelerinin tavandan açılıp düşmesinin yarattığı panik rubber jungle i.
panik halinde kalakalmak drenched in panic f.
panik duygusundan kurtulmak get rid of the feeling of panic f.
(testten önce/test esnasında) panik yapmak choke f.
Deyim
panik yaratma taktiği alarmist tactics i.
bir panik hissi a sinking feeling i.
bir/o panik hissi that sinking feeling i.
panik hissi a sinking feeling i.
bir/o panik hissi that sinking feeling i.
panik hissi a sinking feeling i.
panik yapmamak keep one's head f.
panik etmemek keep one's head f.
panik yapmamak keep a cool head f.
panik yapmak get a lather f.
panik yapmak get into a lather f.
panik yapmak be in a lather f.
panik yapmamak keep one's wits about one f.
korku ve panik satmak sell fear and panic f.
panik durumuna gelmek get into a spin f.
panik yapmak drop your bundle [australia/new zealand] f.
panik yapmak drop (one's) bundle [australia/new zealand] f.
panik yaratmak ring the bell f.
panik olmak get into a stew f.
panik yapmak work yourself into a lather [uk] f.
panik olmak get in a stew f.
panik atak geçirmek have a panic attack f.
panik yapmamak keep head f.
panik yapmamak keep wits about f.
panik halinde oradan oraya koşturup işleri tamamlamaya çalışmak run around like a headless chicken f.
panik halde all of a dither expr.
panik olmuş in a flap expr.
panik haline into a flat spin expr.
panik haline into a spin expr.
panik haline into orbit expr.
Konuşma
panik yapma don't panic expr.
panik yapmayın don't panic expr.
panik yapma! don't have a cow! expr.
panik yapma! don't panic! expr.
panik yapma! easy does it! expr.
panik yaparsan kalbin durur if you panic your heart's gonna stop expr.
Ticaret/Ekonomi
panik alışverişi panic buying i.
Teknik
panik fren anında tekerleklerin kilitlenmesini önleyen elektronik sistem anti blocker system i.
Bilgisayar
panik butonu panic button i.
Otomotiv
panik frenleme panic stop i.
Medikal
panik bozukluk panic disorder i.
panik hastalık panic disease i.
Psikoloji
psikoz öncesi panik prepsychotic panic i.
panik rahatsızlığı panic disorder i.
panik nöbeti panic attack i.
panik durumu status panicus i.
panik bozukluk panic disorder i.
Botanik
panik otunun yenebilir tahılı panic i.
Tarım
özellikle sığır veya koyunların panik halinde kaçışması breakaway [australia] i.
Sosyal Bilimler
ahlaki panik teorisi moral panic theory i.
ahlaki panik moral panic i.
Edebiyat
shakespeare'in panik, korku anlamında kullandığı bir kelime tirrit i.
Argo
panik krizi panic button i.
panik yapmak bundle [new zealand] f.
İngiliz Argosu
panik yapma play it cool i.