divide - Türkçe İngilizce Sözlük

divide

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

divide — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bölmek, ayırmak, paylaştırmak
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈvaɪd/ – BrE /dɪˈvaɪd/)
Terim Türü:
Fiil: divide (divides – divided – dividing)
Bir bütünü parçalara ayırmayı; sayıları bölmeyi; kaynakları paylaştırmayı tanımlar. Latince dividere (“ayırmak”) kökünden gelir; modern kullanımda divide, hem matematiksel işlemin temel fiili hem de toplumsal ayrışmayı anlatan “divide people” gibi metaforların merkezinde yer alır.
Eş Anlamlılar:
split, separate
Zıt Anlamlılar:
unite, merge

"divide" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 61 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
divide f. bölmek
10 divides 500 two times.
10 sayısı 500'ü iki kere böler.

More Sentences
Genel
divide i. ihtilaf
The passing of the bill caused a public divide.
Tasarının kabul edilmesi kamuoyunda bir ihtilafa neden oldu.

More Sentences
divide f. paylaşmak
Tom and Mary divided the apples between them.
Tom ve Mary elmaları aralarında paylaştılar.

More Sentences
divide f. ayrılmak
The road divides here into two.
Yol burada ikiye ayrılıyor.

More Sentences
divide f. ikiye ayırmak
It was then the United Nations which divided the area into a Jewish state and an Arab state.
O dönemde bölgeyi bir Yahudi devleti ve bir Arap devleti olarak ikiye ayıran Birleşmiş Milletler'di.

More Sentences
divide f. bölüştürmek
She divides her energy between art and charity work.
Enerjisini sanat ve hayır işleri arasında bölüştürüyor.

More Sentences
divide f. bölünmek
Intense mental activity is recommended to be divided into equivalent time stages.
Yoğun zihinsel aktivitenin eşdeğer zaman aşamalarına bölünmesi tavsiye edilir.

More Sentences
divide f. dağıtmak
He divided one million dollars among his five sons.
O, bir milyon doları beş oğlu arasında dağıttı.

More Sentences
divide f. paylaştırmak
His estate was divided among his children.
Mirası çocukları arasında paylaştırılmıştır.

More Sentences
divide f. ayırmak
They divided the project into three phases.
Projeyi üç aşamaya ayırdılar.

More Sentences
divide f. ihtilafa düşürmek
Issues that divided the committee have now been settled.
Komiteyi ihtilafa düşüren meseleler artık çözüme kavuşturulmuştur.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
divide f. bölmek
10 divides 500 two times.
10 sayısı 500'ü iki kere böler.

More Sentences
divide f. dağıtmak
He divided one million dollars among his five sons.
O, bir milyon doları beş oğlu arasında dağıttı.

More Sentences
Mantık
divide f. ayrım yapmak
There can be no artificial divide between humanitarian aid and military action.
İnsani yardım ile askeri harekât arasında yapay bir ayrım yapılamaz.

More Sentences
Coğrafya
divide i. boşaltma havzası
There were a flock of birds flying over the divide.
Boşaltma havzasının üzerinde uçan bir kuş sürüsü vardı.

More Sentences
Eski Kullanım
divide f. paylaşmak
Tom and Mary divided the apples between them.
Tom ve Mary elmaları aralarında paylaştılar.

More Sentences
Genel
divide i. yaşam ile ölüm arasındaki çizgi
divide i. (mecazi anlamda) kırılım
divide i. (mecazi anlamda) uçurum
divide i. (ganimet, varlık) bölünme
divide i. bölünme noktası
divide i. bölünme çizgisi
divide i. iki grup arasındaki şiddetli anlaşmazlık
divide f. taksim etmek
divide f. sınıflandırmak
divide f. kırışmak
divide f. bozuşmak
divide f. kesmek
divide f. içinden geçmek
divide f. yararak geçmek
divide f. ortak kullanmak
divide f. ortaklaşa sahip olmak
divide f. karşıt taraflara ayırmak
divide f. ihtilafa düşmek
divide f. anlaşmazlığa düşmek
divide f. (doğru üzerinde veya uzantısında) birkaç noktayı tespit etmek
divide f. dallanmak
divide f. çatallanmak
divide f. sapmak
divide f. parçalanmak
divide f. porsiyonlara ayırmak
divide f. paylara bölüştürmek
divide f. (cetvel, termometre üzerinde) tek bir ölçeği işaretlemek
divide f. ayrı tutmak
Ticaret/Ekonomi
divide f. taksim etmek
Siyasal
divide f. karşıt iki gruba ayrılarak oy kullanmak
Teknik
divide f. parçalara ayırmak
Bilgisayar
divide i. bölme
divide i. bilgisayarın gerçekleştirdiği bölme işlemi
divide i. bölme işlemini gerçekleştirme yolu
divide expr. bölü
divide expr. böl
Matematik
divide f. bölünen olmak
divide f. bölme işlemi yapmak
divide f. böleni olmak
Mantık
divide f. (sınıfları veya sınıf terimlerini) soyutlayarak veya kısıtlayarak ayırmak
divide f. ayırt etmek
Biyoloji
divide f. hücre bölünmesi geçirmek
divide f. (kan damarı) dallanmak
Coğrafya
divide i. iki nehir havzası arasındaki set
Eski Kullanım
divide f. payı olmak

"divide" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 90 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
the great divide i. ölüm
great divide i. su havzası
divide and conquer i. böl ve fethet
digital divide i. (bilgisayar, internet) erişimdeki uçurum
great divide i. önemli fark
great divide i. ölüm
great divide i. iki şey arasındaki keskin veya önemli ayrım noktası
great divide i. önemli ayrım
divide into quarters f. dörde bölmek
divide up among f. dağıtmak
divide into two f. ikiye bölmek
divide by three f. üçlemek
divide down the middle f. ikiye bölmek
divide among f. dağıtmak
divide equally f. kardeş payı yapmak
divide unfairly f. haksızca dağıtmak
divide into f. bölmek
divide up into plots f. parsellemek
divide into plots f. parsellemek
divide into quarters f. dört kısma ayırmak
divide up f. bölüşmek
divide up f. hisselere ayırmak
divide the country f. ülkeyi bölmek
divide up f. hisseye ayırmak
divide into pair(s) f. çiftlere bölmek
divide something into two equal parts f. yarı yarıya bölmek
divide something into two equal parts f. iki eşit parçaya bölmek
divide a room f. odayı bölmek
divide by two f. bir sayıyı ikiye bölmek
divide between f. paylaştırmak
divide between f. bölüştürmek
divide into periods f. dönemlere ayırmak
divide the spoils f. ganimeti bölüşmek
Öbek Fiiller
divide the kids into smaller groups f. çocukları daha küçük gruplara ayırmak
divide something (off) f. bir şeyi başka bir şeyden duvarla ayırmak
divide something (off) f. bir şeyi başka bir şeyden bölerek ayırmak
divide something (off) f. bir şeyi bir şeyden ayırmak
divide by f. -e bölmek
divide by something f. bir şeye/sayıya bölmek
divide (something) by (something) f. (bir şeyi bir sayıya) bölmek
divide (something) by (something) f. (bir şeyi bir şeye) bölmek
divide (something) by (something) f. (bir sayıyı bir sayıya) bölmek
divide off f. bir bölgeyi veya araziyi diğerinden ayrı tutmak
İfadeler
divide and rule expr. parçala ve hükmet
divide and conquer expr. böl ve yönet
divide and rule expr. böl ve yönet
divide and rule expr. böl ve hükmet
divide and govern expr. böl ve yönet
divide and conquer expr. böl ve hükmet
divide and govern expr. böl ve hükmet
divide and govern expr. böl ve hükmet
divide and govern expr. böl ve yönet
Deyim
divide something fifty-fifty f. yarı yarıya bölmek
divide something fifty-fifty f. iki eşit parçaya bölmek
cross the great divide f. hakkında rahmetine kavuşmak
cross the great divide f. öte dünyaya göçmek
cross the great divide f. ölmek
cross the great divide f. ahirete göçmek
divide fifty-fifty f. yarı yarıya bölmek
divide fifty-fifty f. iki eşit parçaya bölmek
divide and rule expr. böl ve yönet
divide and conquer expr. böl ve yönet
Siyasal
divide and rule policy i. böl ve yönet politikası
divide the country f. ülkeyi bölmek
divide [uk] f. (parlamento organını) bir husus üzerinde oylamaya çağırmak
divide and rule expr. böl ve yönet
divide et impera expr. böl ve yönet
divide and conquer expr. böl ve ele geçir
Teknik
drainage divide i. su ayrım çizgisi
divide into controlled proportions by volume f. hacimsel olarak kontrollü bölümlere ayırmak
Bilgisayar
zero divide i. sıfıra bölüm
divide error i. bölme hatası
divide down expr. aşağıya doğru böl
divide cells expr. hücreleri böl
divide up expr. yukarıya doğru böl
divide by 0 expr. 0 ile böl
Bilişim
bridging digital divide i. sayısal uçurumu kapatma
digital divide i. sayısal uçurum
Telekom
digital divide i. sayısal uçurum
Coğrafya
great divide i. kıtasal bölünme
great divide i. kuzey amerika kıtasının rocky dağları ile bölünmesi
continental divide i. kıtanın farklı taraflarına dökülen akarsuları ayıran bölünme
continental divide i. kuzey amerika'nın batıya dökülen akarsuları kuzey veya doğuya doğru akanlardan ve güney-güneydoğuya doğru uzananlardan ayıran hat
Müzik
divide [obsolete] f. (melodiyi) bölmek
divide [obsolete] f. süsleyerek şarkı söylemek
divide [obsolete] f. süslü bir tarzda oynamak
Argo
the great divide i. boşanma
great divide i. boşanma
Star Wars
great divide i. büyük ayrık
the divide i. ayrım