| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | split f. | yarmak | ||
|
As I was telling him not to run, he fell and split his head. Tam ben ona koşma derken düşüp kafasını yardı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | split f. | bölmek | ||
|
The outcome of the split vote on Amendment No 654 was as follows. 654 No'lu Değişikliğe ilişkin bölünmüş oylamanın sonucu aşağıdaki gibi olmuştur. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | split f. | ayrılmak | ||
|
On Tuesday we split into two groups. Salı günü iki gruba ayrıldık. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | split s. | ayrık | ||
| Genel | ||||
| Genel | split i. | ayrılık | ||
|
What do you think of the couple’s split? Çiftin ayrılığı hakkında ne düşünüyorsunuz? More Sentences |
||||
| Genel | split i. | çatlak | ||
|
There was a short split in the leg of the table. Masanın bacağında kısa bir çatlak vardı. More Sentences |
||||
| Genel | split i. | anlaşmazlık | ||
|
The new rules caused a serious split within the faculty. Yeni kurallar fakültede ciddi bir anlaşmazlığı neden oldu. More Sentences |
||||
| Genel | split i. | (ilişki) ayrılık | ||
|
He is still depressed due to his recent split with his wife. Karısından ayrıldığı için hâlâ bunalımda. More Sentences |
||||
| Genel | split i. | paylaşım | ||
|
An 80:20 split would be more than fair for a commission. 80:20'lik paylaşım bir komisyon için fazlasıyla adil olacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | split i. | ayrım | ||
|
The split between work and social life seems impossible nowadays. Bugünlerde iş ve sosyal hayat arasında bir ayrım yapmak imkansız görünüyor. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | parçalamak | ||
|
Who first split the atom? Atomu ilk olarak kim parçaladı? More Sentences |
||||
| Genel | split f. | kırmak | ||
|
Tom asked me to help him split firewood. Tom benden odun kırmasına yardım etmemi istedi. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | çatlatmak | ||
|
I have a splitting headache. Başım çatlayacak gibi ağrıyor. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | paylaştırmak | ||
|
The money will probably be split evenly between those two. Para muhtemelen bu ikisi arasında eşit olarak paylaştırılacak. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | paylaşmak | ||
|
We split the Halloween candy with my little sister. Cadılar Bayramı şekerini küçük kız kardeşimle paylaştık. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | kırılmak | ||
|
Tom has split ends. Tom'un saç uçları kırılmış. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | bölüşmek | ||
|
Stolen cigarettes and black market profits are unfairly split. Çalıntı sigaralar ve karaborsa karları adil olmayan bir şekilde bölüşülür. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | yarmak | ||
|
As I was telling him not to run, he fell and split his head. Tam ben ona koşma derken düşüp kafasını yardı. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | bölünmek | ||
|
The coffee table split under the weight of my teenage nephew. Sehpa genç yeğenimin ağırlığı altında ikiye bölündü. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | ayırmak | ||
|
The workbook is split into five categories. Çalışma kitabı beş kategoriye ayrıldı. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | ikiye bölünmek | ||
|
The school split over the theme of the prom. Okuldakiler balonun teması konusunda ikiye bölünmüştü. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | -den ayrılmak | ||
|
It was hard for Anna to see her favorite singer split from the band. En sevdiği şarkıcının gruptan ayrıldığını görmek Anna için çok zordu. More Sentences |
||||
| Genel | split f. | uzamak | ||
|
The cops are coming; we need to split! Polisler geliyor, uzamamız gerek! More Sentences |
||||
| Genel | split s. | çatlak | ||
|
There was a short split in the leg of the table. Masanın bacağında kısa bir çatlak vardı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | split f. | bölmek | ||
|
The outcome of the split vote on Amendment No 654 was as follows. 654 No'lu Değişikliğe ilişkin bölünmüş oylamanın sonucu aşağıdaki gibi olmuştur. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | split i. | bölünme | ||
|
That wording is one on which we may request a split vote and vote against. Bu ifade, oyların bölünmesini talep edebileceğimiz ve karşı oy kullanabileceğimiz bir ifadedir. More Sentences |
||||
| Kimya | ||||
| Kimya | split f. | kırmak | ||
|
Tom asked me to help him split firewood. Tom benden odun kırmasına yardım etmemi istedi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | split i. | boşanma | ||
| Genel | split i. | çatlama | ||
| Genel | split i. | kopma | ||
| Genel | split i. | yarık | ||
| Genel | split i. | ayrılma | ||
| Genel | split i. | yarılma | ||
| Genel | split i. | bozuşma | ||
| Genel | split i. | kıymık | ||
| Genel | split i. | hafiye | ||
| Genel | split i. | yarım parça | ||
| Genel | split i. | yarım şişe içecek | ||
| Genel | split i. | sökük (dikiş yeri üzerindeki) | ||
| Genel | split i. | muhbir | ||
| Genel | split i. | kırık | ||
| Genel | split i. | parçalanma | ||
| Genel | split i. | sökük yer | ||
| Genel | split i. | ispiyoncu | ||
| Genel | split i. | kırılma | ||
| Genel | split i. | (hayvanlarda) kulak küpesi | ||
| Genel | split i. | (her bir yüzünde farklı etiket bulunan) yedi inçlik plak | ||
| Genel | split i. | (bovlingde) iki kukanın arasının boş kalması | ||
| Genel | split i. | cilt kesisi | ||
| Genel | split i. | cilt çatlağı | ||
| Genel | split f. | yarılmak | ||
| Genel | split f. | mahvetmek | ||
| Genel | split f. | parçalanmak | ||
| Genel | split f. | katıla katıla gülmek | ||
| Genel | split f. | çekip gitmek | ||
| Genel | split f. | kılı kırk yarmak | ||
| Genel | split f. | defolup gitmek | ||
| Genel | split f. | bozuşmak | ||
| Genel | split f. | gülmekten yarılmak | ||
| Genel | split f. | yıkmak | ||
| Genel | split f. | çatlamak | ||
| Genel | split f. | bölüştürmek | ||
| Genel | split f. | üleşmek | ||
| Genel | split f. | ince eleyip sık dokumak | ||
| Genel | split f. | kopmak | ||
| Genel | split f. | titizlenmek | ||
| Genel | split f. | -e ayrılmak | ||
| Genel | split f. | (halatı) tel tel ayırmak | ||
| Genel | split f. | (sayı almaya çalışırken) savunma oyuncuları arasında ilerlemek | ||
| Genel | split f. | zıt gruplara ayırmak | ||
| Genel | split f. | muhalif gruplara bölmek | ||
| Genel | split f. | (oyun, yarış) eşit sayıda kazanmak ve kaybetmek | ||
| Genel | split f. | (mührü) ikiye bölmek | ||
| Genel | split s. | çatlamış | ||
| Genel | split s. | ayrılmış | ||
| Genel | split s. | kırık | ||
| Genel | split s. | yarık | ||
| Irregular Verb | ||||
| Irregular Verb | split f. | split - split | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | split f. | ilişiğini kesmek | ||
| Konuşma Dili | split f. | çekilmek | ||
| Konuşma Dili | split f. | ilişkisini sonlandırmak | ||
| Konuşma Dili | split f. | bağını koparmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | split i. | sermaye değişmeden hisse sayısının değiştirilmesi | ||
| Ticaret/Ekonomi | split f. | (şirket hisselerini) daha büyük paylara bölmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | split f. | (şirket hisselerini) dağıtmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | split s. | (hisse) bölünmüş | ||
| Ticaret/Ekonomi | split s. | (hisse) pay edilmiş | ||
| Ticaret/Ekonomi | split s. | (hisse satın alma veya satma talebi) farklı zamanlara dağıtılmış | ||
| Ticaret/Ekonomi | split s. | (kotasyon) on altılık şeklinde sunulan | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | split f. | (oy pusulasında) farklı partilerden adaylara mühür basmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | split i. | plaka tuğla | ||
| Teknik | split i. | yarma | ||
| Teknik | split i. | (cam ürünlerde) dar kesme tasarımı | ||
| Teknik | split i. | bir uçtan diğer uca uzayan cam çatlağı | ||
| Teknik | split f. | (oluklu camı) istenen genişlikte kesmek | ||
| Teknik | split f. | (hava akımını) ayrı akımlara bölmek | ||
| Teknik | split s. | ayrılmış | ||
| Teknik | split s. | bölünmüş | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | split i. | bölme | ||
| Bilgisayar | split i. | yarık | ||
| Bilgisayar | split i. | yarım pencere | ||
| Bilgisayar | split expr. | böl | ||
| Bilişim | ||||
| Bilişim | split s. | (ağ veya kanal) aynı anda birden fazla program yürütmeye çalışırken çöken | ||
| Telekom | ||||
| Telekom | split i. | ayrılma | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | split i. | kurdele | ||
| Tekstil | split i. | şerit kumaş | ||
| Tekstil | split f. | (hayvan derisini) katmanlara ayırmak | ||
| Tekstil | split f. | (hayvan derisini) tabakalara ayırmak | ||
| Ağaç İşleri | ||||
| Ağaç İşleri | split s. | (ahşap) damarla birlikte uzunlamasına kesilmiş | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | split f. | (yelkeni) yırtmak | ||
| Denizcilik | split f. | (yelkeni) parçalamak | ||
| Denizcilik | split f. | (yelken) yırtılmak | ||
| Maden | ||||
| Maden | split i. | (madende) hava akımı | ||
| Maden | split i. | ikincil hava akımı ile havalandırılan maden sahası | ||
| Maden | split i. | ayrık kömür damarı | ||
| Maden | split f. | (madende dikit, sütun) yollara ayırmak | ||
| Psikoloji | ||||
| Psikoloji | split i. | (sınırda kişilik bozukluğunda) bölünme | ||
| Psikoloji | split f. | ayrışım yaşamak | ||
| Psikoloji | split f. | bölünme yaşamak | ||
| Psikoloji | split f. | (sınırda kişilik bozukluğu hastası) gözü dönmek | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | split i. | ikiye kesilerek krem şanti veya tereyağı ve reçelle servis edilen bir tür mayalı ekmek | ||
| Mutfak | split i. | dilim meyve üzerinde servis edilen dondurmalı bir tatlı | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | split f. | (atom veya atom çekirdeğini) yapay olarak parçalamak | ||
| Fizik | split f. | (atom veya atom çekirdeğini) fisyona maruz bırakmak | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | split f. | (kimyasal bileşiği) bileşenlerine ayırmak | ||
| Kimya | split f. | ufalamak | ||
| Kimya | split f. | (kimyasal bileşikleri) basit bileşiklere ayırmak | ||
| Kimya | split f. | (kimyasal bileşiklere) piroliz uygulamak | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | split i. | bitki soğanı üzerinde gelişen ufak soğancık | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | split f. | (tepeyi, sırtı) yükselti oluşacak şekilde sürmek | ||
| Tarım | split f. | (tepeyi, sırtı) sıralı sürmek | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | split s. | ayrık | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | split i. | hırvatistan'ın güneyinde bir liman kenti | ||
| Spor | ||||
| Spor | split i. | (kroket oyununda) iki topun farklı yönlere gönderildiği bir vuruş | ||
| Spor | split i. | (sporcunun) yarış süresi | ||
| Voleybol | ||||
| Voleybol | split i. | yarma | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | split i. | (faro oyununda) eş değer iki kartın aynı ele gelmesi | ||
| İskambil | split i. | (kart oyununda) bir kart karıştırma şekli | ||
| İskambil | split i. | eşit kart dağılımı | ||
| İskambil | split f. | (kart çiftini) elden çıkarmak | ||
| İskambil | split f. | (kart destesi) eşit dağılmak | ||
| İskambil | split f. | (faro oyununda eşdeğer iki kart) aynı elde gelmek | ||
| Matbaa | ||||
| Matbaa | split s. | (renkli baskı) mürekkep merdanesi ile yapılan | ||
| Matbaa | split s. | (renkli baskı) aynı anda birden fazla renk püskürtülen | ||
| Kuşbilim | ||||
| Kuşbilim | split s. | (kafes kuşu) heterozigot gen taşıyan | ||
| Argo | ||||
| Argo | split f. | kalleşlik etmek | ||
| Argo | split f. | yarı yolda bırakmak | ||
| Argo | split f. | ispiyonlamak | ||
| Argo | split f. | hainlik yapmak | ||
| Argo | split f. | güvenini boşa çıkarmak | ||