separate - Türkçe İngilizce Sözlük

separate

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"separate" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 57 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
separate f. ayırmak
One issue that separates us is the civil war in Chechnya.
Bizi ayıran bir konu da Çeçenistan'daki iç savaş.

More Sentences
separate s. ayrı
This makes it impossible for us in the EU to isolate ourselves and conduct a completely separate agricultural policy.
Bu durum AB'de kendimizi izole etmemizi ve tamamen ayrı bir tarım politikası yürütmemizi imkansız hale getirmektedir.

More Sentences
separate f. ayrılmak
It was clear too on the need to separate internal audit from financial control.
İç denetimin mali kontrolden ayrılması gerektiği de açıktı.

More Sentences
separate s. ayrık
Genel
separate f. dağılmak
Clusters of galaxies will disband and separate.
Galaksi kümeleri dağılacak ve ayrılacak.

More Sentences
separate f. ayrıştırmak
The environmental impact should be clear if the public are to continue to be motivated to separate their waste.
Halkın atıklarını ayrıştırma konusunda motive edilmeye devam edilmesi için çevresel etkinin açık olması gerekmektedir.

More Sentences
separate f. ayırmak
One issue that separates us is the civil war in Chechnya.
Bizi ayıran bir konu da Çeçenistan'daki iç savaş.

More Sentences
separate f. yolları ayırmak
And if that is not possible, we will go our separate ways!
Ve eğer bu mümkün değilse, yollarımızı ayıracağız!

More Sentences
separate s. farklı
This is separate from the styles that you applied to the headings in your document.
Bu, belgenizdeki başlıklara uyguladığınız stillerden farklıdır.

More Sentences
separate s. ayrı
This makes it impossible for us in the EU to isolate ourselves and conduct a completely separate agricultural policy.
Bu durum AB'de kendimizi izole etmemizi ve tamamen ayrı bir tarım politikası yürütmemizi imkansız hale getirmektedir.

More Sentences
Hukuk
separate s. ayrı
This makes it impossible for us in the EU to isolate ourselves and conduct a completely separate agricultural policy.
Bu durum AB'de kendimizi izole etmemizi ve tamamen ayrı bir tarım politikası yürütmemizi imkansız hale getirmektedir.

More Sentences
Teknik
separate s. ayrı
This makes it impossible for us in the EU to isolate ourselves and conduct a completely separate agricultural policy.
Bu durum AB'de kendimizi izole etmemizi ve tamamen ayrı bir tarım politikası yürütmemizi imkansız hale getirmektedir.

More Sentences
Genel
separate i. ayırma işareti
separate f. ayrışmak
separate f. aralamak
separate f. ayırt etmek
separate f. tecrit etmek
separate f. ayrı yaşamak
separate f. kopmak
separate f. çıkmak
separate f. ayrı tutmak
separate f. kaymağını almak
separate f. yollarını ayırmak
separate f. mekana dağıtmak
separate f. zamana yaymak
separate f. dağıtmak
separate f. serpmek
separate s. bireysel
separate s. ayırma
separate s. ayrılmış
separate s. ayrılma
separate s. ferdi
separate s. müstakil
separate s. münferit
separate s. cisimsiz
separate s. ruhani
separate s. maddi olmayan
separate s. tinsel
Hukuk
separate i. mahfuz
separate s. bölünmüş
Teknik
separate i. ayırma işleminde elde edilen belirli boyut veya derecedeki toprak partikülü grubu
separate f. bölmek
Medikal
separate f. (vücut bölümünü) kemiğin yerine başka kemik yerleştirerek yerinden çıkarmak
Matematik
separate f. (diferansiyel denklemin değişkenlerini) bağımsız ve bağımlı değişkenlerin diferansiyelleri yalnızca bu değişkenlerin fonksiyonları olacak şekilde yazmak
Dini
separate i. 1740-42 amerikan canlanma hareketi sırasında dinde canlanma ve duygusallığı tercih eden grubun üyesi olan kimse
separate i. 1740-42 amerikan canlanma hareketinden doğan baptist mezhebine mensup bir grubun üyesi
Matbaa
separate i. ayrıbasım
Eski Kullanım
separate f. özel bir amaç için ayırmak
separate f. seçmek
separate f. tahsis etmek
separate f. adamak
separate f. yaymak
separate f. salgılamak
separate s. diğer insanlardan ayrıma ile nitelenen
separate s. tek başına
separate s. tecrit edilmiş
separate s. inzivaya çekilmiş

"separate" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
separate poperty i. ayrılık mülkiyeti
a separate cell i. ayrı bir hücre
separate system i. ayrı sistem
separate house i. müstakil konut
separate house i. müstakil ev
separate into f. ayırmak
separate into grains f. tanelemek
separate into fractions f. küçük parçalara ayırmak
separate into segments f. dilimlemek
separate into factions f. hizipleşmek
consider something separate f. ayrı tutmak
keep (someone/something) separate f. ayrı tutmak
remain separate f. ayrı kalmak
separate from his wife f. karısından ayrılmak
separate from one's spouse f. eşinden ayrılmak
separate from her husband f. kocasından ayrılmak
separate out f. filtrelemek
separate out f. ayırıp kenara koymak
separate out f. arasından seçmek
separate out f. elekten geçirmek
hold separate f. ayrı tutmak
separate legally f. resmi olarak ayrılmak
separate legally f. yasal olarak ayrılmak
keep the drinking water separate f. içme suyunu ayrı tutmak
separate someone from someone else f. birini başka birinden ayırmak
separate from/divorce/split up with one's husband/wife/spouse f. eşinden ayrılmak
imprison someone in a separate cell f. birini ayrı bir hücreye kapamak/hapsetmek
separate a room (with a partition) f. odayı bölmek
live in separate houses f. ayrı evlerde yaşamak
imprison someone in a separate cell f. birini ayrı bir hücreye kapamak/hapsetmek
quite separate s. apayrı
divided into separate articles s. madde madde
sep (separate) s. ayrılmış
sep (separate) s. ayrı
under separate cover zf. ayrı olarak
under separate cover zf. ayrı bir zarfta
in separate parts zm. bölük bölük
Öbek Fiiller
separate the kids into smaller groups f. çocukları daha küçük gruplara ayırmak
separate something off f. bir şeyi bir şeyden ayırmak
separate something off from something f. bir şeyi bir şeyden ayırmak
separate something out of something f. bir şeyi bir şeyden ayırmak
separate something out f. bir şeyi bir şeyden ayırmak
separate off from something f. -den ayrılmak
separate from f. -den ayrılmak
separate out of (something) f. (bir şeyden) ayırmak
separate off from f. -den ayırmak
separate out of (something) f. (bir şeyden) ayrılmak
separate from f. -den ayırmak
separate off f. -den ayırmak
separate off f. -den ayrılmak
separate off (from someone or something) f. (birinden/bir şeyden) ayrılmak
separate off from f. -den ayrılmak
separate into (something) f. daha küçük (gruplara/parçalara) ayrılmak/bölünmek
separate off (from someone or something) f. (birinden/bir şeyden) ayırmak
separate out of f. -den ayırmak
separate from (someone) f. (birinden/eşinden) ayrı yaşamak
separate from (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) ayırmak/koparmak
separate into (something) f. daha küçük (gruplara/parçalara) ayırmak/bölmek
separate out of f. -den ayrılmak
separate from (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) ayrılmak/kopmak
İfadeler
separate but equal expr. ayrı ama eşit
Konuşma Dili
three separate groups i. üç ayrı grup
Deyim
separate the grain from the chaff f. sapı samandan ayırmak
separate the wheat from the chaff f. sapı samandan ayırmak
separate the wheat from the chaff f. sapla samanı birbirinden ayırmak
separate the grain from the chaff f. sapla samanı ayırmak
separate the wheat from the chaff f. değerliyi değersizden ayırmak
separate the wheat from the chaff f. sapla samanı ayırmak
separate the grain from the chaff f. iyiyi kötüden ayırmak
separate the wheat from the chaff f. iyiyi kötüden ayırmak
separate the grain from the chaff f. değerliyi değersizden ayırmak
separate the grain from the chaff f. taneyi kabuğundan ayırmak
separate the wheat from the chaff f. taneyi kabuğundan ayırmak
separate the grain from the chaff f. samanı çöpünden ayırmak
separate the wheat from the chaff f. sapla samanı karıştırmamak
separate the wheat from the chaff f. samanı çöpünden ayırmak
separate the grain from the chaff f. sapla samanı karıştırmamak
separate the sheep from the goats f. sapla samanı ayırmak
separate the men from the boys f. sapla samanı ayırmak
separate the men from the boys f. iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırmak
separate the sheep from the goats f. iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırmak
go one's separate ways f. yollarını ayırmak
go one's separate ways f. ayrılmak
separate the wheat from the chaff f. sapı samanı ayırmak
separate the wheat from the chaff f. sapla samanı birbirinden ayırmak
separate the wheat from the chaff f. değerli insanları beş para etmez insanlardan ayırt etmek
separate the wheat from the chaff f. sapı samanı ayırt etmek
separate the wheat from the chaff f. değerli insanları değersiz insanlardan ayırmak
go your separate ways f. ayrı yönlere gitmek/devam etmek
go your separate ways f. kendi yoluna gitmek
go your separate ways f. yollarını ayırmak
go your separate ways f. ayrılmak
separate wheat from chaff f. sapla samanı ayırmak
separate wheat from chaff f. sapla samanı karıştırmamak
separate wheat from chaff f. taneyi kabuğundan ayırmak
separate wheat from chaff f. değerliyi değersizden ayırmak
separate wheat from chaff f. iyiyi kötüden ayırmak
separate wheat from chaff f. samanı çöpünden ayırmak
separate wheat from chaff f. sapla samanı birbirinden ayırmak
separate fact from fiction f. gerçeği hayalden/yalandan/kurmacadan ayırmak
separate wheat from chaff f. sapı samanı ayırt etmek
separate wheat from chaff f. sapı samandan ayırmak
Konuşma
we must go our separate ways expr. herkes kendi yoluna gitsin
we should go our separate ways expr. herkes kendi yoluna gitsin
let's just go our separate ways expr. herkes kendi yoluna gitsin
Ticaret/Ekonomi
separate corporate existence i. ayrı tüzel varlık
separate financial statements i. bireysel finansal tablolar
separate account i. ayrı hesap
separate column i. ayrı sütun
separate book i. muhasebe dışı defter
under separate cover expr. ayrı bir zarf içinde
as a separate item expr. ayrı bir kalem olarak
Hukuk
separate estate i. evli kadının kocasından ayrı olarak sahip olduğu mülk
separate property i. karı ve kocanın kişisel malları
separate maintenance i. ayrı yaşayan eşe kocası tarafından ödenen nafaka
separate maintenance i. ayrılık nafakası
action for separate maintenance i. kocanın kusuru nedeniyle ayrı yaşamak zorunda kalan eşinin açtığı nafaka davası
divorce based upon living separate i. ayrı yaşama sebebiyle boşanma
Siyasal
separate estate i. mal ayrılığı
the separate but equal doctrine i. ayrı ama eşit doktrini
separate the state from religion f. din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak
Teknik
six separate cylinder heads i. altı ayrı silindir kapağı
separate sewerage i. ayrık kanalizasyon sistemi
separate technical unit i. ayrı teknik ünite
separate spillway i. ayrı dolusavak
separate footing i. münferit sömel
separate exciter i. dıştan uyaran
separate sewerage i. ayrık sistem kanalizasyon
intergrinding and separate grinding i. birlikte ve ayrı öğütme
transformer with two separate secondary windings i. iki ayrı sekonder sargılı transformatör
separate governing oil system i. bağımsız reglaj yağı devresi
separate drive i. bağımsız tahrik
separate excitation i. bağımsız ikaz
separate cooling i. bağımsız soğutma
separate drive i. bağımsız tahrik sistemi
separate excitation s. dıştan ikazlı
Bilgisayar
separate page i. ayrı sayfa
separate text with i. metin ayırıcı
separate device i. ayırma ayarı
separate text at expr. metin ayırıcı
Bilişim
separate chaining hash table i. ayrı ayrı zincirlenmiş anahtarlama tablosu
separate chaining i. ayrı ayrı zincirleme
separate chaining hash table i. ayrı zincirlenmiş anahtarlama tablosu
Telekom
separate channel signaling i. ayrı kanal işaretlemesi
İnşaat
separate house i. müstakil konut
separate house i. müstakil ev
Otomotiv
separate entertainment media players i. bağımsız eğlencelik media oynatıcılar
separate chassis i. ayrık şasi
separate lubrication i. ayrı yağlama
Matematik
separate into factors f. çarpanlara ayırmak