| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | peal i. | gürleme | ||
|
The sudden peal of thunder left no time to cover our ears. Aniden duyulan gök gürlemesi kulaklarımızı kapatmamıza bile fırsat bırakmadı. More Sentences |
||||
| Genel | peal i. | gürültü | ||
|
We heard a peal of laughter. Bir kahkaha gürültüsü duyduk. More Sentences |
||||
| Genel | peal i. | çan sesi | ||
|
A peal of church bells rang out in the distance. Uzaklardan kilise çanlarının sesi duyuluyordu. More Sentences |
||||
| Genel | peal f. | yankılanmak | ||
|
His voice pealed out from the next room. Sesi yan odada yankılanıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | peal f. | çınlamak | ||
|
The church's bell started to peal. Kilise çanı çınlamaya başladı. More Sentences |
||||
| Genel | peal i. | çan takımı | ||
| Genel | peal i. | yüksek ve devamlı ses | ||
| Genel | peal i. | top gümbürtüsü gibi ses | ||
| Genel | peal i. | gök gürlemesi gibi ses | ||
| Genel | peal i. | çan sesleri | ||
| Genel | peal i. | çan çınlaması | ||
| Genel | peal i. | yedi çanın çıkardığı ses | ||
| Genel | peal i. | yedi çanlık çınlama | ||
| Genel | peal i. | kısa çan performansı | ||
| Genel | peal i. | çanın kısa süreli çalması | ||
| Genel | peal i. | (çanlar) art arda ahenkle çalınma | ||
| Genel | peal f. | çan çalmak | ||
| Genel | peal f. | çalmak (çan) | ||
| Genel | peal f. | çanların birlikte çalması | ||
| Genel | peal f. | birkaç çanın birlikte çalınması | ||
| Genel | peal f. | çanları çalmak | ||
| Genel | peal f. | çalınmak (çan) | ||
| Genel | peal f. | birkaç çanın art arda çalınması | ||
| Genel | peal f. | tınlamak | ||
| Genel | peal f. | gürültü yapmak | ||
| Genel | peal f. | yüksek ses çıkarmak | ||
| Genel | peal f. | eko yapmak | ||
| Genel | peal f. | aksetmek | ||
| Genel | peal N. | gürültülü ses dizisi | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | peal of bells i. | zil takımı | ||
| Genel | peal of bells i. | zil seti | ||
| Genel | peal out f. | çanları çalmak | ||
| Genel | peal out f. | yüksek sesle gülmek | ||
| Genel | peal [dialect] [uk] f. | dökmek | ||
| Genel | peal [dialect] [uk] f. | fışkırmak | ||
| Genel | peal [dialect] [uk] f. | seslenmek | ||
| Genel | peal [dialect] [uk] f. | dökülmek | ||
| Genel | peal [dialect] [uk] f. | ilgisini çekmek | ||
| Genel | peal [dialect] [uk] f. | başvurmak | ||
| Genel | peal [obsolete] f. | (kulak) gürültüye maruz kalmak | ||
| Genel | peal [dialect] [uk] f. | dışarı taşmak | ||
| Genel | peal [obsolete] f. | (kulağında) çınlamak | ||
| Genel | peal [obsolete] f. | yankılamak | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | peal [british] i. | yavru atlantik somonu | ||
| Deniz Biyolojisi | salmon peal i. | ilk dönen | ||
| Deniz Biyolojisi | salmon peal i. | kışı denizde geçirdikten sonra tatlı suya dönen yavru somon | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | ring a peal f. | çan müziğinde çeşitli değişiklikler yapmak | ||