perceive - Türkçe İngilizce Sözlük

perceive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

perceive — Definition

Anlamı ve Tanımı:
algılamak, fark etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /pərˈsiːv/ – BrE /pəˈsiːv/)
Terim Türü:
Fiil: perceive (perceives – perceived – perceiving)
Duyular veya zihinsel süreç yoluyla bir şeyi kavramayı bildiren fiildir. Latince percipere (“tam olarak almak”) kökünden evrilen sözcük, bilinçli farkındalık vurgusu taşır. Psikoloji, bilişsel bilim ve iletişim çalışmalarında algı süreçlerini tanımlamak için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
notice, discern
Zıt Anlamlılar:
overlook, miss

"perceive" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
perceive f. algılamak
How do women perceive cuts, and how are they affected by them?
Kadınlar kesintileri nasıl algılıyor ve bunlardan nasıl etkileniyor?

More Sentences
Genel
perceive f. görmek
The author of the report perceives helping employers as a need.
Raporun yazarı işverenlere yardım etmeyi bir ihtiyaç olarak görüyor.

More Sentences
perceive f. algılamak
How do women perceive cuts, and how are they affected by them?
Kadınlar kesintileri nasıl algılıyor ve bunlardan nasıl etkileniyor?

More Sentences
perceive f. algılanmak
He is often perceived to be confident, but he is actually very shy.
Genellikle kendine güvenen biri olarak algılanır ama aslında çok utangaçtır.

More Sentences
perceive f. fark etmek
I am unable to perceive her mood changes.
Onun ruh halindeki değişiklikleri fark edemiyorum.

More Sentences
perceive f. seçmek
perceive f. idrak etmek
perceive f. müdrik olmak
perceive f. farketmek
perceive f. kestirmek
perceive f. sezmek
perceive f. hissetmek
perceive f. farkına varmak
perceive f. ayrımsamak
perceive f. sezinlemek
perceive f. anlamak
perceive f. kavramak
Teknik
perceive f. anlamak
perceive f. kavramak

"perceive" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
failure to perceive i. algılayamama
perceive the difference f. farkı anlamak
perceive by touch f. dokunarak anlamak
perceive the smell of f. kokusunu almak
perceive something as a threat f. tehdit olarak görmek
cannot perceive f. idrak edememek
perceive a sound f. bir ses algılamak
perceive [obsolete] f. almak
Öbek Fiiller
perceive as f. olarak algılamak
perceive (someone or something) as (something) f. (birini/bir şeyi bir şey) olarak düşünmek
perceive (someone or something) as (something) f. (birini/bir şeyi bir şey) olarak algılamak
perceive (someone or something) as (something) f. (birini/bir şeyi bir şey) saymak
perceive (someone or something) as (something) f. (birini/bir şeyi bir şey) olarak görmek