piksel - Türkçe İngilizce Sözlük

piksel

"piksel" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Bilgisayar
piksel pixel i.
The high-resolution display contained millions of pixels.
Yüksek çözünürlüklü ekranda milyonlarca piksel vardı.

More Sentences
Telekom
piksel pixel i.
The high-resolution display contained millions of pixels.
Yüksek çözünürlüklü ekranda milyonlarca piksel vardı.

More Sentences
Otomotiv
piksel pixel i.
The high-resolution display contained millions of pixels.
Yüksek çözünürlüklü ekranda milyonlarca piksel vardı.

More Sentences
Genel
piksel picture element i.
Bilgisayar
piksel picture element i.
Televizyon
piksel pix i.

"piksel" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 27 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
alt piksel subpixel i.
Teknik
piksel haritası pixel map i.
etkin piksel algılayıcısı active pixel sensor i.
alan birimi başına çok sayıda piksel içeren (raster tabanlı görüntü) high-resolution s.
Bilgisayar
gerçek piksel sayısı actual pixels i.
piksel haritası pixel map i.
piksel çapı pixel diameter i.
piksel kılavuzu pixel grid i.
görüntü öğesi piksel pixel i.
piksel deseni pixel pattern i.
piksel kaydırma pixel shifting i.
piksel çözünürlük pixel resolution i.
piksel temelli görüntü raster graphic i.
piksel temelli görüntü bitmapped image i.
bilgisayar tabanlı yazı tipinde görsel olarak çekici piksel tabanlı çıktı oluşturmak için yazı tipi hattının değiştirilmesine ilişkin bilgi hint i.
bilgisayar tabanlı yazı tipinde görsel olarak çekici piksel tabanlı çıktı oluşturmak için yazı tipi hattının değiştirilmesine ilişkin bilgi hinting i.
piksel piksel pixel to pixel zf.
piksel olarak in pixels expr.
piksel cinsinden in pixels expr.
resminiz için izin verilen maksimum genişlik ve yüksekliği piksel cinsinden girin enter the maximum width and height in pixels that are allowed for your image expr.
Bilişim
piksel aralığı pixel pitch i.
piksel yoğunluğu pixel density i.
piksel yapısı pixel structure i.
Engineering
(piksel verisinin) tahmini değerlerini büyütülmüş görüntüyü netleştirmek için piksel dizisine eklemek interpolate f.
Argo
dijital bir görüntüyü piksel piksel/en ince ayrıntısına kadar inceleyip düzelten kimse pixel peeper i.
dijital bir görüntüyü piksel piksel/en ince ayrıntısına kadar inceleyip düzeltme pixel peeping i.
dijital bir görüntüyü piksel piksel/en ince ayrıntısına kadar inceleyip düzeltmek pixel peep f.