| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | divide f. | bölmek | ||
|
10 divides 500 two times. 10 sayısı 500'ü iki kere böler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | divide i. | ihtilaf | ||
|
The passing of the bill caused a public divide. Tasarının kabul edilmesi kamuoyunda bir ihtilafa neden oldu. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | paylaşmak | ||
|
Tom and Mary divided the apples between them. Tom ve Mary elmaları aralarında paylaştılar. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | ayrılmak | ||
|
The road divides here into two. Yol burada ikiye ayrılıyor. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | ikiye ayırmak | ||
|
It was then the United Nations which divided the area into a Jewish state and an Arab state. O dönemde bölgeyi bir Yahudi devleti ve bir Arap devleti olarak ikiye ayıran Birleşmiş Milletler'di. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | bölüştürmek | ||
|
She divides her energy between art and charity work. Enerjisini sanat ve hayır işleri arasında bölüştürüyor. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | bölünmek | ||
|
Intense mental activity is recommended to be divided into equivalent time stages. Yoğun zihinsel aktivitenin eşdeğer zaman aşamalarına bölünmesi tavsiye edilir. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | dağıtmak | ||
|
He divided one million dollars among his five sons. O, bir milyon doları beş oğlu arasında dağıttı. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | paylaştırmak | ||
|
His estate was divided among his children. Mirası çocukları arasında paylaştırılmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | ayırmak | ||
|
They divided the project into three phases. Projeyi üç aşamaya ayırdılar. More Sentences |
||||
| Genel | divide f. | ihtilafa düşürmek | ||
|
Issues that divided the committee have now been settled. Komiteyi ihtilafa düşüren meseleler artık çözüme kavuşturulmuştur. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | divide f. | bölmek | ||
|
10 divides 500 two times. 10 sayısı 500'ü iki kere böler. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | divide f. | dağıtmak | ||
|
He divided one million dollars among his five sons. O, bir milyon doları beş oğlu arasında dağıttı. More Sentences |
||||
| Mantık | ||||
| Mantık | divide f. | ayrım yapmak | ||
|
There can be no artificial divide between humanitarian aid and military action. İnsani yardım ile askeri harekât arasında yapay bir ayrım yapılamaz. More Sentences |
||||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | divide i. | boşaltma havzası | ||
|
There were a flock of birds flying over the divide. Boşaltma havzasının üzerinde uçan bir kuş sürüsü vardı. More Sentences |
||||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | divide f. | paylaşmak | ||
|
Tom and Mary divided the apples between them. Tom ve Mary elmaları aralarında paylaştılar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | divide i. | yaşam ile ölüm arasındaki çizgi | ||
| Genel | divide i. | (mecazi anlamda) kırılım | ||
| Genel | divide i. | (mecazi anlamda) uçurum | ||
| Genel | divide i. | (ganimet, varlık) bölünme | ||
| Genel | divide i. | bölünme noktası | ||
| Genel | divide i. | bölünme çizgisi | ||
| Genel | divide i. | iki grup arasındaki şiddetli anlaşmazlık | ||
| Genel | divide f. | taksim etmek | ||
| Genel | divide f. | sınıflandırmak | ||
| Genel | divide f. | kırışmak | ||
| Genel | divide f. | bozuşmak | ||
| Genel | divide f. | kesmek | ||
| Genel | divide f. | içinden geçmek | ||
| Genel | divide f. | yararak geçmek | ||
| Genel | divide f. | ortak kullanmak | ||
| Genel | divide f. | ortaklaşa sahip olmak | ||
| Genel | divide f. | karşıt taraflara ayırmak | ||
| Genel | divide f. | ihtilafa düşmek | ||
| Genel | divide f. | anlaşmazlığa düşmek | ||
| Genel | divide f. | (doğru üzerinde veya uzantısında) birkaç noktayı tespit etmek | ||
| Genel | divide f. | dallanmak | ||
| Genel | divide f. | çatallanmak | ||
| Genel | divide f. | sapmak | ||
| Genel | divide f. | parçalanmak | ||
| Genel | divide f. | porsiyonlara ayırmak | ||
| Genel | divide f. | paylara bölüştürmek | ||
| Genel | divide f. | (cetvel, termometre üzerinde) tek bir ölçeği işaretlemek | ||
| Genel | divide f. | ayrı tutmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | divide f. | taksim etmek | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | divide f. | karşıt iki gruba ayrılarak oy kullanmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | divide f. | parçalara ayırmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | divide i. | bölme | ||
| Bilgisayar | divide i. | bilgisayarın gerçekleştirdiği bölme işlemi | ||
| Bilgisayar | divide i. | bölme işlemini gerçekleştirme yolu | ||
| Bilgisayar | divide expr. | bölü | ||
| Bilgisayar | divide expr. | böl | ||
| Matematik | ||||
| Matematik | divide f. | bölünen olmak | ||
| Matematik | divide f. | bölme işlemi yapmak | ||
| Matematik | divide f. | böleni olmak | ||
| Mantık | ||||
| Mantık | divide f. | (sınıfları veya sınıf terimlerini) soyutlayarak veya kısıtlayarak ayırmak | ||
| Mantık | divide f. | ayırt etmek | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | divide f. | hücre bölünmesi geçirmek | ||
| Biyoloji | divide f. | (kan damarı) dallanmak | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | divide i. | iki nehir havzası arasındaki set | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | divide f. | payı olmak | ||