| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | polarize f. | polarize etmek | ||
|
When electricity is applied, the metal conductors polarize the electrons in the film and store an electric field. Elektrik uygulandığında, metal iletkenler filmdeki elektronları polarize eder ve bir elektrik alanı depolar. More Sentences |
||||
| Genel | polarize f. | kutuplaştırmak | ||
|
Public opinion is sharply polarized on the case. Kamuoyu dava konusunda şiddetle kutuplaşmış durumda. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | polarize f. | kutuplaşmak | ||
|
The nation is polarized. Ulus kutuplaşmış durumda. More Sentences |
||||
| Teknik | polarize f. | kutuplaştırmak | ||
|
Public opinion is sharply polarized on the case. Kamuoyu dava konusunda şiddetle kutuplaşmış durumda. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | polarize f. | polarize etmek | ||
|
When electricity is applied, the metal conductors polarize the electrons in the film and store an electric field. Elektrik uygulandığında, metal iletkenler filmdeki elektronları polarize eder ve bir elektrik alanı depolar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | polarize f. | kutuplanmak | ||
| Genel | polarize f. | polarmak | ||
| Genel | polarize f. | kutuplamak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | polarize f. | bir ışının titreşimlerini belirli bir yöne çevirmek | ||
| Teknik | polarize f. | kutuplanmak | ||
| Teknik | polarize f. | polarmak | ||
| Teknik | polarize f. | polarizasyon üretmek | ||
| Teknik | polarize f. | ucaylamak | ||
| Teknik | polarize f. | ucaylanmak | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | polarize f. | kutuplamak | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | polarize | polarized s. | ||
|
There are also circularly polarized solutions in which the fields rotate about the normal vector. Alanların normal vektör etrafında döndüğü dairesel polarize çözümler de vardır. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | polarize | polarized s. | ||
|
There are also circularly polarized solutions in which the fields rotate about the normal vector. Alanların normal vektör etrafında döndüğü dairesel polarize çözümler de vardır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | polarize | polarised s. | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | polarize | polarised s. | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | polarize [us] f. | odak noktası olmak | ||
| Genel | polarize [us] f. | temel ilgi konusu olmak | ||
| Genel | polarize [us] f. | (ilgiyi, odağı) toplamak | ||
| Genel | polarize [us] f. | odak noktası görevi görmek | ||
| Genel | polarize [us] f. | (zıt görüş veya prensibe) yönlendirilmek | ||
| Genel | polarize [us] f. | (zıt görüş veya prensibe) bağlanmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | polarize something into something f. | kutuplaştırmak | ||
| Öbek Fiiller | polarize something into something f. | zıt gruplara ayırmak | ||
| Öbek Fiiller | polarize (one group of people) into (two groups of people) f. | (bir grubu) kutuplaştırmak | ||
| Öbek Fiiller | polarize (one group of people) into (two groups of people) f. | (bir grubu) iki karşıt gruba bölmek | ||
| Öbek Fiiller | polarize into f. | karşıt gruplara bölmek | ||
| Öbek Fiiller | polarize into f. | kutuplaştırmak | ||
| Öbek Fiiller | polarize into f. | zıt gruplara ayırmak | ||