placed - Türkçe İngilizce Sözlük

placed

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

placed — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yerleştirilmiş
Okunuş (IPA):
(AmE /pleɪst/ – BrE /pleɪst/)
Terim Türü:
Sıfat: placed
Bir şeyin belirli bir konuma konmuş olduğunu belirten sıfat-fiildir. Place fiilinden türeyen yapı, konumsal sonuç vurgusu taşır. Spor sıralamaları, organizasyon şemaları ve anlatı betimlemelerinde sonuç durumunu ifade etmek için kullanılmaktadır.
Eş Anlamlılar:
positioned, located
Zıt Anlamlılar:
displaced

"placed" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 4 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
placed s. yerleştirilmiş
All the books Otto had collected were placed on shelves.
Otto'nun toplamış olduğu tüm kitaplar raflara yerleştirilmişti.

More Sentences
placed s. konulan
I find that the motion for a resolution placed before us for our vote is not sufficiently clear.
Oylamamız için önümüze konulan karar önergesinin yeterince açık olmadığını düşünüyorum.

More Sentences
placed s. (-e göre) konumlandırılmış
placed s. konumda

"placed" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 62 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
be placed f. tabela yapmak
be placed f. koyulmak
be placed f. tabela yapmak (at yarışı)
be placed (in a competition) f. dereceye girmek
be placed in a hospital f. hastaneye yatırılmak
be placed near the top f. ilk sıralarda yer almak
be placed on the top f. ilk sırada yer almak
be placed into orbit f. yörüngeye yerleştirilmek
be placed f. yerleştirilmek
be placed in a foster home f. bir koruyucu aileye verilmek
highly placed s. kıdemli
well-placed s. iyi yerleştirilmiş
Konuşma Dili
be well, ideally, better placed for something/to do something f. yeri güzel, uygun, iyi olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. bir şey için/bir şeyi yapmak için iyi bir fırsatı/şansı olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. bir şey için/bir şeyi yapmak için iyi, ideal, daha iyi konumda olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. yeri rahat, elverişli, yakın olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. bir şey için/bir şeyi yapmak için uygun konumda/yerde olmak
Deyim
be placed on (full) alert f. alarm durumuna geçirilmek
be ideally placed f. doğru/ideal bir pozisyonda/pozisyonu olmak
be ideally placed f. doğru bir yer/konum/pozisyon olmak
be ideally placed f. doğru bir yere/konuma/pozisyona sahip olmak
be ideally placed f. tam yerinde olmak
be better placed f. daha iyi bir yere/konuma/pozisyona sahip olmak
be better placed f. daha iyi/uygun bir yer/konum/pozisyon olmak
be better placed f. daha iyi konumda olmak
be ideally placed f. doğru bir yerde olmak
be ideally placed f. doğru bir konumu olmak
be ideally placed f. doğru bir konumda olmak
be better placed f. daha uygun bir yerde olmak
be better placed f. daha iyi konumu/pozisyonu olmak
be ideally placed f. doğru bir yeri olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. yeri iyi, uygun olmak
be well placed f. konumu iyi olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. konumu iyi, uygun olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. iyi, uygun bir konumda olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. iyi yere dükkan açmış olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. avantajlı, iyi bir konumda olmak
be well placed f. yeri iyi olmak
be well placed f. iyi yere dükkan açmış olmak
be well placed f. iyi yerde olmak
be well placed f. elverişli bir durumda/konumda olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. iyi, uygun yerde olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. iyi, uygun konumlandırılmış olmak
be well placed f. iyi konumlandırılmış olmak
be well placed f. iyi bir konumda olmak
be well, ideally, better placed for something/to do something f. ideal, elverişli bir konumda olmak
Konuşma
the waiter placed the tray and poured tea expr. garson tepsiyi yerleştirdi ve çay doldurdu
Ticaret/Ekonomi
destruction of the product placed on the market i. piyasaya arzın kısıtlanması (güvenli olmayan ürünün)
destruction of the product placed on the market i. piyasaya arzın bertaraf edilmesi
Hukuk
person placed under guardianship i. mahcur
Siyasal
placed sanctions on f. yaptırım altına almak
Teknik
placed sand i. yerine yerleştirilmiş kum
placed rockfill i. serme kaya doygu
placed stone facing i. istifli taş kaplama
placed sand i. dökme kum
placed sand i. yığılmış kum
externally placed waterstop i. dıştan su tutucu bant
hand-placed riprap i. elle yerleştirilmiş anroşman
behaviours of door leaves placed between two different climates i. farklı iki iklim arasına yerleştirilmiş kapı kanatlarının davranışları
behavior under humidity variations of door leaves placed in successive uniform climates i. art arda uniform iklim şartlarına maruz bırakılan kapı kanatlarının nem değişimlerine karşı davranışı
İnşaat
retaining panel placed in front of the doors i. tavana sürgülü iç kapı
Çevre
determination of sound immission from sound sources placed close to the ear i. kulağa yakın yerleştirilmiş ses kaynaklarından gelen ses kirliliğinin belirlenmesi